kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
5 Kasım 2008, Çarşamba
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar
 
24 Saat
24 Saat
Günaydın  
YÜKSEL AYTUĞ

Ne yaptın bize Çağan?

Uzun zamandır hiç bir film beni bu kadar derinden sarsmamış, hiçbiri beni alıp çırılçıplak soyduktan sonra perdenin orta yerine koymamış, dört yanı hayatla çevrili bir ıssız adada öylece bırakmamıştı... Ne yaptın Çağan? Ne zorun var biz masum sinema izleyicileri ile? Niye her seferinde yaralarımızın kabuklarını kaldırıyorsun? Niye bir buçuk saatin sonunda bizi bizimle baş başa bırakıp, gidiyorsun? Niye 70'lerin longplay'lerine hasretliğimizi hatırlatıyorsun? Ne diyordu filmin erkek kahramanı, eski Hümeyra şarkısını sevgilisine dinletirken? "Bak, bu insan sesidir. Hiçbir makine bunu yapamıyor şimdilerde..." Bence ilk seanstan hemen bir yer ayırtıp, Issız Adam filmine gidin. Başkalarından dinleyen değil, başkalarına ilk anlatan olmanın keyfini çıkarın... Çağan Irmak yine decoder olup, insan ilişkilerinin o gözle görülmeyen elektronik sinyallerini görüntüye çevirmiş. Her diyalog, her sahne ayrı bir insan deşifresi... Filmin kadın kahramanının ismi Ada... Film, koca kalabalıkların kaynaştığı metropol denilen insan ormanında yapayalnız bir Issız Adam'ı mı anlatıyor, yoksa onun "Issız Ada'm" dediği sevgilisini mi? Film boyunca tüm anlamı ters yüz eden o küçücük "m" harfini düşünüp, duruyorsunuz... Film boyunca Çağan adeta kendisiyle yarışıyor. Bir yönetmenliği öne geçiyor, bir senaristliği.. Filmin o çarpıcı finalinde ise ipi birlikte göğüslüyorlar. Ve oyunculuklar... Cemal Hünal ile Melis Birkan'ın muhteşem performansını anlatmaya köşe değil, sayfalar yetmez. Ve koca bir alkış da yapımcı Mustafa Oğuz'a... Her zaman "asetata değil, yürek zarına çekilen filmlere" para yatırdığı için... Elleriniz dert görmesin...