kapat
19.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Genç, entelektüel erkek dansçı aranıyor!

Yıllar önce ortaokul 2. sınıftaydık. İnanılacak gibi değil ama en zor derslerden biri müzik dersiydi! Evet, yanlış okumadınız müzik. Temel armoni, solfej ve nota bilgileri öğretiliyordu ve bunlar da en az bir matematik dersi kadar zordu. Üstüne üstlük bir de dersi 'nasıl olsa müzik' deyip amiyane tabirle 'takmıyorsanız' işiniz daha da zordu! Çünkü o zaman da hoca size takıyordu.

Doğrusu benim için çok keyifliydi. Hayatım boyunca daha başarılı olduğum bir ders bilmiyorum. Ama eve gidip 'Bakın müzikten 10 aldım' demem çoğu anne baba gibi benimkileri de hiç mi hiç etkilemiyordu. Bir kere bile 'A ne iyi' dediklerini hatırlamam. Varsa yoksa matematik, fizik. Onları ne siz sorun ne ben söyliyeyim.

Müzikte iyi not alamayan ama hesaba kafası çalışan arkadaşlar başlıyorlardı öğretmeni markaja almaya: 'Nasıl olsa müzisyen olmayacağız.. Ne olacak ki nota öğrenmesek? Bu seferlik geçelim.' Ben de bankacı olmayacaktım ama o vektörleri, gravitasyonları, permütasyon hesaplarını öğrendim ama!

BENİM OĞLUM POLİTİKACI OLACAK!

Öğretmenin işi veli toplantısında daha zordu. 'Mağdur' veliler çocuklarını destekliyordu. Zaten çocuklarının kafasına matemetiğin, fiziğin müzikten daha önemli olduğunu onlar sokmuştu belli ki. Bir keresinde toplaşan velilerden birinin şöyle bir şey söylediğini duymuştum: 'Benim oğlum politikacı olacak nota bilmese de olur!'

Tuhaf şeydi daha o yaştaki çocuğundan bu kadar emin olmak! Tut ki oldu. (Gerçi politikacılığın itibarı da tartışılıyor şimdi ama) Herhalde uluslararası bir toplantıya katılan politikacıların sadece siyasetten konuştuğunu sanıyordu o hanım!

Bakın bu tuhaf düşünce tarzı bizi nereye getirdi. Geçenlerde, Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu (MDT) Genel Sanat Yönetmeni yakınıyordu: 'Konservatuar mezunu erkek dansçılar MDT'ye başvurmuyor. Erkek dansçıların prens olma arzuları var. Bizde böyle roller olmadığı için klasik baleyi tercih ediyorlar.'

KIZ KIZA DANS

Tam toplumumuzun karakteristiğine uygun bir durum aslında. Bizde biliyorsunuz dansçı erkeklere pek iyi gözle bakılmaz. 'Hiii, oğlum balet mi olacaksın? (Balet sözcüğünü de dansçılar sevmez benden söylemesi!) Olacaksan bari kral rollere çık!' Devlet Opera ve Balesi'ndeki dansçı kadrosunun dolu olması da bundan işte ileri gelir. Ondan sonra da kazan kaynamaya başlar. Kim hangi role çıktı çıkacak diye.. Halbuki, MDT'ye girseler prens olamayacaklar belki ama sahneye çıkmaları garanti.

Oysa MDT'nin kadrosunun 3'te 2'si kadın. 6'sı erkek olmak üzere 18 kişilik MDT'ye en son 4 yıl önce erkek sanatçı alınmış. Neredeyse 10. kuruluş yıldönümünü kutlayacak ama sahnedeki 12 kadına eşlik edecek bir erkek dansçı bulmakta zorlanıyorlar. Bu yüzden de eşli danslar çoğu zaman kadın kadına yapılıyor!

Murphy, 'Çağımızla ilgili bir iş yaptığımız için gelecek sanatçımızın entelektüel kapasitesinin biraz daha yüklü olması gerekiyor. Ankara'daki konservatuarın modern dans bölümünde erkek yok. Yıldız Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi'nden ümitliyiz' diyor. Ne tuhaf bir durum değil mi?

Oysa MDT, yılın belli zamanlarında dünyanın önemli dans festivallerine katılıyor, çeşitli ülkelerden davet alıyor, yabancı sanatçılarla çalışıyor. Yani işin ucunda eğlence, dünyayı gezmek ve kendini geliştirmek var. Önemli olan gözünü dört açmak, çağın gereklerinden haberdar olmak, biraz da yetenek. Ne diyeyim benden söylemesi...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır