kapat
29.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Neyzen'in hatırlattığı gerçek

Herkes politikacılar hakkında yıllardır bir şeyler söyler durur... Ayağımızı taşa vursak onlardan biliriz... Oysa... Eğer ortada bir tatminsizlik varsa, suç onlarda olduğu kadar bir kısmı da bizde... Çünkü onları seçen biziz... Bu anlamda bir dost sohbetinden pasajlar yansıtayım...

1879-1953 yılları arasında yaşamış olan, şair, filozof, ney üstadı Neyzen Tevfik'i bir gün Mevlevi ve Bektaşi arkadaşları ziyaret ederler. Hoşbeş bir sohbetin ardından, sanat üstüne de konuşulduktan sonra, sohbet siyaset üzerine kayar. İlk sözü Neyzen alır ve şöyle der:

Hükümet ve idare musikideki armoniye benzer. Aklı, ruhu, hayali, imanı, bilgisi ile benliği içinde, armoni halinde, ilahi alemin armonisine uygun seda çıkarırlar. Uygun işler görürler. Böyle manalı seslerden kurulan hükümet korosu, göklerin dönüşündeki armoniyi temsil ederler. O, ne kutsal ülkedir ki, böyle bir musiki ahengi içinde, mutlu yaşar. Böyle yaşayışta nizam, çalışma, gayret, fedakarlık da, ahenklidir. Ne harcanır, ne de ziyan edilir. Ve ne de kısıtlanır.

Neyzen, o günkü hükümetin politikasını eleştirip, sözü Mevlevi'ye devreder:

Alemde her şey, her ilim, her iş sanki sema eder. En küçükten en büyüğe kadar, her şey döner durur. Büyük işler görenler, her şeyin Hak'ka ve Hak'kın rızasına göre döndüğünü görebilenlerdir. Bu dönüşten habersiz olanlar, iltimas, adam kayırıcılık, menfaat, kibir, hırs gibi eteklerini savurarak dönen şeytan misali yokluk kuyusuna düşerler. Halka, halktan görünmek için, vakit vakit hakikat yolunda sema edenlerin arasına karışmak isterlerse de, bir tarafı ağır, bir tarafı hafif kaftanla dönenler misali, yine eğri dönerler.

POLİTİKACININ 4 SOKAĞI

Sana hükmetme kabiliyetini verdik

Neyzen'in dost meclisinde sözü Bektaşi alır ve halkın işlerini görenlerin dört ayrı sokakta oturduklarını söyler. Söze "Telaş Sokağı"nda oturanları tarifle başlar:

İktidara gelenlerin bir bölüğü önce telaşlıdır.

'Etraf benim için ne söyleyecek?', 'Kazancım ne olacak?' düşüncesiyle şaşkındır. 'Zamanımı doldurmadan küpümü, doldursaydım' diye telaşlı işler görürler. Bu acele, telaş arasında yapılan hataları örtmek için, yalanı yol olarak seçerler. Millet örtbas edilerek dönenleri, nice zaman sonra öğrenir; ama, iş işten geçmiş.

"Telaş Sokağı"nın yanında "Savaş Sokağı" vardır. Bektaşi'ye göre onların en büyük özellikleri, bitmek tükenmek bilmeyen öfkeleridir. Hoşgörme, ikna etme, sevgi ve yerinde mücadele yollarını bildikleri için, isim yapmak, bir şeyler kazanmak amacıyla yaptıkları dövüşler, körü körüne olan horoz dövüşlerine benzer.

Ya, "Daraç Sokağı"...

"Üçüncü bölük, Daraç Sokağı'nda oturur. İyi niyetleri vardır; ama, gönüllerinde, görüşleri de olsa, bunlar pek yeterli değildir. Oysa ki, idareye hiçbir zaman, iyi niyet yeterli olmaz. Bir gemi batarken, yolculardan en azı, kaptan kadar, gemiyi kurtarma iyi niyeti içindedirler; ama, dümen sanatını bilmedikten sonra, neye yarar o çaba?"

Bektaşi, "Yolaç Sokağı'nı anlatırken, idealist boyutları olan görüşlere yer verir. Ender olarak, binde bir gelir denilenlerden bahseder: "Ne yazık ki, bunlar, Anka kuşu gibi pek seyrektirler. Yusuf Suresi'ndeki, 'Biz sana hükmetme kabiliyetini verdik' ayeti hükmünce, doğuştan üstün kabiliyetleri vardır. Bunlar halka, hakikat ve mutluluk yolunu açmaya çalışan idarecilerdir. Ancak, Fırat'ın suyunu Hz. Hüseyin'den kesenler misali, önlerine set olmak isteyenler çok olur. Ama, onlar yine de, her şeye rağmen sabırla katlanarak çalışırlar. Böylelerini tanıyıp, bütün kötülüklerden korumayan milletler, hayatlarını da, geleceklerini de, paralarını da, kirli ellere bırakırlar."

Görüldüğü gibi yalnız dürüst olmak yetmiyor!

DURUM

Fazıl'a önemli duyuru

SABAH İstanbul'un editörü Yavuz Asdemir, dün ikaz etti: "Konserinde cep telefonu çalmasına haklı olarak tepki gösteren Fazıl Say, köpek besleyen diğer Teşvikiye sakinleri gibi çok iyi bilir ki, katlı otoparkın yanında Mıstık Parkı vardır. Ve, bu parkta da Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün yaptırdığı bir köpek tuvaleti bulunmaktadır. Teşvikiyeliler gezintiye çıkardıkları köpeklerini önce buraya getirerek tuvalet ihtiyaçlarını gidertirler. Tıpkı Kadıköy'deki Fenerbahçe Parkı'nda olduğu gibi." Ünlü piyano virtüozumuza önemle duyururum...

HYDE PARK

AB inadı

Avrupa Birliği'nin getirileri inkar edilir gibi değil. Ancak Türkiye'nin tek çıkış yolu AB mi? Orta vadede Avrupa'ya alınmamamız imkansızken, değişik açılardan bakıp alternatifler üretecek insanlar yok mu bu ülkede?. Cüneyt Gürsu

Taksici terörü

Taksici esnafından bıktım. Kurallara uymaz, yolu bilmez, kısa mesafeye müşteri almaz. Trafiği felç ettikleri yetmiyormuş gibi müşterileri de çileden çıkartıyorlar. Taksici esnafının artık köklü bir eğitime ihtiyacı var. Bekir Odabaşı

Örnek alın

Topkapı Sarayı'nın yöneticileri Rahmi Koç'un kurduğu müzeyi gezip yöneticilik dersi alsın. Ama mutlaka! Mehmet Tetik

Petrol ne oldu?

Diyarbakır Ergani'de bulunan petrol yatağından günlerdir kimse bahsetmiyor. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi kullanmamızı engelleyenlerin oyununa gelmeyin. Levent Karadağ

Önce insan

Apartmanımızın önündeki 20 yıllık çam ağacı, köpek gezdirenlerin umumi helası oldu. O kadar kızıyorum ki ağacı kesmeyi bile düşündüm. Bu hayvanseverler önce çevresini ve insanları sevmesini öğrensinler. Süleyman Uyan

Üzgünüm

Saldırıya kurban giden Türk subayının resmini gazetelerde görünce çok üzüldüm. İnşallah kanı yerde kalmaz. Ordu saldırıyı yapanları cezalandırır! Serdan Can



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır