|
|
|
|
|
|
Astım hastaları deniz kenarında yaşamalı
Bugün dünyada her iki kişiden biri kalp sorunu yaşıyor. Eğer böyle bir sorununuz varsa ya da astım hastasıysanız düzenli olarak deniz kenarında yürüyün.
Nefes alırken zorlanmak astımın çeşitli sinyallerinden biri olabilir. Eğer doğru bir astım tedavisi uygulamak istiyorsanız öncelikle bu hastalığın üç farklı çeşidinin olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bunlar sinirsel astım, bronşlara bağlı astım ve kalp astımı. Her üçünün bulgularını da doğru bir şekilde saptamak gerekiyor. Sinirleriniz pek güçlü değilse ve heyecana meyilli biriyseniz; aynı zamanda astımdan şikayetçiyseniz, bu sinir sisteminizin suçu olabilir. Bu nedenle astım sorununuzu çözmek istiyorsanız, öncelikle sinirlerinizin tedavi edilmesi gerekiyor. Bronşlara bağlı astımı ise iklimle ilgili değişiklikler tetikliyor. İklimde yaşanan bir değişiklik bu tarz astım hastalarını çok etkileyebiliyor. Bunun yanı sıra deniz kenarında yaşamak havadaki iyot oranından dolayı astımın yok olmasını sağlıyor. Astım nöbetlerinin bir diğer sebebi havadaki polenler de olabilir. Bu gibi dönemlerde eğer imkanınız varsa bulunduğunuz bölgeyi değiştirmeye çalışın. Böyle bir imkanınız yoksa tedavinin uzun bir süreç olduğunu söylemek gerekiyor.
HOBİ BULUN Eğer genç yaşlarda bu tarz astımı fark ettiyseniz tedavi imkanı daha da yüksek. Bronşlara bağlı astımın tedavisinde çoğunlukla anti-spazmatik ilaçlar kullanılıyor. Ayrıca rahatlama sağlamak istiyorsanız soğuk suyla banyo yapmak faydalı olacaktır. Akapunktur tedavisinin de olumlu sonuçlar verdiği görülüyor. Kalp astımı da bronşlara bağlı astıma benzer özellikler gösteriyor. Ancak kalp astımı, kalbin zayıflığının bir sonucu. Bu hastalıkta kalbin sol tarafının etkilenmesi kan dolaşımının akciğerler aleyhine dolaşımına sebep oluyor. Kalp astımından şikayetçi olanlar en küçük fiziksel zorlanmada bile nefes almakta zorlanabiliyorlar. Bu hastalığın tedavisi için kalp dolaşım sistemini düzenleyici ilaçlar kullanılmalı. Hayatımızın sonuna kadar bıkıp usanmadan çalışan organımız olan kalp, aslında doğumdan önce de atmaya başlıyor. Bu eşsiz atkiviteyi yapabilen bir makine bulmak mümkün değil. Ancak ne yazık ki dünya üzerindeki insanların yüzde 50'sinin kalbinin çalışma ritminde anormallikler görülüyor. Çünkü modern insanın günlük hayatın koşturması ve stresi içinde asıl sorumluluklarını yerine getirmeye zamanı olmuyor. İşte bu hızlı hayat kalbin yeni zehirleri haline geldi. Bunun için çok klasik bir cümle olsa da kendinize ne kadar zaman ayırdığınız çok önemli. İsviçreli bitki bilimci Alfred Vogel bu durumda resim, müzik, spor gibi bir tane hobinizin olmasına özen göstermeniz gerektiğini söylüyor. Ayrıca hayatın içinde bazı detaylara dikkat etmelisiniz. Örneğin hızlı otomobil kullanmak kalbin en büyük düşmanlarından biri. Kalbe bir diğer zarar da sigaradan geliyor. Kalbin düzenli çalışmasını sağlamak için yapılması gereken ise düzenli olarak yürüyüş yapmak. Yiyip içtiklerinize dikkat etmeniz de gerekiyor.
HER GÜN BİR HAVUÇ Gerekli vitaminleri almak için düzenli olarak meyve tüketmek de çok önemli. Burada ortaya çıkan bir tartışma pastorize meyve sularının, taze meyve kadar faydalı olup olmadığı. Bitkibilimci Vogel, bu meyvesularının vitaminlerinin yok olduğu iddiasına karşı çıkıyor. Yine de tazesini yemenin daha doğru olduğunu ekliyor. Aynı şey konserve yiyecekler için de geçerli. Vogel bu durumda şöyle bir açıklama yapıyor: "Hastanelerde de konserve veya şişe içinde yiyecekler sunuluyor. Eğer onlar zararlı olsaydı, hasta insanlar nasıl iyileşirdi?" İster ham isterse suyu çıkarılmış şekilde olsun, tüketilmesi gereken başlıca sebze, havuç. Her şekilde olursa olsun her gün ilaç niyetine tüketilmesi gerekli. Çocukların genellikle şeklini ve tadını sevmesi de büyük avantaj. Bunun yanı sıra yemeklerde de kullanılmalı. Çünkü 1 kilogram havuçta 2.5 gram potasyum, 300 miligram kalsiyum, 6 miligram demir ve 0.6 miligram bakır bulunuyor. Ayrıca havuçta bulunan karoten zatürreye, çeşitli kalp rahatsızlıklarına, egzemaya ve sedef haslatığına iyi geliyor. Tabii karotenin en çok bilinen faydalı gözlerle ilgili. Özellikle ileri yaşlarda katarakta engel olucu etkisi var.
|
|
|
|
|
|
|
|
|