kapat

19.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


Gözüm acıyor...

Dün halk'ın gayretini anlattım. Bugün halk'tan olmayan'ların gafletini anlatayım.

Evet...

Halk, avuçlarıyla, tırnaklarıyla betonları taşları aşıp, enkaz kaldırma çalışmalarına katılırken, hattâ kendi hayatını bile tehlikeye atarak inanılmaz bir gayret gösterirken, yazıyı yazdığım şu saatlere kadar orada hâlâ devlet yok.

İş makineleri yok.

Vinç yok, kepçe yok.

Taş kıracak veya tel kesecek bir âlet yok... Yok.

*

Bunlar sadece devletin-inhisarında mı?

Hayır.

Türkiye'de yüzlerce büyük müteahhit var... Hepsinin park makinaları var.

Bu beyler, ihale oldu mu, en önde koşarlar. Ama oraya yolladıkları tek bir araç göremedik.

Peki, yiyecek içecek?

Dünya çapında gelişmiş gıda sektörümüz, kamyonlarla paket paket kumanya taşımalıydı, değil mi?

O da yok.

Yahu su yok, ekmek yok.

İşte, halk'ın cansiperâne gayretiyle, halk'tan olmayanlar'ın bu şaşılacak gafleti, dün acı bir feryat halindi yükseldi, Gölcük'ten, Değirmendere'den... Ve öbür yörelerden.

NTV ekibinden Tayfun Talipoğlu'nun röportajları gözümüzü yaşarttı...

Orada bir medya ordusu var, halk var, bir de -her zamanki gibi- Asker var.

Başka kimse yok.

Biliyor musunuz, bir el feneri bile yok.

Kurtarma çalışmalarına katılan vatandaşın biri, yattığı yerden bana bir keser bulun, bana bir çekiç getirin diye bağırıyordu...

Ama keser de yok, çekiç de yok.

*

Evet... Bu yazıyı yazdığım saatlere kadar böyleydi, ama siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde belki vicdan ve iz'an nihayet harekete geçmiş olabilir.

Çok geç...

Gölcük Kaymakamı'nın sesi kulaklarımda:

- Bu enkazın altında binlerce insan var.

Yahu insaf...

Elin oğlu, İsrail'den yetişiyor, Fransa'dan, Almanya'dan yetişiyor... Bizimkiler 50 km'den, 100 km'den yetişemiyor.

İzmit, Adapazarı, Değirmendere, Yalova neresi? Burnumuzun dibi...

Arada tek tük gördüğümüz vinçler, kepçeler varsa da hava kararınca onlar da stop ediyor.

Elektrik yok, telefon yok... Hiçbir şey yok.

*

Ecevit'i dikkatle dinledim, şaşırdım.

Diyordu ki:

- Müteahhitleri suçlamayın. Askeri Karargâh bile çöktü.

İyi ya işte...

Askeri Karargâh bile çöktüğüne göre, asıl müteahhitleri incelemek lâzım. Kim bunlar?

.......

Doğa felâketi'dir, anladık ama, deprem öncesi yıllarca uyarılara kulak verilmediği, deprem sonrası da çalışmalara sür'at ve ciddiyet katılmadığı için, bu sadece doğa felâketi değil, insanlık rezaletidir.

Halk'ın duygusunu ve ona karşın, Halk'tan olmayanlar'ın sömürüsünü, ilk def'a görmüyoruz ki..

Kaldık yine bir vicdân ile cüzdân arasında.

Çok üzgünüm.

Gözüm acıyor.

Son numaraları:
Yine Türk dostu bir batılı, kehanet buyurmuş ki, Türkiye'de 7 nokta bilmem kaç şiddetinde bir deprem daha olacak.

Şunu açıkça söylesene be adam, ey turistler sakın Türkiye'ye gitmeyin diye.

R.T

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır