|
|
Dert ortağı Okan...
Okan Bayülgen'le sıkı bir röportaj yapılmış Picus'ta... Daha doğrusu; Picus'un popüler kültür eki Panzehir'in Yayın Yönetmeni Tayfun Atay, analitik sorular yöneltmiş, Okan da frenlemeden kalbinden ne geçiyorsa söylemiş... Ortaya, "kesip saklanacak" bir kayıt çıkmış... Yayıncılığının yanı sıra akademisyen de olan Tayfun Atay'ı ve "çuvaldızı kendi işine batırmak"tan çekinmeyen ve "iyi bir yurttaş, bir de pek çoğumuzun dert ortağı" olan Okan'ı, "başlarken" tebrik ediyorum... Kıvrımlarımızda dolaşan sorular ve samimi yanıtlar için.. Mesela, Tayfun, "lime lime olmuş kimi TV programlarını ve yapımcıları"nı hatırlatarak, "bunlara neden öfkelisin?" diye soruyor.. Okan... "Ahlaksızlar, beni de dava etsenize!" diye bağırdığını söylüyor ve devam ediyor.. "Beni de dava etsinler ve ben o davaları kazanayım. Sonra sizin ne kadar ahlaksız, ne kadar televizyon medyasını çirkin bir şekilde kullanan, paraya doymaz, her türlü manevi değerden bihaber, her türlü prensipten bihaber, sadece, köyden kente gelmiş, bir şekilde televizyon dünyasına adım atmış, bilinçsiz, para harcamasını bile bilmeyen, para harcamakla ilgili hiçbir kültürel birikimi olmayan, sadece başkalarında gördüğü arabaları ya da evleri almaya çalışan bir grup insan olduğunuzu bas bas bağırayım." Yine bir başka soruda Tayfun, "TRT'nin sıkıcı ve ciddi dönemleri'ni hatırlatıyor ve bugünlerle kıyaslanmasını istiyor.. Okan, "devletçi televizyon, supabı biraz gevşetseydi akıllı yayınlar yapsaydı bu iş farklı olurdu.." diyor ve yine de TRT'nin pek çok dizi, belgesel ve filmlerinin iyi niyet içerdiğini ve kendi jenerasyonunun bu programlardan "iyi" anlamda etkilendiğini hatırlatıyor.. "Eee şimdiki çocuklara bakalım... Ne seyrediyor.. Biri Bizi Gözetliyor.. Gelinim Olur musun? İğrenç! hiçbir şekilde sanatçıya saygısı olmayan, sanatçıların hüngür şakırt ağlayıp kendilerini yırttıkları, yerden yere attıkları televizyon programları... Magazin programlarında ise sanatçıların yollarının kesilip, "Nereye, sevişmeye mi gidiyorsunuz?" diye sorulduğu şeyleri seyrediyorlar.."
Seyir okumayı öldürüyor mu? Tayfun'la Okan'ın sohbetinde yıllardır tartışılan hatta "kaygılandıran" bir konu da ele alınıyor.. Seyir okumayı öldürüyor mu? Dünyanın en çok televizyon izleyen ama dünyanın en az kitap okuyan bir toplumuyuz ya... Okan, bu konuda da son derece doğru bir yanıt veriyor.. "Büyümüş, iş güç sahibi akıllı adam, televizyonda aptallıkları seyrederek, hayata karşı daha donanımlı olunmayacağını ama kitapların çok şey kattığını bilir. Televizyon seyri, adamın kafasını çalıştırmaz, bir kere hayal kuramazsın. Halbuki, özellikle edebiyat kitaplarında hayal gücüyle ilgili müthiş olaylar olur."
Şimdi, sadede gelecek olursak, Okan'ın "dayanamayıp" "öfke çıtası"nı yükselttiği bu "ekran rezilliği" karşsında aklı olan, kalbi olan, hatta, çocuğu olan herkesin bir şeyler yapma vakti geldi... "Beğenmiyorsanız kapatın ya da başka kanala geçin" diye ucube ve "köylü kurnazı" önerilerden söz etmiyorum. Hiç unutmuyorum, bu rezilliklere bol bol fatura kesen bir yapımcı, geçen yıl bir yerlerde "ben bile seyretmiyorum, çünkü yaptıklarım bazen utanılacak şeyler. Ama bu işleri yapmak zorundayım" diye açıklama yapıyordu utanmadan.! Ama bilmiyordu ki o ve onun gibiler "fatura"yı aslında milyonlarca insana -özellikle de çocuk yaştakilerin beyinlerine- havale ediyordu! Ancak, çok iyi biliyordu ki -belki de geceleri uyuyamıyordu- yayılan şiddet, rezillik ve cehalet bir gün, onu ve onun gibileri vuracaktı.!
|