kapat
30.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Antalya'da güzel günler..

Feride telefon etti.. Sevgili Feride Edige.. "Sana bir iyi bir kötü haberim var" diye..

"Önce kötüyü söyle" dedim.. "Jirayr gidiyor" dedi.. "Tayin oldu.."

Jirayr, Jirayr Keçeçiyan.. Sizlere anlatmıştım. Sheraton'a İstanbul'da 16 yaşında bellboy olarak girip, 20 senede, Antalya Sheraton'un genel müdürlüğüne ulaşan adam.. Feride sayesinde tanışmış, Antalya'da geçirdiğimiz günler sırasında fena halde sevişmiştik. Sadece başarılı bir iş adamı, yönetici değil, harika da bir insandı. Benim genelde dost olmam uzun sürer. Ama dost defterime yazılan da kolay silinmez. Jirayr, kısa sürede ısındıklarımın başında geliyor..

"İyi haberi ver" dedim..

"Kahire'ye gidiyor.. Yöredeki 53 Sheraton'un Satış ve Pazarlama Müdürü oldu.."

Afrika bundan böyle ondan sorulacak. Müthiş bir terfi bu.. Jirayr ve Sheraton için harika.. Ama Türkiye ve benim gibi yakın dostlar için hem de nasıl kayıp..

"İki gün bul, gidip veda edelim" dedi, Feride.. Bulduk.. Ercan Arıklı'ya "Valizini hazırla, dinlenmeye gidiyoruz" dedim.. "Nereye" bile demedi. Onu bir yere götürüyorsam, iyi bir yerdir, bilir.. Sonra Muzo'ya telefon ettim.. Muzaffer (Nupera) Yıldırım.. O da müşterek dost.. "Sen de geliyorsun" diyerek..

Salı gecesi uçtuk.. Cuma sabah döndük.. Harika iki gün geçirerek.. Ötekileri bilmem.. Kafam aylardır nasıl yorulmuş, stres kaslarımı nasıl germiş.. İstanbul'dan uzakta olmak, Sheraton'un Spa'sındaki usta ellere, tüm hücrelerimi teslim etmek, nasıl ama, nasıl iyi geldi..

Ercan'la bana, ikişer gün, dörder saatlik program hazırlamışlar, sabahları.. Buhar odasında buluşuyor, sonra ayrı masajlara yollanıyor, aralarda Tepiderium denen, bizim çarşı hamamlarının soğukluğuna benzer yerde nefes almak için buluşuyoruz..

İkinci gün öğleye doğru Ercan "Bizim zenginler yaşamayı ne derece biliyorlar şüphedeyim" dedi..

"Bilmiyorlar" dedim.. "Böyle bir dinlenme, rahatlama ve hafta başında işe sıfır kilometre ile başlama imkanı, 55 dakikalık bir uçuş mesafesinde dururken, kullanmak akıllarına gelmiyorsa, bildiklerini iddia etmesinler.."

Ben mesela Sakıp Ağa'nın yerinde olsam, ayda bir ailemle burada bir hafta sonu geçirmeyi programa bağlar, farkı da görürüm.. Yetmez.. Belli periyodlarla, tüm üst düzey, yani karar verme makamında olan yöneticileri de yollardım ki, rahatlasınlar, dinlensinler ve pırıl pırıl bir kafayla işlerine dönüp, buraya harcanan parayı misliyle geri getirecek fikirler üretip, doğru kararları zamanında alsınlar..

Sheraton Spa'nın benzeri bizde yok. Jirayr bunları çok uzun süren bir araştırmadan sonra, giderek, görerek seçti getirdi.

Genelde Uzakdoğu masajları yapıyorlar.. Çin, Japon, Tayland, Kore, Hindistan.. Bunlar, Uzakdoğu felsefesine paralel masajlar.. Yin ile Yen.. İyi ile Kötü.. Pozitif ile Negatif.. Parmakların her dokunuşu, sizi hem fiziksel, hem ruhsal "Olumlu"ya götürüyor.. Kullanılan yağlar, amacınıza göre.. Enerji istiyorsanız bir, dinlenme istiyorsanız bir başka çeşit..

Yeni bir masaj gelmiş.. Reflexsology.. Allison Wait yapıyor.. Masaj yapılan yer, sadece ayaklarınız.. Çoğunlukla ayakların altı.. İnsan vücudunun tüm organlarının sinir uçlarının tabanda olduğunu anlatıyor Allison bir yandan tabanınıza dokunurken ve arızalarınızı bu dokunmalarla tespit edip anlatıyor..

"Mideniz, yemek borunuz bugünlerde sizi rahatsız ediyor.." Doğru.. "Belinizde arıza var.." Hem de nasıl doğru.. 35 yıllık disk kaymam, tam yola çıkarken aniden azdı.. "Tam da zamanını buldu" dedim, uçağa iki büklüm binerken.. "Boyun bölgenizde de gerilim fazla.." Aynen öyle..

Daha sonra konuştuk.. Allison, Feride'nin tüm güncel arızalarını da bulmuş, ayni metodla..

Arızalar belirlendikten sonra asıl masaj başlıyor.. Tabanınızda belirli noktaları ovuyor, okşuyor, baskı uyguluyor.. Nasıl içiniz geçiyor.. Nasıl sihirli parmaklar anlatamazsınız.. Bazan dokunup dokunmadığını dahi ayıramıyorsunuz.. İki kez uyuyakaldım, terapi boyunca.. Bir tek ayak tabanı ile bu mucizeleri yaratma, bir Çin terapisi.. Binlerce yıllık.. Belimde ağrı mağrı kalmadı.. Midemdeki beni iki haftadır dürten yanma da bitti.

Aynur Nalbant, Yeliz Orgönül ve Arzu Ataözden, müthiş, ama müthiş masajlar yaptılar iki gün boyu..

İstiridiye Deneyimi, beni sulara teslim etti. Bir su yatağı.. İçinde müthiş su fiskiyeleri.. Üzerinizde de duş delikleri.. Yatak içindeki suyun şiddetini seçiyorsunuz.. Dinleyeceğiniz müziği seçiyorsunuz, üzerinize yağacak yağmuru da keyfinizce ayarlayıp kendinizi sulara bırakıyorsunuz.. Nasıl yuğruluyor, nasıl okşanıyor vücudunuz.. Her hücreniz duyuyor, suyun gücünü, sihrini..

Ercan ertesi gün program değiştirip, İstiridyeye bir daha girdi.. Çıktığında hala Venüs'e pek benzemiyordu ama, nasıl kendine gelmişti.. Ve tabii kreşendo.. İlaheler Masajı.. Dört el masajı bu.. İki masöz, bazan paralel, bazan kontr alıyorlar, vücudunuzu ele.. Muhteşem.. Muh-te-şem..

Sonra..

Sonrası salıya..

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar
Abuzittinciğim, Diyarbakır'da bulunan ve de "Pompasız fışkıran petrol"den bi haber aldığın var mı? Ben haftalardır alamıyorum kardeşim. Şimdiye kadar orada, neredeyse Van Gölü kadar petrol birikmiştir.. Hani sayın Bakan ne demişti: "Günde 600-700 varil kendiliğinden fışkırıyor."

Ne muhteşem, "Kendiliğinden fışkıran, günde 700 varil petrol". İyi ama o zaman mazota benzine niye habire zam yapılıyor? Bi taraftan petrol fışkırsın öte yandan akaryakıt habire zamlansın.. İnsana tuhaf geliyor.. Hayır bi de işin şu tarafı var.. Biliyorsun büyüklerimizin ifadesine göre biz memleket olarak petrol denizinin üzerinde yüzmekteyiz. Şimdi de bu kuyu fışkırtmaya başlamış.. E, zaten üç tarafımız deniz.. Altımız deniz, sağımız solumuz deniz.. Ezkaza boğulmayalım!? Bari şu kuyuyu fışkırtmasınlar, dursun.. Üstelik bu daha pompasız fışkırması.. Sen bi de pompayı taktıktan sonrasını düşün! Acaba yanlış mı düşünüyorum Abuzittinciğim.. Yoksa kuyudan çamurlu su fışkırıyor da birileri bize bunu petrol diye mi yutturmaya çalışıyor?

İlginçtir Başbakan kendiliğinden fışkıran petrol konusunda pek konuşmadı. Belki de vakit bulamamıştır. Çünkü şu günlerde sık sık ziyaretle meşgul.. Geçen gün de AKUT'u ziyaret etmiş. Orada bi kurtarma köpeğinin kafasını okşarken hayvan da elini yalayınca Başbakan karısına dönerek "Rahşan baksana elimi yalıyor!" demiş. Ne var bunda. Köpek bu..Ya koklar, ya yalar, ya da ısırır. Öpüp de başına koyacak değil ya! Isırabilirdi de hani.. Hem nereden bilsin ki ısırsa bi anda şöhret!

Meclis Başkanımız da "Artık emekli olup tavuklarımla uğraşacam" demiş. Tavuk köpeğe göre daha tehlikesiz. Bi kere ısırmaz. Sonra çok masraf istemez... Sayın Başkan da malum lüzumsuz harcamalardan hoşlanmaz. Geçenlerde gazetecilere Meclis'i yönetirken tasarruf kurallarına nasıl uyduğunu anlatıyordu. Mesela onun döneminde, Meclise, 1'i traktör sadece 12 araç alınmış. Benim bildiğim traktörle tarla sürülür, köylüler ot, saman, pancar, pamuk-mamuk taşır.. Bi de ormandan odun çekerler. Traktörün Meclis'te işi ne? Orası tarla mı? Yoksa odun mu saracaklar? Neyse... Büyüklerimizin bi bildiği vardır. Onlar her şeyin en iyisini bilip en iyisini yaparlar. Turizmde de, Avrupa TV'lerine reklam verme kararı almışlar. Olabilecek tüm aksilikler düşünülüp çeşitli sloganlar hazırlanmış. Diyelim Irak savaşı çıktı. Türkiye nin Irak' tan uzakta olduğunu vurgulayan "Akdeniz'desiniz, gülümseyin!" sloganı kullanılacakmış. Harp kızıştı, Irak bi füze de Akdeniz'e fırlattı. O slogan da hazır: "Gülümseyerek ölüyorum.. Akdeniz'deyim!" Bu slogan kafadan on milyon turist çeker.

Münasip yerlerinden öperim Abuzittinciğim. Kardeşin Güneş.

250 kontüre Tarkan..
Çocukken okuduğum bir mitolojik şaka vardı.. Atina'da Olimpos Tanrılarının heykellerini satan bir antikacı varmış.. Tanrı Hermes, tebdil kıyafet kente indiği günlerden birinde, bu dükkana uğramış..

Bakmış.. Zeus heykeli.. 1000 dolar.. Yanında Venüs heykeli.. O da bin dolar.. Aralarında kendi heykeli.. Üzerinde etiket yok..

Hermes "Benimki öyle pahalı ki, turistleri korkutmamak için üzerine fiat koymamışlar" demiş içinden ve merakını yenemeyip dükkanın sahibine sormuş..

"Niye Zeus ve Venüs'te etiket var da, Hermes'te yok.. Hermes kaça?" diye..

Şaka, manzumdu.. Cevap dizeleri aklımdan çıkmaz..

"..bizde bir adettir, babadan..

İkisini alana Hermes gider cabadan!.."

Tarkan'ın son single'ının reklamlarını görünce, bu eski şaka aklıma geldi.

Türkiye'nin uluslararası süper starı bir single yapıyor.

Ve bu plak, 250 cep telefonu kontürü alana, bedava gidiyor!..

Sonra Tarkan süperstar..

Gerçek star imajını bu kadar ucuza satar mı?.

Hadi canım sen de!..

BİZİM DUVAR
Komşunu sev. Ama basılma.Teşekkürler Emel

TEBESSÜM

Fıkra Erkin Usman'dan.
Temel'e sordular: "Ünlü olduğunuzu ne zaman anladınız?"

Temel bir iki düşündü ve yanıtladı: "Bi gece eve geldim. Anahtarı bir türlü bulamadım. Çok sıkışmıştım. Evin duvarına döndüğümde, yoldan geçen biri 'Utanmıyor musun Temel'in duvarını kirletmeye' diye bağırdı."

SEVDİĞİM LAFLAR
Dünyada barışı sağlamak isterseniz politikacıları öldürün yeter, halklar anlaşır. Bernard Shaw



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır