kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 1 Haziran 2007, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
UMUR TALU
Dipsiz Kuyu

Kolay sorular!

Teröristlerin demiryolunu uçurup vagon devirmeleri yüzünden (sayesinde) teröristlere gittiği sanılan silahların ortaya çıkması dünya tarihinde var mıdır?
Peki, kendi askerlerinin de "barışı, parlamentoyu, meşru iktidarı koruduğu" Lübnan'da koalisyon ortaklığı da yapan Hizbullah'a, büyük medyasının kafadan "terörist" dediği ülke bir tanecik midir?
Bir devletin; onca savaş uçağı, silah, asker, bomba, nükleer başlık bulundurduğu bir ülkenin hava sahasını ihlal etti sayılması; o ülkeden komşuya saldırınca ihlal saymayanların, o işgal edilmiş komşudan kalkan uçakların 4 dakikasını mesele yapması normal midir?
Normalse dahi, sivil ve asker yöneticilerin; bölgenin kaderine tüküren 90 nükleer bombayı topraklarımızda, bizden gizleyerek o büyük devlet kumandasında tutması iyi bir şey midir?
Cumhuriyetin, 11'inci cumhurbaşkanını nasıl seçeceğini bilememesi, seçememesi nasıl şeydir?
Daha önce uygulanmayan kuralların hatırlanması ve ilan edilmesi makul mudur?
Peki, öyle oldu diye, hukuk devleti başbakanının feryat figanı mantıklı mıdır?
Hükümete, yargıya muhtıra verenler silahlı diye pek bir şey diyemeyen başbakanın sadece yargıya bindirmesi demokratlık mıdır?
Ya yüksek mahkeme başkanının apartman yönetiminde kavga varmış gibi çıkıp başbakan şikâyet etmesi nedir?
Demokrasinin, cumhuriyetin, Anayasa'nın "üç kuvvet"i arasında olmayan diğer "üç kuvvet"in hükümete, Meclis'e, yargıya müdahalesini "kuvvetler ayrılığı" açısından hiç dert etmeyen ana muhalefetin sadece başbakanı "yargıya müdahale" ile suçlaması adil midir?
Tabii ki, başbakan cenahında da tersi caiz midir?
Yargının neredeyse tüm kuşkulu bombacı yapılanmaları bir bir temize çıkarması hakikaten yargı bağımsızlığı mıdır?
Yıllarca "Sosyal demokrat başka, Demokratik Sol bambaşka" diye ayrı duranların onca yıl birbirine düşman kalması mı yoksa şimdi birleşmesi mi, her ikisi de mi olağandır?
"Solda birleşme" denirken aynı kökten "solcular"ın kapı dışı tutulması, kıdemli sağcılara yer açılması da mı olağandır? "Sol yol" ararken AKP koluna girmek de mi öyledir?
Cumhuriyetçilerin iktidara bindirirken, ABD'nin (ABD'deki Yahudi örgütlerinin ve İsrail'in) en sağcı, en fanatik, laiklikten en uzak, ırkçılık kıyısındaki, dini, etnik önyargı ve yalanlarla düşmanlık, nefret, kin, savaş kışkırtan kesimlerini de referans alması, neredeyse "onlar da neomuhafazakar ama cumhuriyetçi" diye kanka çıkması, akıl mıdır?
İtirazım yok ama, "irtica, mürteci" diye yırtınan bazısının Erbakan Hoca ve ekibini müttefik seçmesi de gel takıl mıdır?
Hak, hukuk, adalet, dürüstlük, doğruluk, namus, ahlak gibi kavramları vitrine koyan iktidarın en sağlam adamının una un katan Maliye Bakanı, en zayıf halkasının ise Abdüllatif Şener olması vicdan mıdır?
Nüfus artarken seçmen sayısının 1 milyon azalması... İktidarın oy oranının birkaç katı milletvekili çıkarmasından yakınanın barajın aynı kalmasında ısrar etmesi... Demokrasi, temsilde adalet, cumhuriyet diye birbirine girenlerin, halkın bir bölümü aman bir kişiyle dahi temsil edilmesin diye uzlaşması... bunca samimiyetsizlikle herkesin sözde ilke mücadelesi yapıyor görünmesi...
Nedir bütün bunlar, nedir?
121 ülkeli "Global barış ve huzur " listesinde birinci Norveç'e 91 sıra uzak, sonuncu Irak'a sadece 19 basamak yakın hale getirilmişseniz;
En huzurlu denen 10 ülkeden 7'sinin bulunduğu AB kenarında debelenen, en huzursuz ülkeye girmek için can atan yöneticileriniz varsa;
"Muasır medeniyet" derken o kırmızı çizgiye yapışmış insanlarınız çoksa;
Üstteki soruların cevabı, evet, hep evettir!