|
|
|
|
|
|
Gül: Tarihi ancak tarihçiler değerlendirebilir
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ''Parlamentolar, tarihi olaylar hakkında karar alabilecek, yargıya varabilecek kurumlar değildir. Tarihi ancak tarihçiler değerlendirebilir'' dedi.
Gül, TBMM Genel Kurulu'nda ''Tarihte Türk-Ermeni İlişkileri ve Ermeni Soykırımı İddiaları'' konulu genel görüşme önergesi üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, kürsüden, Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili girişimlerde bulunanlara bir kez daha seslenmek istediğini söyledi. Gül, ''Parlamentolar, tarihi olaylar hakkında karar alabilecek, yargıya varabilecek kurumlar değildir. Tarihi ancak tarihçiler değerlendirebilir'' dedi.
Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Saikleri ne olursa olsun yabancı parlamentolara sunulan ve Ermeni soykırım iddialarına destek veren tüm tasarıların, bizleri yaralamakta, müttefik olarak gördüğü ve bildiği bazı ülkelerin niyetlerine ilişin Türk kamuoyunda soru işaretlerinin oluşmasına neden olmakta ve Ermenistan ile ilişkilerimizin geleceğine hiç de olumlu bir katkı yapmamaktadır. Söz konusu parlamenter meslektaşlarımızı, bu tür girişimlerden vazgeçmeye davet ediyorum. Yaptıklarının hiçbir faydası yoktur.''
Abdullah Gül, aşırı Ermeni çevrelerinin diğer önemli bir amacının da sözde soykırımın Türkiye tarafından tanınmasının, AB üyeliği için bir ön koşul haline getirilmesini sağlamak olduğunu ifade etti. 17 Aralık Zirvesi öncesi, Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ın, AB üyesi ülkelerin devlet/hükümet başkanlarına gönderdiği bir mektupla Türkiye ile müzakerelerin başlatılmamasını istediğini anımsatan Gül, ancak AB devlet ve hükümet başkanlarının bu mektubu dikkate almaması ve hatta bazılarının mektuba tepki göstermiş olmalarını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
''ÇOK İYİ ORGANİZE OLMUŞ DİASPORA...''
Bakan Gül, 1915 yılında yaşanan olayların, tarihi gerçeklerin tam aksine bazı ülke parlamentoları tarafından soykırım olarak nitelendirilmesinin en önemli nedeninin çok iyi organize olmuş ve elinde büyük maddi imkanlar bulunun ''diaspora''nın yıllardır yürüttüğü kapsamlı faaliyetler olduğunu ifade etti. Gül, şöyle devam etti:
''Diasporanın faaliyetleri Ermenistan Devleti tarafından bazen gizli bazen de açıkça desteklenmektedir. Ermenistan büyükelçilerinin sözde soykırımın çeşitli ülke parlamentoları tarafından tanınmasını sağlamak amacıyla faaliyetler yürüttüğü görülmektedir. Diaspora, her yıl, sözde soykırım konusunda çok sayıda kitabın basılmasını, Ermeni görüşlerine yakın yazarlar tarafından kaleme alınan makalelerin önemli gazete ve dergilerde yayınlanmasını sağlamaktadır. Sözde soykırım konusunda çok sayıda konferans, toplantı ve sempozyum düzenlenmektedir. Bunlara Ermeni görüşlerine yakın araştırmacı ve akademisyenlerin katılımı sağlanarak, konu sürekli gündemde tutulmaya çalışılmaktadır. Diaspora, benzer şekilde, sözde soykırımı işleyen daha çok belgesel nitelikteki filmlerin çekilmesini sağlamaktadır. Bunların çok sayıda sinema ve televizyon kanalında yayınlanmasını teşvik etmektedir. Son olarak, Ermeni asıllı Kanadalı Atom Egoyan tarafından çekilen Ararat filmi çok sayıda ülkede gösterilmiştir. Filmin gişe hasılatının yaklaşık 3 milyon dolar, maliyetinin ise 15.5 milyon dolar olduğu öğrenilmiştir. Diaspora propaganda amacıyla sadece bir film için bu kadar büyük paralar harcayabilmektedir. Bu rakam sanırım, karşı karşıya bulunduğumuz çevrelerin propaganda gücü hakkında hepimize bir fikir vermektedir. Her yıl yayınlanan kitaplar, makaleler ve filmler yoluyla özellikle Batılı ülkelerin kamuoyları etkilenmekte ve parlamentoların sözde soykırımı tanıması için ciddi baskı unsuru yaratılmaktadır.''
ÖZELEŞTİRİ
Bakan Gül, bir özeleştiri yapmayı zorunlu gördüğünü belirterek, Türkiye'nin Ermeni iddiaları konusunda uzun yıllar genellikle savunmada kalan bir politika izlediğini söyledi. Gerçeklerin dünya kamuoyuna anlatılması için gerekli arşiv çalışmalarının zamanında yapılmadığını bildiren Gül, ''Veya gerekli altyapı ve tasnif çalışmaları tamamlanamadığı için istenilen düzeyde hizmet verilmemiştir. Bu durum dışarıda, Türkiye sanki bir şeyleri gizliyor inancının oluşmasına yol açmıştır'' dedi.
İhtiyaç duyulan maddi kaynağın sağlanmadığını, büyük ölçüde devletin sağladığı küçük bir bütçeyle bu mücadelenin yürütülmeye çalışıldığını ifade eden Gül, ''Biz okullarımızda ve üniversitelerimizde gençlerimize konuya ilişkin tarihi gerçekleri öğretmezken, Ermeni diasporası çeşitli ülkelerde ders kitaplarında sözde soykırımına ilişkili bilgilerin yer almasını ve böylece genç nesillerin beyinlerinde ülkemize karşı önyargıların oluşmasını sağlamakta büyük mesafe kaydetmiştir'' diye konuştu.
Bakan Gül, bütün bunlarla bugüne kadar hiçbir şey yapılmadığını söylemek istemediğini, bunun, asılsız iddialara karşı büyük bir özveriyle mücadele vermiş değerli insanlara ve kurumlara haksızlık yapmak anlamına geleceğini kaydetti. Gül, ancak bugün, ihtiyaç duyulan, bu mücadeleyi iyi hazırlanmış, tutarlı ve aktif yeni bir stratejiye oturtma ihtiyacı duyulduğunu vurguladı. Bütün bu nedenlerle bugün yapılan genel görüşmeyi önemsediğini belirten Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
''TBMM dahil bütün ilgili kurum ve kuruluşlarımız, konuya gereken duyarlılığı göstermeye başlamışlardır. Ermeni iddiaları sadece hükümet tarafından yürütülecek bir mücadeleyle başarılı olunacak bir konu değildir. Ancak, toplumumuzun bütün kesimlerinin ve bireylerinin ortak çabalarıyla bu alanda başarılı olabiliriz.
Sayın Başbakanımız ile Sayın Ana Muhalefet Partisi Başkanı tarafından 8 Mart 2005 tarihinde yapılan ortak açıklama, Ermeni iddiaları ile mücadele azmimizi göstermek bakımından önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Türkiye, bütün dünyaya iktidarıyla muhalefetiyle ortak bir mücadeleye başlayacağını göstermiştir. Sayın Başbakan ve Sayın Ana Muhalefet Partisi Lideri, Türk ve Ermeni tarihçileri ve diğer uzmanlardan bir grup oluşturarak, ülkemizin arşivleri dahil tüm ilgili arşivlerde 1915 dönemini araştırmaları ve gerçekleri aydınlığa kavuşturmaları yolunda tarihi bir çağrı yapmıştır.''
(AA)
|
|
|
|
|
|
|
|
|