kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
13 Aralık 2008, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak Buzz
 
24 Saat
24 Saat

Boşanmış olarak aynı evde 7 yıldır yaşıyorlar

12.12.2008
- Gelen gideni fazla bir ev, sohbetler, içki ortamları, bir de çocuk..
- S.U:
Oğlumuz Ali'nin yanında sigara içilmeden büyümesi için gösterdiğim çabayı hatırlıyorum. Arda dostlardan vazgeçemiyor.
Arda'yı da yaşantısından koparmak istemiyorum bir taraftan. 16 sene bu çelişkilerle geçti.
- A.U: Kopma noktası Selda'da oldu. Bende olmadı. Sonra bir baktım, başka bir adam...
- S.U: Kafamda Arda ile bitmişti artık. Son bir sene yatağımı ayırmıştım. Şu an benim yatağımın üzerinde oturuyorsun, Tuluhan.
1996'da yataklarımızı ayırdık, o günden bugüne de aynı yatakta yatmadık. Şimdi çocuğumuz için yine aynı evdeyiz. Ama aynı yatağı paylaşmıyoruz.
- A.U: Mahkeme günü içim burkuldu. Ama bir süre sonra yeniden doğmuş gibi oldum. 16 sene benim bakış açıma göre, evden işe, işteneve giden bir adamdım.

-Giden kadın, erkek için daha mı kıymetli oluyor?
- S.U:
O kesin kural. Arda'yla evliliğimde yalnız kaldım. Arda'yla evlenmeden önce tek kuralım vardı: 18 yaşında başladığı gazetecilik mesleğine geri dönecekti. Muhabir olarak geri döndü ve hızla Nokta'nın genel yayın yönetmeni oldu. Ben de o sırada Müjde'nin oynadığı Atıf Yılmaz filmlerinde giydiği elbiseleri dikiyordum. Bir de isteğim Ali'yi tek otorite olarak büyütmekti. Çünkü Arda söylediğim her şeyin tersini yapıyordu çocuk konusunda. Hiperaktifti oğlumuz. Götürdüğüm pedagog şunu söylemişti: Çocuk için günlük yaşamda ve ileriye dönük olarak aynı kararı verin! Ama biz bunu yapamadık.
- A.U: Oğlum da Pink Floyd seviyor, anlıyor musun? Bu, başka bir hayat bakış açısı demek. Eve gelir yemek yapardım.
Selda... Bütün yemekleri ben yapardım..

-İkinci beraberliğinizi bir anlamda oğlunuzun yaşadığı kâbusa (uyuşturucu sorunu) bağlayabilir miyiz?
- S.U:
'Kâbus' dedin, ne kadar zarifsin! Tamamen doğru. Oğlumuzun başına açtığı bu olaydan sonra benim gözüm hiçbir şey görmedi. Bu durumdan derhal kurtulması gerekiyordu. Ve aynı evi paylaşmaya başladık. Anne-baba olarak yaptığımız hatayı tamir etmemiz gerekiyordu. Neticede suçlu bizdik. Şimdi çok şükür iyi. Bir tek beyninde iki damar tıkalı.

-Birlikte oturma teklifi kimden geldi?
- A.U:
Ben çağırdım Selda'yı. Çünkü babaoğul artık yapamıyorduk.
- S.U: Önce haftanın iki günü gidip yemeklerini filan yapıyordum. Ama evde 'söz sahibi' değildim. Şimdi evin tek söz sahibi benim. Ve evin tek halayığı. Son yedi senedir aynı evde yaşıyoruz. Babamı da yanımıza almışız. Bir nevi kamp hayatı yaşıyoruz sanki.
Arda, böbrek hastası babam, oğlum ve ben, aynı evdeyiz.

-Birbirini sevmeyen iki insanın, artık karı-koca da değilsiniz, aynı ev hayatını paylaşması zor değil mi?
- A.U:
Kavga ettiğimiz zaman iki erkek arkadaş gibi kavga ediyoruz.