ABD'li çelik fabrikatörü ve Carnegie Mellon üniversitesinin kurucusu Andrew Carnegie, 19. Yüzyıl sonlarında ekonomik durumu izlemek için bir yöntem geliştirmiş. Carnegie, değişik sanayi şehirlerindeki adamlarına tüten fabrika bacalarını saymalarını ve bacaların hergün kaç saat tüttüğünü kendisine bildirmelerini istermiş: Tüten baca sayısı ve süresi arttıkça çelik siparişlerinde muhtemel bir artış olacağını öngörüp üretim ve stok kararlarını yeniden gözden geçirebilmek için.
ABD'de genel ekonomik durumdaki değişmeleri izlemeye yönelik olarak "baca sayma" ötesinde çabalar geçtiğimiz yüzyılın başlarında arttı. Bugün, ekonominin ilerideki seyrine dair başarılı göstergeler yayımlanıyor. Artık, en az 5-6 ay öncesinden bir ekonomik yavaşlama ya da canlanmanın sinyallerini almak mümkün.
Son günlerde ekonominin gündemini "kriz bitti mi, bitmedi mi?" tartışmaları oluşturunca, "kime ve neye göre kriz?" sorusu akla geliyor. Hazine'deki kamu finansmanı veya TCMB'deki döviz ve para piyasaları birimlerine göre, muhtemelen, "kriz" çoktan bitti. Ne para piyasalarında yoğun bir oynaklık ve aşırı belirsizlik, ne de kamu finansmanında bir sorun göze çarpıyor.
TDK sözlüğüne göre kriz, "bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran" olarak tanımlanıyor. Bu anlamda, bazı kurum ve kuruluşların veya bakan ya da bakanlıkların yaşadığı "güç dönem, bunalım, buhran" sona ermiş olsa da, toplumun yaşadığı krizin sona erdiğini gösteren veriler pek yok ortada. Peki, krizin yakın zamanda "sona ereceğine" dair göstergeler var mı?
Bir dönem Türkiye'de de "öncü gösterge endeksi" çalışmaları yapıldı. 1990'lı yılların başında TÜSİAD tarafından yayımlanan öncü göstergeler endeksi 1994 krizini ve krizden çıkışı öngörmede başarılı olmuş, ancak daha sonra bu göstergenin yayımı durdurulmuştu. Benzer şekilde, TCMB tarafından yayımlanan başka bir "öncü göstergeler endeksi" artık yayımlanmıyor. Ekonomideki genel gidişat ve yakın gelecekte ne olabileceği konusunda bir fikir edinmek için de; anekdot, hikaye, duyum ve medyada yer alan "esnaf ve sanatkar" röportajları önem kazanıyor.
İktisadi göstergeler bir yana, sizin de kendi "öncü göstergelerinizi" oluşturmanız mümkün. Etrafınıza bir bakın: Tanıdıklardan borç isteyenler azalıyor mu? İşyerlerinde; tuvalet, lavabo, ofis, dış cephe temizliği eskisine göre arttı mı? Patlamış ampüller, kırılmış kapı kolları, dibi çıkmış çöp kovaları, çatlamış camlar, sıvası/boyası dökülmüş duvarlar, sigara izmaritleri azalıyor mu? Evde ya da işyerinde "parlak" bir fikir öne sürdüğünüzde "şimdi sırası değil" cevabını daha az duyuyor musunuz? Listeyi uzatmak mümkün. Bütün bunlara cevabınız olumsuz, üstelik popüler şarkıların sözleri hala "Neler oluyor bize? Depresyondayım, kendime yeni bir iş lazım" vb. ise, kim ne derse desin, kriz hâlâ sürüyor.