kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 13 Haziran 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Cazın yeni yüzlerinden Funda Sezer.

O sadece kalbine güveniyor

BÜLENT DENLİ
BÜLENT DENLİ
Funda Sezer'i geçtiğimiz mart ayında Nardis Jazz Club tarafından dördüncüsü düzenlenen Caz Vokal Yarışması'nda dinlemiştim. O gece, caz dünyası için son derece önemliydi. Türk cazının yeni boy vermiş fideleri görücüye çıkıyordu. Böyle etkinliklerin adı yarışma olunca, doğal olarak heyecan da oluyor. Yarışma boyunca sahne alan 10 genç müzisyenin heyecan ibresi de hep yukarılarda olmuştu. Funda Sezer de heyecanı dorukta 10 yarışmacıdan biriydi. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, o gece bütün yarışmacılar müthişti. En azından "Ben caz vokalisti olacağım," diye yola çıkmaları bile her türlü övgüyü hak ediyordu. Funda'nın söylediği parça benim için ilginçti. Only Trust Your Heart (Sadece kalbine güven) adlı parçayı Diana Krall'dan zaman zaman dinlerim. Duygusallığı yükseltir, hoş bir lezzeti vardır. Armonisi öyle düzeylidir ki, bir süre sonra sözlere ihtiyaç duymazsınız. Funda ile sohbet ederken yarışma parçası olarak neden Sadece kalbine güven'i seçtiğini anladığımı sanıyorum. Funda'nın hikayesini dinleyen eminim bana hak verecek.

MÜTEVAZI VE OLUMLU
Funda aslında hayata birkaç adım geriden başlamış. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş. Ona halası sahip çıkmış. Kendini anlamaya başladığında omuzlarındaki kişisel sorumluluğun yükünü de hissetmiş. Eğitimin önemli olduğunu kavramış. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültür ve Edebiyatı bölümüne girmiş. Tam işler yolunda gidiyor derken; annesi, babası, arkadaşı, yoldaşı canı ciğeri halasını da kaybetmiş. O günler Funda için zor günlermiş: "Çocukluktaki soyadımı taşıyan bir tek akrabam yok. Hayatta kimsem yok artık, benim bir tek eşim var. En büyük desteğim, gücüm, her şeyim." Funda'nın sevgiyle bahsettiği eşinin adı Gücüm. Her şeyim "Gücüm," dediği o... Beraberlikleri 11 yılı bulmuş. Bu arada Gücüm'ü de tanıdım. O da müzisyen, gitar çalıyor. Gücüm belli ki pozitif bir insan. Tüm zorluklara rağmen üniversiteyi dereceyle bitiren Funda'nın özü, mütevazı ve olumlu. Çünkü ona göre şansı yaver gidiyor: "Çok uğraştım üniversiteyi bitirdim ama içime sindi doğrusu, en azından ben elimden geleni yaptım ve dereceyle bitirdim. İşime de yaradı. Bir süre özel sektörde çalıştım, beğendiğimi söyleyemem, kısa sürede ayrıldım. İngilizcem iyi olduğu için artık özel ders veriyorum. Böyle olunca müzikle uğraşacak daha çok zaman kalıyor. Müziği seviyorum. Üniversite yıllarımda uzun süre klasik ve flamenko gitar dersleri aldım. Çeşitli korolarda söyledim ve hâlâ söyleme devam ediyorum. Eşimle tanıştıktan sonra müzikle iyice iç içe oldum. Jozi Levi Bate Bumbo Band'de birlikte çalışıyoruz. Bir şey söyliyeyim mi, galiba Latin müziği bir başka... Ama klasik cazda da ayrı bir lezzet var!" Funda'nın kafasının bir an karıştığını hissediyorum. Onu daha iyi anlamak için dikkat kesiliyorum. Belli ki Latin müziğinin hayatı parlatan, duyguları düzene sokan, yaşama sıkı sıkıya sarılma hissi veren ritimlerinin esaretinden kurtulamıyor. Ama cazın bireyselliği, asaleti ve kendine güven duygusu veren formu da onu içine çekiyor. "Cazı gerçekten seviyorum. Müzikle uğraşırken, kendimi en iyi caz parçaları söylerken ifade ettiğimi düşünüyorum. Gitarın ardından piyano dersleri alıyorum. Virtüöz olacağım diye bir iddiam yok ama, caz vokalisti olmak için enstrümanla iç içe yaşamak gerektiğini düşünüyorum. Cazın açıklayamadığım bir büyüsü var. Müzikallerin müzikleriyle başlayan tutkum her geçen gün artıyor. Bunun için Olcay Kalyan'dan klasik şan teknikleri dersi, Randy Esen ve Aydın Esen'den caz doğaçlama dersleri, Profesör Donovan Mixon'dan kulak ve armoni dersleri alıyorum. Pişmeye çalışıyorum." Funda Sezer ve eşi Gücüm, 2007 yılında Umbria Caz Festivali kapsamında düzenlenen Berklee School of Music Jazz Clinics'e katılmış. Bu festival, müzisyen çiftin cazla daha çok haşır neşir olmasını sağlamış. İtalya'daki bu festivalden söz ederken Funda'nın gözleri parlıyor: "Görmelisiniz, kentte bir festival düzenlenmiyor, kentin tamamı caz festivali. Yiyeceğinden içeçeğine, giyiminden kuşamına kadar her şey caz ve festival. Her köşede sahne ve müzik var. Dünyanın en iyi cazcılarını oralarda dinlemek mümkün. Sabaha kadar her köşede doğaçlama müzik var. 'Ben de söylemek istiyorum,' diyorsun, gel diyorlar; istediğin parçayı takır takır çalıyorlar. Ders gibi festival, iki hafta sürüyor. Havasını bile solumak insana ayrı bir duygu veriyor. Zaten insan kendini caz müziğinin kalitesine kaptırınca, dışarı çıkamıyor."

HEYECAN DORUKTA
Evet, çiçeği burnunda caz vokalistimiz Funda Sezer, önümüzdeki hafta Nardis'te ilk kez solo konserine çıkacak. İnanılmaz heyecanlı. "Bunu benim cazdaki doğum günüm olarak kabul ediyorum. Büyük ustalarla birlikte sahnede olmak gerçekten heyecan verici. O gece piyanoda Baki Duyarlar, basta Ahmet Türkmenoğlu ve davulda Ediz Hafızoğlu olacak. Bu işin erbabı olan müziyen büyüklerime teşekkür ediyorum; çünkü çok yardımcı oluyorlar. Tüm bildiklerini öğretiyorlar. Onların temsil ettiği müziğin geleceği olmak, bana büyük bir sorumluluk ve keyif veriyor." Nasıl, gördünüz mü, kalbi tertemiz, pırıl pırıl bir müzisyen. Yarışma parçasında olduğu gibi 'O sadece kalbine güveniyor'...