

Fazıl Say da böyle yaparsa
Saat 21:00 suları... Gazeteden erken çıktım, yemekli bir toplantıya katılmam gerekiyor... Hızla Teşvikiye Camii'ne doğru yürüyorum... Camiiyi biraz geçtim, bir anda önümde elinde köpeğinin zincirini tutan, paltosunun yakaları kalkık bir adam beliriverdi... Bunda şaşıracak bir şey yok! Fakat, ya o köpek kaldırımın ortasına pislemekteyse! Adamla göz göze geldik. Başını önüne eğdi, hızla İTÜ'nün tesislerine girip uzaklaştı...
Sinirlendim!..
Derken iki gün sonra, bu defa 22:30 gibi Armani Cafe'nin karşısında rastlaştık. Köpek yine def-i hacetini kaldırımda gideriyordu... Bir şey söyleyemeden uzaklaştı...
Ertesi gün gazetede bizim kültür sanat editörümüz, Yeşim Nur'la sohbet ederken, "Dün yolda, Fazıl Say'a benzeyen bir adama rastladım" dedim. Sonra da başımdan geçenleri anlattım... Güldü...
"Gördüğün, Fazıl Say'ın ta kendisiydi!" dedi.
Şaşırdım, meğer piyano virtüozu Say da bizim buralarda oturuyormuş...
"Piyano çalarken, cep telefonu çaldığında, sanki yüreğime hançer saplanıyormuş gibi oluyor" diyen Fazıl Say...
Şehirli olmak
Çünkü, kaldırımdaki o köpek dışkılarına basmadan yürümek için cambaz olmak gerekiyor... Evet, konserde cep telefonu yanlış...
Ama, kaldırıma köpeğinin hacetini gidermesine izin vermek de yanlış...
O sokaklar hepimizin...
O kadar çok köpek seviyorsan...
Ki... Ben de seviyorum... Öcal Uluç'un Kibar'ına düşkünlüğüm bir yana, sırf bu yüzden SABAH Online'da sevgili Deniz Esentaş'ın Sunny'sine özel bir köşe açtım... Her hafta maceralarını yazıyor...
Fakat... İş kaldırıma hacetini gidermeye geldi mi, affetmek mümkün değil!
Topağacı'ndan Teşvikiye'ye yürürken, Gucci ayakkabılı kent kırosu kaç hanımı ikaz etmek zorunda kaldım...
"Siz ne hakla yürüdüğüm kaldırımı tuvalet yerine kullanırsınız, o kadar köpeğinizi seviyorsanız, bırakın evinizin ortasına pislesin!" diye...
Bence dünyalı olmak, New York'ta ne yapıyorsan, aynısını İstanbul'da da yapmaktır!
GÜNÜN KULİSİ
Ankara, önümüzdeki günlerde kilit noktadaki bir ismi değiştirmeye hazırlanıyor...
"MİT'i Meclis denetlesin!" diyen MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un, bu mayısta görev süresi doluyor...
Atasagun, Türkiye'nin Kuzey Irak konusundaki bir numaralı uzmanı...
Ankara'dan aldığım duyumlara göre, Atasagun'un yerine emekli bir Orgeneral'in adı geçiyormuş...
Bu emekli paşayla ilgili şu kadarını söyleyebilirim... Çoğumuzun yakından tanıdığı bir isim değil!
POLEMİK
Biri bizi psikopat mı yapmak istiyor?
Bir BBG rüzgarıdır gidiyor... Yarışmacılar agresif ve itici... Yarışma kuralları gereği, kitap, gazete, dergi okumak yasak... O yüzden ev içindekiler birbirlerine saldırıyor...
Oysa... Bu son derece normal...
Her insanın hayat alanı 40 metrekaredir... Köpekler bile o alanın içine bir şey girdi mi huzursuz olur, havlar...
Ancak bu kadarcık bir alan içinde rahat edebiliriz. O yüzden asansöre bindiğimizde rahatsız oluruz. Kimse ufacık o alanı sahiplenemez. En yakınımızla bile konuşmaz, susarız. Bu normal bir durum!
BBG'nin yabancı versiyonlarında sevişmek serbest! Bizimkinde ise kavga etmek, dalaşmak, kedi öldürmek!.
Madem yarışmaya özel kurallar konulabiliyor. O zaman bu gençlerin ellerine birer dergi, gazete, kitap verin de okusunlar. En azından kendilerini izleyen milyonlara örnek olurlar...
Ki... İzmir Karataş Lisesi'nde okurken, çok değerli bir Felsefe hocamız vardı... Adı, Semire Karantinacı...
Bize "Hayatta en tehlikeli insan, boş duran insandır" derdi...
Yani... Adamı katil yapmak istiyorsan, BBG gibi bir evin içine kapat, sonra da nasıl psikopatlaştıklarını tek tek izle!
Böyle devam edeceklerse, RTÜK ekran karartarak doğru yapıyor...
Çünkü en kavgacının, en psikopatının ödüllendirildiği bir program olup çıkıyor... Jeneriğe baktım, eski SABAH'çı İsmet Ararat da orada... İsmet Abi, ne demek istediğimi en iyi sen anlarsın!
HYDE PARK
Yazıklar olsun
Tayyip Bey'e bir sempatim vardı. Ancak, Sayın Gazioğlu'nun söylediklerinin altına imza atacak kadar, söylenenleri doğru buluyorum. Kesinlikle AK Parti'nin bu davranışını onaylamıyorum. Gazioğlu, kesinlikle haklıdır. Yazıklar olsun Tayyip'e! . Erkan Meydanlıoğlu, İstanbul
Sezer'e yakışmadı
Cumhurbaşkanı Sezer, yaptığı açıklamalarda servet düşmanı izlenimi veriyordu. SABAH'ta okudum villa almış, demek ki o da lüksü seviyormuş.
G.Aydemir, ABD Yatınız batsın!
TV'de izledim. Adamın birisi çıkmış, yatçılığın sorunlarını anlatıyor. Türkiye'de her şey bitti de sıra yatçılara mı geldi. Ayranımız yok içmeye diyoruz, adam diyor ki yatla gidelim gezmeye. Mahmut Özgür, İzmir
DURUM
Benim Oscar'larım
Siz bu satırları okuduğunuz saatlerde Oscar ödülleri sahiplerini bulmuş olacak...Olsun!
Ben yine de kendi tercihimi yazayım...
Nasılsa işin içine bir sürü menfaat ve politik sebep girecek...
* En iyi film: Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen)
* En iyi yönetmen: Peter Jackson (Yüzüklerin Efendisi)
* En iyi erkek oyuncu: Russel Crowe (Akıl Oyunları)
* En iyi kadın oyuncu: Nicole Kidman (Kırmızı Değirmen)
|