kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 27 Haziran 2007, Çarşamba
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Bilkent Üniversitesinde Temmuzda çalışmalarına başlayacak Unam-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsünde, aralarında savunma, tekstil, otomotiv, İnsaat, tıp ve biyoteknolojinin de bulunduğu hemen hemen her alanda hassas ürünler geliştirecek.

Türkiye'nin yeni teknoloji üssü

26.06.2007
Nanoteknoloji alanında Türkiye'yi dünya ile yarıştıracak Nanoteknoloji Enstitüsü Ankara'da açılıyor...
Bilkent Üniversitesinde Temmuzda çalışmalarına başlayacak UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsünde, aralarında savunma tekstil, otomotiv, inşaat, tıp ve biyoteknolojinin de bulunduğu hemen hemen her alanda hassas ürünler geliştirilecek.

DPT'nin de katkıda bulunduğu enstitünün inşaatında 10 milyon YTL, laboratuvar ekipmanları içinse 15 milyon YTL olmak üzere bugüne kadar 25 milyon YTL harcandı. Merkez, 8 bin 500 metrekarelik kapalı alanda toplam 62 laboratuvardan oluşuyor. Enstitünün malzeme bilimi ve nanoteknoloji araştırmaları için özel olarak tasarlanan ''akıllı binası'' 7 kattan oluşuyor.

''NANOTEKNOLOJİ ÜLKELERİN GÜCÜNÜ GÖSTERECEK''

Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Proje Yöneticisi Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salim Çıracı, yakın bir gelecekte bir ülkenin nanoteknolojideki seviyesinin o ülkenin gücünün bir göstergesi olacağını kaydetti.

Son yıllarda nanoteknoloji konusunda hızlı gelişmeler karşısında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının (DPT), Bilkent Üniversitesinden sunulan bir proje aracılığıyla ulusal nitelikte bir nanoteknoloji merkezi kurulması için destek sağladığını bildiren Çıracı, 2005 yılında başlayan projenin Temmuz ayının sonunda tamamlanacağını ve Unam-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü'nün çalışmalarına başlayacağını açıkladı.

UNAM'ın kuruluş sürecinde bilimsel çalışmaların Bilkent Üniversitesinden 25 öğretim üyesi ve 100 araştırma asistanı tarafından yürütüldüğünü anlatan Çıracı, ''İzleyen 4 yıl içinde fizik, kimya, moleküler biyoloji,elektrik ve elektronik, malzeme bilimi konularının birinde doktora çalışması yapmış 40-50 kadar uzmanın ve çok sayıda doktora öğrencisinin çeşitli araştırma projelerinde görev alması beklenmektedir. Enstitümüz, yürütmekte olduğu projeler kapsamında pek çok üniversite ile iş birliği yapmaktadır'' diye konuştu.

Enstitünün inşaatında 10 milyon YTL, laboratuvar ekipmanları içinse 15 milyon YTL olmak üzere bugüne kadar 25 milyon YTL harcandığını belirten Çıracı merkezin, 8 bin 500 metrekarelik kapalı alanda toplam 62 laboratuvardan ve malzeme bilimi ve nanoteknoloji araştırmaları için özel olarak tasarlanan ''akıllı binası''nın da 7 kattan oluştuğunu anlattı. Çıracı, enstitüde son teknoloji ekipmanlar bulunacağından çoğu laboratuvarın özel olarak dizayn edildiğini ve laboratuvarlarda, merkezi sıvı azot, basınçlı hava, soğuk su ve gaz hatlarının yanında ses izalasyonu, hassas sıcaklık kontrolü ve özel güvenliğin bulunduğunu bildirdi.

Nanoteknolojinin öncelikle malzeme ve biyoteknoloji alanlarında gelişeceği, ancak 10-15 yıl sonra elektronikte spintronikte, özellikle de moleküler elektronikte ağırlığını hissettireceğinin beklendiğini ifade eden Çıracı, nanomalzemelerin olağanüstü özelliklerinin hemen hemen her alanda devrim yaratacağını vurguladı.

Çıracı, enstitüte yapılacak çalışmaları şöyle özetledi: ''Üniversiteler, kamu kuruluşları, özel sektörle birlikte nanoteknoloji ve malzeme bilimi ile ilgili Türkiye'nin teknolojik sorunlarına çözüm getirmek ve ülkemizde yapılan ürünlerin dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak üzere projeler üretilecek. Daha sonra, desteklenen projeleri birlikte yapacağız. Çalışmaların bir kısmı buradaki ekipman kullanılarak bir kısmı da başka bir üniversitede olacak. Enstitünün yaptığı
çalışmalar sonucunda ortaya çıkan ürünler müşterek ürünler olacak.''

Enstitünün açılmasının ardından üniversitelere Türkiye'nin teknoloji sorunları konusunda ortak çalışmalar yapma çağrısında bulunacaklarını anlatan Çıracı, böylece temel bilim desteğiyle elde edilecek prototiplerin katma değeri yüksek teknoloji ürünlerine dönüşeceğini dile getirdi.

Merkezin açılmasıyla özellikle nanoteknolojide çalışacak Türk akademisyenlerin yurt dışına gitmesine de gerek kalmayacağını söyleyen Çıracı, giden araştırmacıların da belli sürelerle Türkiye'ye geldiklerinde araştırmalarını ve tecrübelerini Merkez aracılığıyla paylaşabileceklerine dikkati çekti. Bilkent Üniversitesinde bir süre önce disiplinlerarası çalışmayı geliştirmek amacıyla merkezdeki araştırmalara paralel olarak ''Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji'' yüksek lisans ve doktora programı açtıklarını hatırlatan Çıracı, hedeflerinin Türkiye'nin nanoteknoloji araştırmalarında ihtiyacı olacak beyin gücünü yetiştirmek olduğunu belirtti.

DÜNYADAKİ ÖRNEKLER

Çıracı nanoteknolojide dünyada yapılan araştırmalar hakkında şu bilgileri verdi:
''Nanobilim ve nanoteknoloji araştırmaları için gelişmiş ülkelerde, kamu sektörü 2005 yılında toplam 6 milyar ABD doları yatırım yapmaktadır. Son yıllarda ABD, Japonya, AB ülkeleri, Kore, İsrail, Güney Afrika Birliği, Kanada gibi ülkelerde her biri 100 milyon doların üzerinde harcama yapılarak, çok sayıda Ulusal Araştırma Merkezleri kurulmuştur. ABD'de Stanford, Harvard, Cornell gibi tanınmış 13 üniversitede kamu tarafından oluşturulmuş nanoteknoloji merkezleri bulunmaktadır.''

ULUSAL İŞ BİRLİĞİ ŞART

Teknoloji devriminde yer almak ve gelişen pazardan pay kapmak için ülkelerin birbirleri ile yarıştığını anlatan Çıracı, ''Nanoteknoloji yarışında var olmak için ulusal iş birliği şart'' dedi. Merkeze 3-4 yıl içinde binanın yapımı hariç 130 milyon YTL harcanacağını kaydeden Çıracı, ''Eğer bu çalışmalar bu hızla devam ederse bu laboratuvarlar küçük gelecek. 6 yıl sonra, aslında bu bina da yetmeyecek. Bu laboratuvarlar yılda en az 100 milyon dolarlık araştırma yapacak'' diye konuştu.

AA