Artık hiç geri dönülesi olmayan 20'li yaşların başlangıçlarında.. Her şeylerin vız gelip, tırıs geçtiği bir zamanlar.. O deli divane hallarımız..
Ki bizim kuşak kuşak lafın gelişi.. Bizlenr olsak olsak don lastiğiydik, çok kurak arazilerin geçip gelmişti.. Savaşla büyümüş çocuklardık.. Karartma geceleriyle, ekmek karnelerile, şekersiz çay içerekten.. Hani o "kısmeti kapalı bir gençliktik.."
Ula bir dövmemiz bile olmadı.. Kedimiz köpeğimiz tamamdı ama bir dövmemiz bile yoktu..
Bu günlerde o dövme denilen şeye taktım bir yeni baştan.. Hani TATTOO denilen ve dizi filmleri bile yapılan vücut süslemeleri..
Yafu ekranda gördüğüm bu televolelerde herkeslerde hep bir dövme.. Dergilerdeki gazetelerdeki çıpıldaklarda da aynen.. Dehşet bir dövme modası almış başını gidiyor.. Kızı, erkeği, yaşlısı, genci, oralarına buralarına dövme yaptırıp duruyorlar..
Geçenlerde yazlarını Marmaris'te geçiren bir dostum hikaye etti: Oralarda yani Marmaris'te sandoviç dükkanında fazla dövmeci varmış.. Onlarca.. Kimi kapalı mekanlarda, kimi seyyar.. Turistler bir yerlerine bir takım şeyler çiziktirmek için kuyruklara girmekteymişler..
Bir tahaccüm, bir tahaccüm.. Herkesin keyfine göre, ister renkli, ister siyah beyaz, deri üstü süslemeleri..
Ula duyduğumda hayret kıskandım.. Kırk yıl önce o iki alçak Hollanda'lı tersoluk edip bizi dövmeci dükkanının kapısına koymasalardı, şimdi benim de, bir hangi yerimde bir dövme vardı..
Dedim ya başta artık hiç geri dönülesi olmayan o 20 yılların başlangıcında.. Daha Türk işçileri Avrupa'ya düşmemişken.. Avrupa görmüş kişilerin makbul kabul edildiği zamanlarda Hollanda'ya düştük..
Özkan, Faris bir de ben..
Şimdi burada bir parantez.. Parayı bulmak, servet saman sahibi olmak için altındaki ve üstündeki kılların ağarmasını beklersen.. Ağartı gelip çöktükten sonra, "Şimdi bende para gani.. Gençliğimde yapamadıklarımı yapayım, işleyemediklerimi işleyeyim" diye bazı şeylere soyunmaya kalkarsan.. Hani günümüzde sonradan görme bazı paralıların, çoğu kart horozların yaptığınca.. Hiç bilem kıymeti harbiyesi yok.. Herşey zamanında ve tadında.. Yoksam rezillik.. Deve yükü paran olsa da yine rezillik..
Çevreye belki yedirirsin ama, kendine hiç.. Kişinin ettiği rezillik ise en yamanı.. Ve de kapa parantez..
Amsterdam'dık..
Bir akşam vakti kafalarımız birayla iyice süslü.. Hangi akla hizmet bilmem, bir dövmecinin önünde kuyruğa girdik.. Önümüzde sekiz on kişi, kızlı erkekli..