|
|
 |
|
 |
  |
|
Türkiye'de yaşamak inadına yaşamak
* Siz kötü bir karakteri oynayabilir misiniz? Yakışmaz size, inandırıcı olmaz gibi geliyor... Hep iyi insanları oynamadım. Ay Karmela'da bir sahtekarı oynuyordum. O rol benim oyunculuktaki dönüm noktalarımdan biridir.
* Hiç figüranlık yapmadan, direkt başrol oynayarak adım attınız sahneye dediniz. Yeteneğiniz olabilir ama pişmek de gerekmiyor mu? Ama benim girdiğim yarış alanı, hipodrom öyle bir hipodromdu ki; usta atların arasında girdim yarışa. Usta atlarla koşuyu koştum, her dakikam onlarla geçti. Rutkay Aziz, Erol Demiröz, Yaman Okay, Savaş Yurttaş... Öyle bir terbiye aldık ki onlar kulise girdi mi ayağa kalkardık. Hep onların gözünün içine bakıp dinledik onları. Ben Kerim Afşar'ın çırağıyım. Trilyon versen böyle bir şansı bulamazsın.
ÖLMEK KOLAY YAŞAMAK ZOR * 96 yılından beri 'İnadına Yaşamak' isimli tek kişilik oyunu oynuyorsunuz. Türkiye'de yaşamak gerçekten de inadına yaşamak mı? Öyle tabii. Trafikte öyle, komşuluk ilişkisinde öyle, otobüse binerken, alışveriş yaparken...
* Cezaevinde ölüm oruçlarının yaşandığı bir dönemde sahnelenmeye başlandı bu oyun. Onlara mı ithaf edildi? O dönemler stand-up'lar çok öndeydi. Biz de AST olarak tek kişilik bir oyunun da farklı yapılabileceğini düşündük. Oyunun ismine karar veremiyorduk. O sırada da cezaevindeki ölüm oruçları başladı. Adalet Bakanlığı ölümlere karşı suskun; insanlar patır patır ölüyor. Sadece bir avuç duyarlı insan çok üzülüyor; Türkiye'de hayat devam ediyor. O insanlara biraz moral verelim istedik. Çünkü ölmek çok kolay ama yaşamak çok zor. Tamam suç işlediniz ama ölmeniz gerekmiyor. Ölümlere son verilsin diye 'İnadına Yaşamak' dedik.
* Gerçek tiyatro izleyicisi çok az Türkiye'de. İnsanlar popüler isimleri izlemeye gidiyorlar. Bu kültürü yerleştirmek için ne yapmalı? Bu ilkokulda başlayacak. Drama dersleri koyacaksın. Bizse baskı altında insan yetiştiriyoruz. Yemeği zorla yedirtiyoruz çocuklara. Korkusuz bir toplumda kendini tarif edecek insanlar yetişmeli; sanatla büyümeli.
OYUNU İZLEYEN İDAM YANLILARI * 'Tiyatro geri kalmış bir sanattır' tartışmasını ucuz atlatmış bir ülkede hem de! Bunu inanarak mı söylüyorsunuz? İki örnek vereyim. 83'te 'Bir Ceza Avukatının Anıları' diye bir oyun oynuyoruz. İdama karşı olduğumuzu vurguluyoruz. Ben haksız yere asılan bir idam mahkumunu oynuyorum. Ceza avukatları, başgardiyanlar, savcılar geldi izlemeye. Hayatı iyi gözleyebilmek mi dersiniz artık, rolün içine girebilmek mi bilmiyorum ama bana dediler ki; "Bir idam mahkumunu izleme şansını siz nasıl, nerede buldunuz?" Ben de "Hayatımda izlemedim ki" dedim. "Olamaz, inanamayız buna. Biz idamı yaşayan insanlarız, bu rol ancak böyle oynanır" dediler. Sonra Çanakkale'ye turneye gittik. İki bayan geldi yanıma oyun bittikten sonra. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorlar: "Biz hukuk fakültesi öğrencisiyiz ve idamdan yanaydık. Ama şimdi size söz veriyoruz biz ceza avukatı olacağız ve idama karşı olacağız." Tiyatro insanın yaşamını, dünya görüşünü böylesine değiştirebilen bir yer. Olmazsa olur mu hiç? Zaman zaman Türkiye'de asabi cümlelerle gündeme gelmek isteyen insanların ortaya attığı talihsiz cümlelerdir bunlar. Tiyatro insanın hayatını güzelleştiren, insanların sakilliklerini, saçmalıklarını görüp değiştirebileceği bir yer.
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|