Mücadelenin sertleşeceği ortada. Başbakan Erdoğan’ın tutum değişikliğinin nedeni merak edilirken tek ortak fikir, seçimin Türk ve KKTC’liler için dönüm noktası olduğu.
KIBRIS'TA bir hafta içinde seçim olacağını anlamak sokaklara bakınca kolay değil. Bizim alışık olduğumuz süslemelerden hiçbiri yok. Ancak adayların posterlerine arada bir rastlanıyor. Adada ancak birkaç saat geçirdikten sonra ve kısıtlı sayıda kişiyle konuşmuşken buranın nabzının tutulabildiğini söylemek de mümkün değil. Üstelik seçmenlerin bir kısmının ya kararsız oldukları ya da kararsızlığın arkasına saklanarak ellerini gizledikleri düşünülürse... İlk temaslardan elde edilen izlenimler şöyle: -Türkiye Türkleri-Kıbrıs Türkleri ekseninde tam ortadan ikiye bölünmüş durumda. -Türkiye Türkleri-Kıbrıs Türkleri ayrımı kimi konuda derinleşmiş, kimi konuda etkisizleşmiş. -Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yerleşik siyasetleri yıkacağına ve yeni ufuklar açabileceğine olan inanç sarsılmış, başlangıçtaki tutumunu hangi gerekçelerle değiştirdiği sorgulanıyor. -Sonuçta herşeyi büyük ölçüde Türkiye'nin belirleyeceğine dair bir inanç ya da kadercilik mevcut. -Türkiye'nin ise yalnızca kendi çıkarını gözeterek mi, yoksa Kıbrıslılar'ın çıkar ve özlemlerini dikkate alarak mı hareket edeceği önemli bir soru olarak zihinlerde duruyor. -Türkiye'deki AB konusundaki kavganın burada yaşayanların kaderini tayin edeceği bilinir. -Seçim arifesinde son haftaya girerken mücadelenin giderek sertleşeceği ve belki de çirkinleşebileceği anlaşılıyor. -Daha önce ABD elçisinin ziyaretleri ve geçen hafta Verheugen'in beyanının, muhalefeti zor durumda bıraktığı anlaşılıyor. -Genel kanı Türkiye'nin sürpriz sonuçla muhalefetin farklı bir şekilde önde çıkmasından korktuğu yönünde. -Ankara'nın arzusunun UBP lideri Derviş Eroğlu ile Mehmet Ali Talat'ın kuracağı bir büyük koalisyon istediğine de inanılıyor. Bu durumda da Rauf Denktaş'ın müzakerelere dönmesi istenecek. Denktaş'ın kendisinin çözümü ne kadar istediği ayrı bir soru işareti olarak da duruyor. Konuştuğumuz herkeste bu seçimlerin Türkiye açısından da, Kıbrıs Türkleri açısından da bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyor.