Daum ilk defa başardı
F.Bahçe Kadıköy'deki çok önemli derbiyi kazanarak ligin bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. Maç öncesi iki takımı analiz ettiğimizde görülen tablo şöyleydi: F.Bahçe takım oyununu oturtamamış, pres rahatsızlığı çeken ancak sonucu değiştirebilen yıldızlara sahip ve etkili duran toplar kullanan ekip görüntüsündeydi. G.Saray ise etkili dar alan presinin yanında oturmuş sistemiyle ve kollektif uyumuyla sahaya yayılmasını bilen bir takımdı. Her zaman eleştirdiğim Daum, pazar gecesi takım tertibi ve taktik açıdan doğruları yaptı. G.Saray'ın kollektif yapısının kendi takımından üstün olmasını göz önüne alıp ve de beraberliğin şampiyonluk için yettiğini hesaba katıp İtalyan modelini ana strateji seçmişti. Alan daraltan kalabalık bir savunma kurgusuyla öncelikle rakibi bozmayı, ani çıkışlarla da pozisyon bulmayı hedeflemişti. Serkan'ı da sprinter Ribery'i durdurmak için alışık olmadığı defans bloğunun solunda görevlendirdi. Serkan da rakibin önemli silahı Ribery'i ilk devredeki iki etkili girişimi dışında sindirmeyi başardı. Yakın orta saha defans bütünleşmesiyle defansın ortasındaki Önder ile Luciano çok olumlu bir performans sergilediler. Önder rakibe hamle zamanlamasında da başarılıydı. Luciano, Hakan Şükür'ü etkisiz hale getirdi. Günümüz futbolunda takım savunması geçerlidir. İleri uç ve orta sahadan geriye yakın destek gelmezse defans bloğu mutlaka arızaya uğrar. 10 gün içindeki iki derbiye göz atalım; Kupa finalinde F.Bahçe orta sahayı boş bıraktı, pres yapamadı, defans bloğuyla bütünleşemedi, 5-1 kaybetti. Luciano ile Önder de eleştirilerin odak noktası oldular. Pazar gecesi tam tersi oldu. Herkes defansif görevini yaptı, alan daraltıldı, Önder ile Luciano çok başarılı oldular. Tuncay orta sahanın solunda görev yaptı. Topları genelde olumsuz kullandı ancak müthiş koştu, inanılmaz savunma yaptı. Bu da hem Aurelio'yu hem de defansı rahatlattı. Zaman zaman stoper rolüne soyundu. Aurelio, her zamanki gibi dinamoydu. Selçuk da yetenekli bir oyuncu. Tekniği iyi, ikili mücadelelere giriyor, kafaya çıkıyor ancak bir türlü topu kontrol etmeden pas vermeyi öğrenemedi. Bu yüzden de gereksiz top kaybedip defans bloğunu dengesiz yakalatıyor. Ama yine özveriyle çalıştı, kritik golün de hazırlayıcısı oldu. Aslında bir gerçek var, yapıları itibariyle Selçuk-Aurelio-Tuncay'dan oluşan orta saha ile organize olmak mümkün değil. Derbinin geneline baktığımızda oyuna hükmeden ama yeterince pozisyon üretemeyen, gol atamayan ve yiyen G.Saray'dı. Buna karşılık organize olamayan, pozisyon bulamadan, gol yemeden golü bulan ise F.Bahçe'ydi. Galibiyetin anahtarları ise oyun disiplini, savaşmak ve akılcı taktikti. F.Bahçe'nin şampiyonluğunu kutluyor, yönetimi, Daum'u ve futbolcuları da tebrik ediyorum. F.Bahçe yönetimi şimdi zor bir karar verecek. Daum'la devam mı, tamam mı? Ben Daum'un teknik direktörlüğünü hiçbir zaman beğenmedin. Daum ile ve bu kadroyla Avrupa kulvarında başarı mümkün değil. Bir de madalyonun öbür yüzü var. Takımı üst üste iki kere lig şampiyonu yapan teknik direktörle yolları ayırmak kolay değil. Eğer Daum ile yollar ayrılacaksa çağdaş bir teknik adam seçimi yapmak gerekir. 'Giden geleni aratır' deyimi unutulmamalıdır. En canlı örnek de Del Bosque. Onun döneminde yıldızlar topluluğu R.Madrid hem ligde hem Şampiyonlar Ligi'nde büyük başarılara imza attı ama oynadığı futbol tatmin edici değildi. Del Bosque'dan sonra teknik adam seçimindeki yanlışlarla R.Madrid tersyüz oldu ve başarısız dönemler içine girdi. SON SÖZ: Değerli dostum Şevki Şenlen'i kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Merhum'a tanrıdan rahmet, ailesine de başsağlığı ve sabır dilerim.
|