AKBANK Genel Müdürü Zafer Kurtul, mevduata devlet güvencesinin haksız rekabeti de beraberinde getirdiğini vurgulayarak, "Türkiye'de İmar Bankası olayına kadar 50 milyara kadar mevduata devlet güvencesi vardı. Avrupa Birliği'nde bu rakam ortalama 20 bin Euro seviyesinde. Türkiye'nin milli gelirini, tasarruf seviyesini göz önüne aldığınızda, bu rakamın 10 bin Euro olması gerekiyor" diye konuştu. Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı da yaptığı sunumda, bankacılık sektörünün aracılık faaliyetlerini gerektiği gibi yerine getirmediğine dikkat çekti. Çulhacı şu bilgileri verdi: "Avrupa Birliği'nde bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün milli gelire oranı yüzde 474. Bu oran AB'ye aday ülkelerde ortalama yüzde 117, Türkiye'de ise yüzde 70. Kredilerin milli gelire oranında ise durum daha kötü. Türkiye'de toplam kullandırılan kredilerin milli gelire oranı yüzde 19. Bu rakamın AB ortalaması yüzde 167, AB'ye aday ülkelerin ortalaması ise yüzde 57." Çulhacı bankacılık sektörünün önemli bir potansiyele sahip olduğunun altını çizerek, sektörün önünün açılması durumunda mali ürünlerin penetrasyonunda önemli gelişmeler beklediklerini söyledi. Halen Türkiye'de kullandırılan konut kredilerinin milli gelire oranının binde 2 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Çulhacı sunumunda şu çarpıcı rakamlara yer verdi: "Türkiye'de sigorta gelirlerinin milli gelire oranı yüzde 1,3. Yatırım fonu portföy büyüklüğünün milli gelire oranı yüzde 5,3. Hanehalkı borcunun GSMH'ye oranı ise yüzde 4,3. Bu oranlar çok düşük. Bu alanlarda ve dolayısıyla bireysel bankacılıkta istikrarlı bir makro ekonomik ortamda önemli büyüme potansiyeli mevcut. Türkiye'de vadeli mevduat sahibi yetişkin kişi sayısının toplam nüfusa oranı sadece yüzde 9."