|
|
 |
|
 |
Herkes 'gizlediği kendini' bulacak
Gazeteci Yaşar Gürsoy'un 'Beyninle Seviş (me)' adlı kitabı düşündürüyor, güldürüyor, kışkırtıyor. Kadın-erkek ilişkilerinin ayrıntılarını anlatan 43 ayrı gözlem yazısının her biri ise roman tadında dile getirilmiş.
Kitabınızın altyapısından ve hazırlık aşamasından söz eder misiniz? Neden Benimle Seviş(me)? Biraz yalnızlıktan, biraz işsizlikten, biraz da yoğun yaşanılan duyguların çatlak bulup dışarılara süzülmesi bu kitap. Beyin biraz saksıya benzer. Çatlak saksıdan sızan su gibi bir şey benimkisi. Ama fazla çatlamamak gerekir. Bu yüzden Seviş (me)... Güçlü bir irade gerekiyor.
* Daha çok gözleme dayalı yazıyorsunuz? Malzemeniz insan. Ne zamanlar, nerede yazıyorsunuz? Detaycı biriyim. Radarları normalin biraz üzerinde açarsan, çok şeyi değişik bir açıdan görüp; değerlendirebiliyorsun. Hani hep denir ya 'kendine vakit ayır' diye... Biraz buna benziyor; yani benliğinle buluşuyorsun. İnsandan daha iyi bir malzeme düşünemiyorum. Asli görevimin bittiği andan itibaren kendi düşsel ve sevdiğim mekanlarda buluşuyorum. Yazarken çıplak olmaya gayret ediyorum.
* Nasıl yani? Gerçek anlamda bir çıplaklıktan mı söz ediyorsunuz? Evet, ama hava çok soğuk değilse! Yalın olmak; kendi kendimi ya da karşımdakini kandırmadan yazmak... Çıplak yazarken yaşanan ve düşlenen her şey daha doğru geliyor bana. Yeni doğan bebek yumuşaklığı gibi bir şey. Dört kollu yolcusunun bile üzerinde kefen var, ve o bile hesap vereceğe uğurlanıyor.
* Kitabın birçok bölümünde kadın daha ön planda? Kadına sanki biraz daha fazlaca değer vermişsiniz... Gözlemlediğim birçok ilişkide kadın daha baskın. Kadın işini biliyor. Aslında içinde şeytan olan erkekler. Haylazlığı erkek yapıyor. Erkek, ilişki vapurunun dümenini elinde tuttuğunu sanıyor, kadın bunu biliyor ama duygu sağanakları altında ıslanırken önce kaçacak yer arayıp bulamıyor, bulduğunda da iş işten geçmiş oluyor. İşte bunun farkına varan kadınlar var aslında kitapta. Onur ve gururunun farkına varanlar. Ben şansımı kaybettim ama yaşarken kadın olmak varmış... Zaten ikinci kitabımın adını 'Yaşarken Kadın Ol' koydum.
* Kitapta kocasına "Defol git hayatım" diyen bir kadın da var, kendinden yaşça büyük erkekten medet uman; sevişmek isteyen genç kız da. Hayat kadını da var... Birbirlerini asla affetmeyen kadın ile erkek, kıskanç ve güvensiz ikilinin didişmeleri, ürkek ama kararlı vedalaşanlar da... Sevgi nefret itişmelerinin adını 'aşk' koydum.
* Kitabınızın son yazısı 'Yorulursun Değiş'. Neden? Kadın ya da erkeğin bir gün mutlaka yorulduğunun farkına varması gerekiyor. Özellikle kadın erkek ilişkilerinde, gönül oyunlarında... Yorulduğunu düşünen ya da hakikaten hisseden kadın ve erkek mutlaka kaçmak zorunda. En onurlusu budur! Gerçekten en büyük hırsızlık insanın zamanını çalmak.
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|