|
|
 |
|
 |
  |
|
Öldürmek onu çok üzüyor amahiçbir şey anlatamıyor
Bostancıbaşı, büyük ses getiren Hürrem Sultan müzikalinin anlatıcısı. İzleyiciler oyunu onun gözünden görüyor. Doğa onun her şeyi, ama sahnede üç cinayet işliyor. Dilsiz olduğu için, çok üzülse de cinayetleri kimseye anlatamıyor. Sırtında ise Sultan Süleyman'ın kölesi olduğunu simgeleyen tuğrasını taşıyor.
Tarih akıp gider önümden, durduramam. Bir aşk öyküsüdür bu, karışamam" diyor 'dilsiz' Bostancıbaşı; Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman ve Vezir İbrahim Paşa arasındaki aşk çıkmazını izleyiciye anlatırken... Bir yandan sarayın bostanlarında en güzel laleleri yetiştiriyor, bir yandan gönülden bağlı olduğu Sultan'ın verdiği emirlerle istemeden canlara kıyıyor baş cellat Bostancıbaşı... Korhan Başaran'ın oynadığı karakter Bostancıbaşı, Hürrem Sultan müzikalinin en önemli karakterlerinden birisi. İzleyenlerin büyük beğenisini toplayan Korhan Başaran'la dansa nasıl başladığını, ve Hürrem Sultan müzikalini konuştuk.
* Tiyatro eğitimi aldınız. Dansa nasıl geçtiniz? Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdim. Dansa, Viyana'da bir workshop'a katılarak başladım. Dansa beni yönlendiren ise Ankara'da Binnaz Hanım ismindeki bir koreograf oldu. Benim üzerime çalıştı bir süre ve sonra beni Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu'- na gönderdi. İstanbul'a tiyatro festivali için geldim ve ardından Hürrem Sultan projesi çıktı karşıma.
* Projeye nasıl dahil oldunuz? Bu projeye aslında gazete ilanıyla dahil oldum, annem gazetede ilanını görmüş ve ben de bu ilan sayesinde başvurdum. İlk seçmelerden itibaren Kanuni Sultan Süleyman'ı ya da Bostancıbaşı karakterini oynayacağım belliydi, bir süre sonra Bostancıbaşı karakterini oynamama karar verildi. Ben çok seviyorum bu karakteri.
* Karakteri anlatır mısınız? Oyunun anlatıcısı Bostancıbaşı karakteri. Seyirci oyunu benim gözümden görüyor. Oyundaki en tarafsız kişiyim, bütün olaylara tanıklık ediyorum ama herhangi bir şeyin akışını değiştirme yetkim yok, müdahele edemiyorum hiçbir şeye. Bostancıbaşı'na ne söyleniyorsa onu yapıyor, sahne üzerinde üç cinayet işliyor. Bir yandan doğayla uğraşıp aşka tanıklık eden Bostancıbaşı, bir yandan da kendisine emredilen insanları öldürmek zorunda. Bunun için büyük üzüntü duyuyor ama dilsiz olduğu için kimseye öldürdüğü insanları açıklayamıyor.
* Oyun için dilsizlerin kullandığı alfabeyi öğrendiğinizi duydum ve bir de vücudunuzda dövmeler var. Bunlar neyi simgeliyor? Bütün alfabeyi olmasa da üzerinde çalıştığımız metinleri aktarabilmem için gerekli olan her şeyi öğrendim. Üzerinde çok uğraşıldı çünkü bire bir dilsiz alfabesi kullanılmıyor, ben dansla birleştirerek seyirciye aktarıyorum olayları. Dansımla bütünleşiyor alfabe, alfabeyi bilen birisi dansımı izlediğinde ne anlattığımı anlayabilir. Dövmelere gelince, sırtımdaki dövme Sultan Süleyman'ın tuğrası, benim onun kayıtsız şartsız kölesi olduğuma dair kanıtı. Vücudumun önünü de bostanlarla uğraştığım için bahçede yetiştirdiğim en güzel laleler süslüyor.
* Bu kadar kalabalık bir kadroyla çalışmak nasıl bir duygu? Zor zamanlar da yaşandı, çünkü çok kalabalık bir kadroyuz. Çok insan, daha çok sorun demek ama bir yandan çok güzel dostluklar da kuruldu. Herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor. Zaten anlayışınız ne kadar büyükse, etrafınızdaki insanlarla anlaşma ihtimaliniz de o kadar fazla olur. Herkes kendi içinde gelişim ve aşama gösteriyor ama zennemiz kendi konusunda uzman.
* Projenin bu kadar başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz? Sanırım beraber çalışma ve yaşama sürekliliğinin sonunda bir ekip ruhu oldu. Herkes sahne üzerinde tek bir insan gibi dans ediyor bu da başarıyı getiriyor.
* Tiyatroya tekrar dönmeyi düşünüyor musunuz? Tiyatroyu çok özlüyorum, ama bu rol bana böyle bir imkan da sağlıyor bir yandan. Oyunculuk olarak da çok doyurucu bir rol Bostancıbaşı. Çünkü sadece dans değil, duygusu da çok büyük bu rolün. Sadece söz kullanmıyorum ben, duygularımı her şekilde ifade ediyorum.
* Bir dansçı olarak tiyatro eğitimi almış olmanın ne gibi avantajları var? Açıkçası her hareketi yaşar bir hale dönüştürmeme katkısı oluyor, sadece hareket olarak kalmasındansa, hareketlerin alt yapısını oluşturuyor. Bir karaktere tiyatroda hazırlanırken nasıl alt yapısını düşünmeniz gerekiyorsa, dans ederken de aynı. Sadece kol açmak değil, açıyorsan, o kolu niçin açtığın önemli, hareketlerin ne ifade ettiği önemli.
* Dans size ne ifade ediyor? Dansçılık çok zor ve yorucu bir meslek. Her sabah her şeye yeniden başlıyorsunuz. Müzik eğer dünyadaki en evrensel şeyse, dans da ondan sonraki şey bence. Çünkü müziğin bedende yansımasıdır dans, dünyanın herhangi bir yerinde bir şekilde dans ederek kendinizi ifade edebilirsiniz. Tiyatro ya da operanın bir şekilde dilden ve konuşmadan dolayı kısıtlı kaldığı anlar oluyor ama dans ve müzikte her şey evrensel. İnsanın vücudu, o müzik içinde eriyip, yaşayıp gidiyor.
ZEYNEP GÜLER
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|