kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 16 Şubat 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Zor dönemimizde halıları, camları ben sildim

- Nasıl başladı aşkınız?
- P.B:
Beraber çalışıyorduk, aynı şirketteydik. Nermin de çok zeki bir kızdı, aşk mektuplarını bile Nermin'e verirdim, yazdırmak için. Her türlü fikir onda boldu. Bir de lisanı çok iyi olduğu için onları böyle cebinden çıkarır gibi çıkarırdı. Hatta biz balayına gittiğimiz zaman, kızlardan biri demiş ki Nermin'e: "Ya sen Pamir'i tanımazsın, o kadar güzel aşk mektupları yazar ki..." Nermin cevap vermiş: "Biliyorum. Çünkü onları ben yazardım."

- Aşk mektubu yazmaktan, aşk yaşamaya geçiş nasıl oldu?
- P.B:
Nermin'i çok beğendim, aşık oldum. Âşık olarak evlendik. Hâlâ da çok âşığız.
- N.B: 33. seneyi devirdik. Başta aklı erenler dedi ki "Şimdi anlamayacaksın ama ilerde bu sana çok büyük bir problem olacak." Oysa hiç ileriye dönük problem yaşar mıyım diye korkum olmadı. "Pamir'e mahcup olmayacağım," hırsı vardı içimde. Çünkü Pamir'in hayatında mükemmeliyetçilik vardı, disiplin vardı. Benimle evlenene kadar ofisinde sekreteryası, asistanları vardı. Evinde hanımı, çoluk çocuğu da olmadığı için Pamir'in işten sonraki saatlerini; sosyal hayatını organize etmekle yükümlülerdi. Her şeyi birden üstlenip, altından kalkmak gibi bir sorumluluk aldım. "Bunu çok iyi yapmalıyım, Pamir'i mutlu etmeliyim, hiçbir şey eksik olmamalı," dedim. Arka arkaya iki bebeğimiz doğdu. Analık devreye girdi.

- Ama 40 yaşınızdayken ailenizi bir masa etrafına toplayıp resti çekmişsiniz...
- N.B:
Çocuklarımız büyümüştü. Önceden şöyleydi: 6.15'de kalkılır, önce kız, 20 dakika sonra oğlan uyandırılır. Biri yumurtayı rafadan sever, diğeri omlet. Biri kızarmış ekmek, diğeri taze ekmek ister. Biri sütü kakaolu içer, diğeri soğuk. Onlar okula gider, Pamir'in kahvaltısını hazırlarım. Bunun akşamı var, misafirleri var... Eşimin her sabah duştan sonra giyeceği kıyafetinden çorabına kadar, yatağın üstüne bırakırdım. Aynı şeyi çocuklarım için de yıllarca yaptım. O zor dönemimizde evin içinde halıları, camları ben silerdim. Hatta komşumuzun annesi vardı, kayınvalidem için "Kadıncağız öldü, gitti, personel deli gibi evi temizliyor," demiş.

- 40 yaşınıza gelince ne oldu?
- N.B:
Hayatımdan zaman almaya başlamıştı bu işler. Yazarlığa ayırabileceğim zamanları kıskanmaya başladım. İnsanın sevdiklerine zaman ayırabilmesi, onları mutlu edebilmesi için önce kendine bir vakit ayırması ve kendini mutlu etmesi gerektiğini anlatan bir kitap okudum. Bir pazar günü de "Kahveyi siz bana getirin, sofrayı kızım sen kur, oğlum sen topla. Haftada bir gün Pamir'ciğim alışverişe sen git," dedim.
Haberin fotoğrafları