kapat

19.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NEBİL ÖZGENTÜRK(nebilo@sabah.com.tr )


Kalan sağlar bizimdir

Vatan yas tutuyor.. Vatan Hastanesi doluyor! Depremin açtığı yaraları sarmaya ne hastane binaları ne de ameliyathaneler yetiyor... Can pazarı bahçeye taşmış.. Ağaç altlarının her biri ameliyathane..

ACININ BÖYLESİ
Avcılar da tedavi bekleyen hastalar hastane bahçelerine taştı. Ancak asıl felaket İzmit ve Adapazarı'nda yaşanıyor. Hastaneler o kadar doldu ki en ciddi ameliyatlar bile güneş ışığında, doğru dürüst hijyen sağlanamadan yapılıyor.

Vatan topraklarının yarıya yakını çatlıyor, patlıyor... Vatandaş kan ağlıyor, vatan yas tutuyor,, Bu arada, Avcılar "Vatan" Hastanesi dolup taşıyor, "vatandaş"a hayat vermeye çalışıyor...

Koca ülkede, 45 saniye içinde binlerce "ömür" son buluyor..

Birkaç saat sonra ise Bakırköy "Ömür" Hastanesi, yaralı depremzedeleri onarmaya, kurtarmaya başlıyor..(Bu arada ne ilginç ki Düzce'deki Ömür Hastanesi de hasar gördü. Şimdi kendisini onarmaya çalışıyor.)

***

Kolumuz direksiyonda, kulağımız radyoda, bir yandan "ölüm ülkesi"nden gelen (Körfez Bölgesi) haberleri dinliyor bir yandan da depremin avans verdiği İstanbul'daki kimi hastaneleri dolaşıyoruz..

Radyo haberleri, Gölcük'ten, Kocaeli'nden, Yalova'dan ölüm çığlıklarını veriyor canlı canlı.. Saat başı raporlar açıklanıyor.. İl İl, ilçe ilçe..

Genel seçim sonuçlarını verir gibi hem de..,

(Resmi olmayan sonuçlara göre)

İli; Kocaeli..

Açılan enkaz sayısı; 48..

Ölü sayısı; 1480..

Yaralı sayısı; 9250..

Devam ediyor, Yalova'dan, Gölcük'ten Eskişehir'den Avcılar'dan..

Rakamlar dinliyoruz sıkça..

Ve zorlukla Avcılar'a varıyoruz...

Enkazlar semti..

Belli ki "hırsız, uğursuz" müteahhitlerin yaptığı bina enkazları..

("Hırsız, uğursuz"dan söz açtık ya tamamlayalım. 75 ya da 76 yılları olmalı. Üniversite öğrencisiydim, Lice'de yine büyük bir deprem olmuştu.. 3000'e yakın ölü.. İhmalden sözediliyordu, çürük inşaatlardan vs. Hiç unutmuyorum.. Gazeteler koca koca başlıklarla şunu duyuruyordu Ankara'daki yetkililerin ağzından.

"Çürük inşaata önlem geliyor.. Lice Depremi sonrası anlaşıldı ki ve gösterdi ki, depremlerde daha çok hileli binalar yıkılıyor. Bu nedenle falanca partinin başkanlık divanı toplanarak, malzemesi çalınmış, mühendislik hataları içeren binaların yapımını önlemek için bir kanun teklifi hazırlanıyor" Haberler böyle sürüp gidiyordu. Sonraki yıllarda meydana gelen her depremin ardından buna benzer haberler okuyordum ama bir türlü "kanun teklifi"nin tekliften gerçeğe dönüştüğüne ilişkin haber gelmiyordu.)

Neyse, biz yine Avcılar'a dönelim...Her enkazın başında koca koca vinçler.. Askerler, polisler, belediye görevlileri, mal ve can kurtarmaya çalışıyor, iki adım ötede de "ha gayret" diyenler..

"Enkazdan sağ çıkan vatandaş" doğruca Vatan Hastanesi'ne, Ömür Hastanesi'ne..

Ama heyhat..

Vatan Hastanesi'nde bahçede dahi yer kalmamış durumda..

Ameliyathaneler tıka basa dolunca kimi yaralılar bahçede tedavi ediliyor, hatta gerekirse bir ağaç dibinde ameliyata alınıyor..

Örneğin, Hastane yakınında bir enkazdan çıkarılan 10 yaşındaki Onur'un ameliyatı zorunlu olarak Vatan Hastanesi bahçesinde yapılmış..

Yakınları sabah akşam kendilerine "bugün git yarın gel" ya da "kusura bakmayın yerimiz kalmadı" demeyen Dr. Ali Şeker'i hayırla yadedip duruyor..

Dr. Şener, sadece hastanede değil, enkazlarda da vakit buldukça hayat kurtarmaya gayret ediyor..

***

Hoş güzel de, bir de madalyonun öteki yüzü var..

Yaralı ve acılıların yalancısıyız ama bir de "fırsatçı ve yağmacı" hastanelerden sözediliyor..

Çaresiz, umarsız kalmış kimi depremzedeler, önüne çıkan ilk hastaneye yetiştirmiş hastasını ama..

Bir de ne görsün..

Yarım saatlik pansuman ya da dikiş için bir maaş ücret ödemişler..(Yanlış anlaşılmasın, işçi-memur maaşı)

Hem de ameliyat sırasında konfor falan da hak getire!

Yani, palas pandıras, sedyesiz, açık havada tedavi edilmek koşuluyla(!)..

Neyse, ölene ve yaralıya "para yardımı" sözü veren "Devlet-i Ali" buna bir biçimde çare bulacaktır belki..

Sahi, "Devlet-i Ali" dedik de aklıma takıldı..

Hastanelerden dönüyoruz, yine zorlukla, trafik sıkışıklığını aşa aşa..

Çaresiz, radyo haberlerini dinliyoruz yeniden..

Halka "fazilet" ve "refah" vaadeden bir partinin milletvekilinin açıklaması yayınlanıyor haberlerde..

"Bu deprem gösterdi ki, bilim iflas etmiştir, neden Yunanistan'a bir şey olmuyor da bizim vatan toprakları tarumar oluyor.. Biz şimdi Allah'ın izniyle, iman gücümüzle yaralarımızı saracağız evelallah!"

Bilmiyorum, siz bir şey anladınız mı?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır