kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Son Dakika
   Yazarlar
   News in English
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Sabah Çocuk
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Bikininin çok parçalı öyküsü
60 yıllık seksapel

İlk kez 60 yıl önce Fransa'da podyuma çıkan bikini, kibar kızların giyemeyeceği bir giysi olarak görülüyordu. Oysa artık en seksi modelleri bile tüm kadınların vazgeçilmezi.

40'lı yılların cesur kadınları
İki parçalı deniz kıyafetlerini 1940'lı yıllarda ilk kez Ava Gardner gibi yıldızların üzerinde gördük. O yılların bikinileri seksilikten uzak olsa da Micheline Bernardini'nin 1946'da giydiği bikini modeli, bugünün en seksi tangalarını aratmıyor.



Bikininin çok parçalı öyküsü

Bugün kadınların vazgeçemediği bikiniyi, 60 yıl önce ilk kez tanıtılacağı defilede 'çok açık' buldukları için mankenler giymemişti. Çözümü podyuma bir striptizci çıkarmakta bulan modaevi, gün gelip tanga giyileceğini herhalde aklından bile geçirmezdi.

Bikini bundan 60 yıl önce, Paris'te havuz başında yapılan bir defilede sahneye çıktı. Ancak günümüzde hemen herkesin giydiği bir plaj giysisi olduğundan, bundan yarım asır önce ilk kez tanıtıldığında nasıl bir etki yarattığını anlamak pek mümkün değil. Ama bilinen şu ki, o gün bikiniyi tanıtmak için seçilen Fransız modeller bu açık mayoyu giymeyi reddetmiş. Ve bu nedenle tasarımcısı defileye manken yerine bir striptizci çıkarmak zorunda kalmış. İşte 60 yıl öncesinden günümüze, önce Riviera'dan Amerika'ya, sonra da tüm dünyaya yayılan bikininin hikâyesi...

Romalı sporcular giyiyordu
Her ne kadar bikini, 1946 yılında bir daha geri dönmemek üzere tarih sahnesine çıkmış olsa da kadınların ilk kez bikini giymesi bu tarihten çok daha öncesine denk geliyor. Örneğin IV. yüzyılda Romalı jimnastikçiler bugünün bikinilerine benzer bir tarzda; yani saç bandı şeklinde üst, normal bikini altı giyip, ayaklarına da halhal takıyorlarmış.

Banyo makinesi kullanılıyordu
20. yüzyılın başlarında denizin nimetlerinden yararlanmak isteyen kadınlar, sahilde kendilerini örtmek için farklı yollar denediler. Viktoryan tarzı 'banyo makinesi' adı verilen, tekerlekler üzerinde tahta çatısı olan bir araç kullanıyorlardı. Günlük kıyafetleriyle bu makinenin içine girip kat kat olan deniz kıyafetlerini giyiyorlardı. Daha sonra banyo makinesini el arabasına benzer sistemle atlar veya insanlar çekiyordu. Kadınlar böylece deniz kıyafetleriyle çevrede görünmeden deniz kıyısına gidiyorlardı.

İlk kolsuz plaj giysisi
Yıllar geçtikçe plaj giysilerinin hatları değişmeye ve daha da küçülmeye başladı. 1907'de Avusturyalı yüzücü ve sessiz film yıldızı Annette Kellerman, Boston'daki Revere Plajı'nda vücuduna oturan kolsuz mayosuyla görüntülenmişti. Bundan sonra sahillerde, artık daha cesur deniz kıyafetleri görülmeye başlandı. 1915 yılından itibaren Amerikalı kadınlar artık tek parça örgü mayolar giyiyordu...

İki parça ama biraz gösterişsiz
1940'lara geldiğimizde iki parçalı mayoların üstü boyundan bağlı, altı ise göbek deliğini ve basenleri kapıyordu. Bikiniye göre çok gösterişli sayılmazdı. O yıllarda Ava Gardner ve Rita Hayworth gibi yıldızlar, Kaliforniya sahillerinde bu tarz mayolarıyla boy gösteriyordu.

Bomba gibi kadınlar
Kelly Killoren Bensimon'un 1940'larda yazdığı The Bikini Book'ta anlattığı gibi, o zamanlarda çekici kadınlar 'bomba' veya 'atom' gibi isimlerle anılıyordu. Louis Reard 'Le bikini' adını verdiği tasarımını 5 Haziran 1946'da tanıtmıştı. Bu da ABD'nin Bikini Atoll'da atom testlerine başlamasından dört gün sonraya denk geliyordu.

Amerika'da kabul edilmesi zor oldu
Kışkırtıcı ismi ve kesimiyle 'le bikini', uluslararası gazetelerin başlıklarını süsledi. Striptizci Reard'ın fotoğrafları artık tüm dünyayı dolaşıyordu. Yine de Amerika'da geleneksel mayo tarzı hâlâ hüküm sürüyordu. Bunu 1947 yapımı My Favorite Brunette filminin afişinde de gözlemlemek mümkün. Çünkü bikiniler minyon ve kısa bacaklı tipik Fransız kadınları için tasarlanmıştı. Oysa ki bazı bikinilerin fazlalıkları örtmesi ve bacakları uzun göstermesi gerekiyordu.

Kibar kızlar bikini giymez

Brigitte Bardot'nun bacaklarının ise uzun görünmeye ihtiyacı yoktu. Yıldızın 1953'te Fransa sahillerinde çekilen bikinili pozları bunun kanıtı. 1957 yılında Sports Illustrated dergisi şöyle yazmıştı: "Birkaç yıl öncesine kadar kibar kızların bikini giyebileceği hayal bile edilemezdi."

Sudan çıkmaya korkuyorlardı
Üç yaz sonra bikini, plajların gözdesi olmuştu. Bu süre boyunca bikini, özel havuzlarda giyildi. Aynı yıllarda Brian Hyland, Itsy Bitsy, Teenie Weenie, Yellow Polka Dot Bikini, sözlü şarkısıyla hit olmuştu. Şarkının ana fikri şuydu: 'Denizden çıkmaya korkuyorum...'

Hollywood bikiniyi keşfediyor

Kısa bir süre sonra tüm dünyada bikini yaygın olarak kullanılmaya başlandı. 1965'te Time dergisine konuşan bir kadın, bikini giymemeyi "Tamamen demode olmak," olarak tanımlıyordu. Ayrıca artık pek çok filmin unutulmaz sahnelerini de bikiniler süslüyordu. Bunların arasında en akılda kalanı, 1962 yapımı Bond filmi olan ve Ursula Andress'in oynadığı Dr. No'ydu.


Karın çekmek değil atletik olmak gerek
Çekilen ilk bikini fotoğraflarının ortak bir özelliği bulunuyor: Mankenlerin hemen hepsi karınlarını içeri çekmiş olarak poz vermişler. Ancak 1970'lerden itibaren bikini fotoğraflarında Cherly Tiegs gibi atletik vücutlu mankenler tercih edildi. Bu görüntüler, kadınlar arasında bir tartışma konusu yarattı: Bikiniyi aslında kim giymeli? Bunun için öncelikli kriterler genç ve mümkünse uzun bacaklı olmaktı. Ancak Maila Mills gibi mayo tasarımcılarının bu konuya eğilmesiyle, ilerleyen yıllarda her yaş ve her vücut tipindeki kadınlar için modeller üretilmeye başlandı.

Uysal ve gösterişsiz
1970'lerde ise Brezilya'da tanga bikini ortaya çıktı. Artık tartışma konusu, kimin bikini giyebileceği değil, kimin tanga giyebileceğiydi... Şimdi bikini ilk çıktığı günkü ihtişamına sahip değil. Her 60 yaşındaki kadın gibi biraz uysal ve gösterişsiz. Ama içi gıcıklayıcı etkisini hâlâ korusa da artık şoke etmiyor.

Derleyen: Ece Koçal

DİĞER YAŞAMA DAİR HABERLERİ
 Yaza damga vuranlar
 Venedik'te aşk bir film gibidir
 Dört mevsim giyilebiliyor
 Çatlak tedavisinde boyama yöntemi
 Güneş tehdit değil keyif olabilir
 Filipinler'den kristal deodorant
 24 saat süreyle deodorant etkili duş köpüğü
 Hobi olarak başladılar şimdi Avrupa'dalar
 Her pazar yollarda...
 İstanbul-New York hattı
 Amerikalılara İstanbul'u tanıtıyor
 Bu defilenin yararı çok
 Sıcak çarpmasına karşı dikkatli olun
 Kenan Doğulu festivaline buyurun
 'Futbolu erkekler zorlaştırıyor'
 Sanata destek kriz tanımaz
 Paso bilgi, paso eğlence yarışması
 İtalyanların ataları Türkler miydi?
 Tek bir iğneyle beş yıl genç kalmak mümkün
    Cumartesi Yazarlar
    Güncel
  » Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
FİLİZ AKIN
Venedik'te aşk bir film gibidir
Filmlerdeki gibi bana...
ALİ POYRAZOĞLU
İnsan sadakatinin krallığı...
Ülkemizde her an her şey...
PROF. DR. ERDEM YEŞİLADA
Göz sağlığı, beslenme ve vitaminler-2
Geçen hafta,...
Superman gel bizi kurtar
Superman gel bizi kurtar
1987'de şanına yakışmayan başarısız bir devam filmiyle sinema...
Ummanda mutfak derdi olmaz!
Teknede mönü planlaması yapılırken öğle yemeklerinde 'annemin...
'Tutku, yaşla şiddete dönüşür'
Ferhan Şaylıman, bir ayda üçüncü baskısını yapan Zaman Geriye Dönmezadlı ilk...
Saatiniz kaç pırlantalı?
Son yıllarda saatin önlenemez yükselişi, ünlü modaevlerini bile saat tasarımına...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.