AB'nin iletişimi dökülüyor. Yalnızca Türkiye ile değil, üye ülkelerle ve dünya kamuoyuyla da sorunları var. Krizedönüşeniletişimle,AB'yedönük'iyiniyet','inandırıcılık've'güven'ikaybettiler. Üyelik sürecindeki ülkelere yaklaşımları hiç dostça ve yapıcı değil. Kendini beğenmiş, kaba, saygıdan uzak ve baskıcı... Türkiye'ye yaklaşımları hepten sinir bozucu. Başta Kretschmer olmak üzere (neyse, gitti de kurtulduk) AB temsilcisi gibi değil, "ithal siyasetçimiz" gibi konuşuyorlar. İnandırıcılıklarını kaybedince Helsinki örneğinde olduğu gibi girişimleri ölü doğuyor. Öneriler getirip bizi kendilerine yaklaştırmak yerine ülkemizin yeni siyasi aktörü olmaya hevesliler. Kafaları karışık, siyaset dışı kalmasını istedikleri askerden görüşme talebinde bulunuyorlar. Asker bu talebe yanıt vermeyince de şikayet ediyorlar. AB'nin halkla ilişkileri o kadar kötü ki, medyadaki en ateşli taraftarları bile "AB treni devrilirse devrilsin" deme noktasına geldi. Kamuoyunda destekleyenlerin oranı hızla düşüyor. Genişlemeden sorumlu üye Olli Rehn, Türkiye'yi küçümsediklerini söyleyerek kendilerini eleştirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, 4 ay önce Bild'de, " İkihaftadabirTürkiye'nintamüyelikhedefinisorgulayanlarAvrupa'yagidenyolutemelolarakreddedengüçlerikuvvetlendirir " demişti. İletişim sorununun farkındalar. Bana kalırsa, AB'nin iletişim yönetimine acilen gereksinimi var. Üye ülkelerle, Türkiye'yle ve dünya kamuoyuyla sağlıklı iletişim kurmak için... Komplekslerimizden kurtulup ülke olarak bu işe talip olalım. İletişimDanışmanlığıŞirketleriDerneğiveHalklaİlişkilerDerneğiortakbirekipkurupbuöneriyleBrüksel'inyolunututmalı. Aman şov severleri ekibe alıp projeyi ölü doğurmasınlar da.