*Bir de tişört meselesi var. Siz bu işi amatör olarak yaptığınızı söylüyorsunuz ama bir yerden iş kadınlığına bulaşmış oldunuz... Sormayın. "Esprili bir şey olsun, belki bir daha çıkarmayız" diye düşünürken ciddi para kazandıracak görünüyor. Bu tabii ilk izlenim. Farkında olmadan büyük bir işe kalkıştım. Beni çok yormadı aslında. Sadece tişörtleri tasarladım. Bir de para ve isim verdim.
*Ne kadar para verdiniz? 30 milyar civarında. Görüyorum ki, bu iş 30 milyarla kalmayacak. Erkek ve çocuk tişörtüne gireceğiz. Şimdi siyahı da düşünmeye başladık. Daha elime para geçmeden ikinci parti siparişi için para yatırmak zorunda kaldım. Adetler de artıyor. Gittikçe işkadını olduğuma daha çok inanır hale geldim. Dergi ile başlayan bir süreç var. Yine de bu iş gittiği yere kadar gider. Olmazsa üzülmem. Dergiye üzülürüm ama...
*Bir de sabun ve zeytinyağı üretme düşünceniz vardı... Molfix'le olan anlaşmamdan dolayı bunu yapamadık. Hacışakir'le ortak yapacaktık. Onlar bizim için üretecekti. Ama olmadı. 2004 yılında bir şeyler olabilir. Ben beyazı seviyorum. Beyaz sabun, beyaz tişört, havlu... Beyaz tişört ve beyaz havlunun adresi ben olmalıyım diye düşünüyorum.
*Yeni şirket kurdunuz mu? İkinci siparişleri verince mali müşavirim uyardı. Çalışmalara başladık.
*Önümüzdeki yıl kurumlar vergisi de vereceksiniz.... Maliye Bakanı vergi oranlarını biraz düşürse çalışmak daha zevkli olacak. Zenginlikleri hedef almış gibi bir tarz oluştu. Otomobil konusundaki mevzu da böyle. Bence Türkiye'de ters giden birşeyler var. Herkes birbirine güvendi. Üzerine gidilmesi gereken insanların üzerine gidilmedi. Küçük esnafın boğazı sıkıldı. Onları hata yapmaya zorladılar. Olaylar büyüdü. Ucu gelip güvenilir, vergisini veren insanlara dayandı. Şimdi işin içinden çıkılamıyor.