Şu ekonomik krize en fazla neden içerliyorum biliyor musunuz? İnsanda şaka yapacak hal bırakmadığı için...
Böyle bir karış suratla, gülmemeye yeminli devlet yöneticilerinin her gün ekranlara çöreklenip akşam sofralarından önce adamda iştah bırakmadığı ülkelerde, "şaka" oksijen kadar elzem oysa...
Düşünüyorum da, şu haliyle Türkiye'ye başbakan olsam, televizyonculara yalvar yakar olurdum:
Aman çocuklar benim resmimi ille de ekrana çıkartacaksanız, bari millet akşam yemeğini yedikten sonra geceyarısında falan yayına sokun, bakacaksa meraklısı baksın, durup dururken vatandaştan zılgıt yemeyelim, derdim.
Memleketi kurtaramıyorsan hiç değilse laf işitme... Saklan saklanabildiğin kadar. Bu girişten sonra şimdi size muhteşem bir komik olay anlatayım.
Yakın dünya tarihini tarasanız böyle dramatik bir komiklik bulamazsınız, onu da söyleyeyim.
22 yıl önce beş komutan, nurtopu gibi bir darbeye karar vermişlerdi.
Vatan sevgileri ağır bastığı için öyle düşünmüşlerdi kuşkusuz, tamamen iyi niyetliydiler, klavuzları Evren Paşa idi, velakin ülke yönetmek bir tabura komuta etmekten zor olduğu cihetle, memleketin altından girdiler üstünden çıktılar.
O dönemde Evren Paşa, şehir şehir gezip meydanlarda halka hitaben konuşmalar yapardı, Hayber Kalesi'ni anlatır gibi tatlı tatlı konuşurdu, bir kaç ay sonra hepimizde bir bağımlılık doğmaya başladıydı, o akşam Evren konuşmuyorsa, evlerde suratlar bir karış asılırdı, ninnisi kesilmiş bebekler gibi...
Sonrasında, Allah'tan vatandaş Özal'ı seçti de, memleket kurtuldu. Yoksa başımıza Turgut Sunalp Paşa gelecekti, kırk katır, kırk satır vaziyetleri..
O dönemde, Evren millete tatlı tatlı ninni anlatırken, ülkenin demokratik bütün kazanımları parçalandı, irtica hortladı, on binlerce masum insan işkenceden geçirildi. Şimdi, öyle bir ülke düşünün ki.
Aslan gibi halkı var, koç gibi kamuoyu var, hatta BBG evinde ölen kedicik için neredeyse ihtilal yapacak kadar hassas bir atmosferi var, aydınları var, yazarları var, üniversiteleri var, hukukçuları var, açık oturumlara çıktılar mı mangalda kül bıraklayan uzmanları var ve dahi ağzını açtığı anda lafa "şeref ve haysiyet" ile başlayan, kendisine "demokrat" süsü verdiği halde, her fırsatta "asker görüşü"nü manşete taşımayı "yalakalığın şaheseri" olarak sergileyen bir de medyası var...
Var mı, var...
Peki bu ülke, yaptıkları darbe ile memleketi 20-25 yıl geriye götürmüş Evren Paşa'ya neyin hesabını soruyor?
Paşa, askeri müzeye hediye ettiği takıları sonradan geri aldı mı almadı mı?
O da diyor ki:
"Böyle utanmazlık görmedim, ne takısı kardeşim, neredeyse kalbim tekleyecekti..."
Açık ki, Kenan Evren formasyonunda bir insan, nişanlısını elinden kaçırmış varoş delikanlısı gibi, "ulan kız gitti bari takıları kurtaralım" diyerek üç tane bileziğin peşine takılacak değildir.
Fakat vaziyete bakın:
Koca Türkiye, kendisine ağır hasar verdiren bir insana "siyasi hesap" soracağına, takıların nerede olduğunu soruyor...
Sizce de komik değil mi?
Bizde bu kafa varken, yatın kalkın, şimdiki komutanların darbe yapmadığına dua edin!..