|
|
 |
|
 |
  |
|
Her Alevi Hacı Bektaş'ı mutlaka ziyaret eder
Aleviler için kutsal bir anlamı olan Hacıbektaş ilçesi, her yıl 16-18 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen şenlik döneminde onbinleri aşan bir nüfusu ağırlıyor. Hacıbektaş, Alevi ve Bektaşiler için, bir tür hac görevi yerine getirdikleri bir ibadet yeri olarak kabul ediliyor.
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi, Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesinde üç avlu içerisindeki türbeler ve diğer hizmet yapılarından oluşuyor. Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesi, Orhan Gazi zamanında, 1338 yıllarında, Hacı Bektaş- ı Veli'nin sağlığında inşa edilen 'Çile Çile Damı'na eklendi. Türbe, bugünkü şekliyle Hacı Bektaş-i Veli'nin oğlu Seyyid Ali Sultan tarafından, 1385 yılında yeniden yaptırıldı. Osmanlı Sultanı 2. Mahmut tarafından 1827 yılında, türbeler dışında yıktırılan külliye binaları, Sultan Abdülaziz'in gönderdiği mimarlar tarafından, Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı postnişini Ali Celalettin Çelebi'nin nezaretinde yeniden onarıldı. Külliye 1964 yılında müzeye çevrildi.
ÜÇ AVLUDAN GİRİLİYOR Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi'ne 'altın avlu' anlamına gelen 'Nadar Avlusu'ndan giriliyor. Ardından Meydan Avlusu da denilen Dergâh Avlusu'na piramit üstlüklü Üçler Kapısı'ndan girilir. Konuklarca Arslanlı Avlu olarak bilinen Dergâh Avlusu'nun girişe göre sağ tarafında Arslanlı Çeşme, Aşevi, Cami, sol tarafında Mihman Evi, Meydan Evi, Kiler Evi bulunuyor. Hacı Bektaş-ı Veli dergâhında, üst tarafı kubbe ile örtülmüş Altılar Kapısı'ndan girilen Hazret Avlusu'nun karşısında da Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi ve Kırklar Meydanı girişi, Avlu'nun sağ köşesinde de bal peteği rengindeki yontma taşlarla yapılmış Balım Sultan türbesi bulunuyor.
DELİKLİ TAŞ'TAN GEÇEN GÜNAHSIZ Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesi yılın her günü özellikle Alevi ve Bektaşiler'in akınına uğruyor. Anadolu'ya yolu düşen her Alevi, mutlaka Hacıbektaş'a uğrar. Alevi-Bektaşi öğretisinin 'pir'i Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesini ziyaret edenler, Arslanlı Çeşme'den akan suyu içerek huzur bulurlar. Merkezin üç kilometre doğusunda ise meyilli bir tepe üzerinde Çilehane bulunuyor. Buraya "Delikli Taş" da deniyor. Hacıbektaş'a gelenlerin en çok ziyaret ettiği bu yerde, Delikli Taş'ın içinden geçenlerin 'günahsız' olduğuna inanılır. Kutsal sayılan mekanda büyük bir saygı ve teslimiyet içinde gezen ziyaretçiler, daha sonra Çilehane denen tepeye çıkar. Bu tepede Hacı Bektaş-ı Veli'nin heykeli ve yamaçlarında da aynı öğretinin ve düşüncenin temsilcisi olan ozanların heykelleri bulunuyor. Çilehane'de bulunan Delikli Taş, inananların kendini test ettikleri bir yerdir. İnanışa göre, günahı olan Delikli Taş'tan geçemez. Delikli Taş'tan geçmek için zayıf veya şişman farkı gözetilmez ve her ziyaretçi buradan geçmeyi dener. Eğer geçemez ise günahından arınmak için mutlaka bir adak adamalı ve yoksullara dağıtmalıdır. Çilehane'nin biraz aşağısında da, 'Zemzem Çeşmesi' diye bilinen taştan ve koçbaşı gibi bir kurnası bulunan çeşme yer alıyor. Hacıbektaş'a gelenler, şifa için bu çeşmenin suyunu yanlarında getirdikleri bidonlara doldurup evlerine götürür.
HOŞGÖRÜNÜN SİMGESİ Hoşgörünün ve kardeşliğin simgesi olan Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesinin bulunduğu Hacıbektaş, Nevşehir iline bağlı 8 bin nüfuslu bir ilçe. Hacıbektaş'ın eski adı; Sulucakarahöyük olarak biliniyor. İlçenin önemi, Hacı Bektaş-ı Veli'nin burada bir ilim yuvası kurmasından sonra daha da artmış. Her yıl 16-18 Ağustos tarihleri arasında yapılan Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri'ne binlerce kişi katılıyor. Aleviler için her zaman kutsal bir anlamı olan ilçe, şenlik döneminde onbinleri aşan bir nüfusu ağırlıyor. Anadolu'nun her yöresinden onbinlerce kişinin akın ettiği ilçede binlerce çadır kuruluyor. Hacıbektaş, Alevi ve Bektaşiler için, bir tür hac görevi yerine getirdikleri bir ibadet yeri olarak kabul ediliyor. Hacı Bektaş-ı Veli'nin düşünceleri, şu dizelerle şekilleniyor; Hararet nardadır, sacda değil Keramet hırkada, taçda değil Her ne ararsan kendinde ara Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değil.
MEVLANA'NIN ÇAĞDAŞI 13. yüzyıl başlarında, ailesi ile birlikte Orta Asya'daki Belh şehrinden Anadolu'ya göçerek Konya'ya yerleşen ve bu şehirde eserlerini yazan Mevlana ile çağdaşı Hacı Bektaş-ı Veli, birbirleriyle dost, birbirini seven ve sayan iki büyük mürşid olarak biliniyor. Mevlana, şehre yerleşmiş, okur-yazar olan yüksek kesime, Hacı Bektaş-ı Veli de okuyazması bile olmayan, saf yürekli, çoğu yörük, ya da tarlasını ekip biçerek kıt kanaat geçinen köylülere sesleniyordu. Ölümlerinden sonra, dervişleri ve sevenleri tarafından her ikisinin adına tarikatlar kurularak, birine Mevlevi, diğerine Bekşi denildi. Anadolu'da yayılan her iki düşüncede Anadolu dışına taşarak büyük bir taraftar kitlesine ulaşmıştır.
Erhan DOĞAN
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|