kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 11 Nisan 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
MUHARREM SARIKAYA

AB bakanlığı..

AB'nin Türkiye'yi, AK Parti davasının açılmasıyla hatırladığı gibi, Ankara da AB işlerini dün Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso gelince anımsadı...
Meclis'te dün hemen herkesin dilinde AB konusu vardı...
Sadece Meclis'in değil, iş çevrelerinden, akademisyenlerden gelen açıklamalar da aynı yönde oldu.
Sanki 1,5 yıldır ite kaka ilerleyen ilişki gitmiş; yerini AB sevdası doldurmuştu.
Baharda açmış iğde ağacı gibi, her taraf buram buram AB kokuyordu.
Gündem ağırlıklı olarak AB olunca, AK Parti'nin önümüzdeki günlerde atacağı bazı önemli adımlara ilişkin veriler de kulis bilgisi olarak koridorlara yansıyordu. Aktarıldığına göre, AB konusunun ağır işlemesinden AK Parti yönetiminde de rahatsızlık hakim olmuş.
Sadece AK Parti yönetiminde değil, hükümet içinde de bazı yakınmalar ortaya çıkmış.
Buna neden de Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın aynı zamanda AB Başmüzakerecisi olmasıymış.
Yani, Dışişleri Bakanı şapkası ile bazen AB konusunda farklı bir tavır alması gerekirken, aynı zamanda "Başmüzakereci" olması dolayısıyla bu adımı atamadığından söz edilmiş.
İki işi bir arada yürütmesinin zorluğu vurgulanmış, Babacan'ın iki işi bir arada kaldırmakta zorlandığı kayda geçirilmiş.
Özellikle parti yönetiminin pazartesi günü yapılan toplantıda çok sayıda üye şu ortak görüşü dile getirmiş:
"Dışişleri Bakanlığı ile Başmüzakereci ayrılmalı; hemen AB ile ilgili bir bakanlık kurulmalı..."
Söylenen o ki bu sözlere Başbakan Erdoğan herhangi bir yanıt vermemiş.
Kendisini yakından tanıyanların Erdoğan'ın bu tavrına ilişkin yorumu şöyle:
"Olumsuz baksaydı tepki verirdi..."
Anlaşılıyor ki, AK Parti önümüzdeki dönemde AB konularına çok daha fazla ilgi gösterecek.
Nitekim, dün Başbakanlık'ta yapılan görüşmede "reformların teşviki" ile
"AB'nin de Türkiye ataleti " konusunda karşılıklı anlayış gelişmiş.
Özetle yakında bir AB bakanlığı geliyor.

Arınç: Mumcu'nun skandalı
Meclis'te konuşulanlar sadece bunlar değildi.
Özellikle TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu'nun hükümetten gelen TCK 301 ile ilgili değişiklik tasarısını bekletmesi tartışılıyordu.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sohbetimize "Mumcu'nun yaptığı skandal, tüzüğe aykırı, kınanacak bir durum" diye başladı.
Arınç, Başkan Vekili olarak Mumcu'nun hükümetten gelen bir tasarıyı bekletme hakkına sahip olmadığını belirtip ekledi:
"Çirkin siyaseti işin içine sokarsak görevler yapılamaz hale gelir. CHP 367 oylaması sırasında da aynı şeyi yapmış, Divan katiplerini göreve göndermemişti. Şimdi de benzer şeyler oluyor. Bir hafta boşa gitti."
Arınç bu aşamada Mumcu'ya dönük bir eleştiride daha bulundu.
Mumcu'nun her salı Meclis'te CHP grup toplantısına katıldığını anımsatıp ekledi:
"Anayasa'nın 94'üncü maddesi 'TBMM Başkanı ve başkan vekilleri grup toplantılarına katılamaz' diyor. Oysa, Sayın Mumcu her hafta CHP grubunun en ön sırasında oturuyor. Kimsenin suç işleme hakkı yoktur..."
Barroso ve AB çerçevesinde dönen tartışma; Meclis kürsüsünde konuştuktan sonra da bitmedi.
Başbakan'ın dün Barroso ile basın toplantısında söylediği gibi "dileriz bu ziyaret bir milat" olur.
Bunun için de hükümetin AB konusundaki rehavetinin atılması gerekir.