kapat
25.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Oğlum Mehmet Yılmaz...!

(Geçen hafta bu köşede 60 yaşındaki bir okurumun mektubu yayınlandı. Beyefendi okurum mektubunda "Son zamanlarda genç kızlara istek duymaya başladım. Gençliğimde bile gitmediğim yerlere gidiyorum. Af buyurun, kırkından sonra azanı teneşir paklar demişler. Bu bir bunalım mıdır?" diye soruyordu. Ben de kendisini samimiyetinden dolayı kutladım, bir ruh hekimine başvurabileceğini söyleyip, iyi şanslar diledim. Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz cevabımı beğenmemiş. "Bu hayata bağlılıktır" deyip beni eleştirmiş. Yandaki yazı kendisine mektubumdur.)

Ayşe Hanım Teyzen Cumartesi günkü yazını okudu. Vücut ve ruhunun derinliklerinden havalandığı belli olan, aklıselim sahibi her kişinin rahat rahat değerlendirebileceği yazın bana garip ve mantıksız geldi. Çok derin psikiyatrik bilgilerini de psikiyatrist olmadığın halde bizlerle paylaştığın için sana müteşekkiriz.

Köşemden ayıklayarak verdiğin 'teneşir paklar' ifadesini "Af buyrun, bir laf vardır, 'Kırkından sonra azanı teneşir paklar!' diye, zarif bir özeleştiri ile mesajında belirten zaten amcandı! Kendi sözlerinin başlık olması da normaldi. Niye irkildiğini anlamış değilim.

Bir de Mehmet oğlum, amcanın endişe duymak lüzumunda hissettiği duygularına senin karışman ne kadar doğru? Sen 'O' değilsin ki! Değil mi?

Ruh bilimcilere sadece 'hastaların' gittiğini de nereden çıkarttın? İçinde huzursuzluk duyan, bir sorun hisseden her kişi ruh bilimciye danışır... Böyle duygulara da kapılmayan var mı?

Oğlum, dikkat ettiysen, amcan mektubunda bazı istekler duymaktan bahsediyor. Bunlar nasıl isteklerdir? 'Önceden gitmediği yerler' nereleri olabilir? Hiçbir şey bilmiyoruz. Bu kadarcık kısa bilgi ile hiçbir şeyi genelleştiremeyeceğini, bunun kararını amcanı etraflıca dinlemiş bir ruh bilimcinin vermesi gerektiğini bilmen gerekir.

Sence 'Hayata bağlılık, ölüme meydan okuma' yaşlı beylerin kendinden çok genç bayanlara istek duyması mıdır? "Güzel bir kızı görüp heyecanlanmadığınızda kendinizden korkun" diyor ve ilave ediyorsun Mehmet oğlum, "Kadınlar bizi heyecanlandırmazsa yaşadığımızı nasıl anlayabiliriz?" Oğlum, benim bir ayağım zaten çukurda, gitti gidecem, ama gitmeden şunu söyleyeyim, sen yaşadığını, kadınlar seni heyecanlandırdıkça anlıyorsan, yandı gülüm keten helva!

"Yaşama derin bir tutkuyla bağlılık" sözünden kastettiğin yaşlı beylerin genç bayanlara duyduğu arzu mudur? "Eliniz, ayağınız tutuyorken bu yılların tadını çıkarın" dediğin zaman gerçekten elini ve ayaklarını mı kastediyorsun? Sayın Dr. Mesut Bey'i konu ederken ölüm döşeğinde olan bu zat-ı muhtereme böylesine bir espri yapmak nereden geldi senin aklına? Her güzel hemşirenin baktığı hasta "şanslı mıdır" hangi bakımdan? Anlamadım.

"Dikkat çekecek kadar güzel" olmayan hemşirelere karşı garip bir ayrımcılık mı var?

"O yaşanan her anın değerli olduğunu bilen bilge bir insandı" diyerek rahmetli Mesut Bey'in her fırsatı değerlendirdiğini mi kastediyorsun? Ve... 'Kırkından sonra teneşir paklar' demek, "ilkel bir ahlâkçılıkla yaşamdan zevk almanın önüne geçmek için mi uydurulmuş bir sözdür?" diye sorgularsın? İlkel bir zevk peşinde koşmanın ahlâklı bir yaşamın önüne geçmesini önlemek için ayarlanmış bir söz olması mümkün değil midir?

Bu kadar yüzeyde yüzen bir 'yaşamdan zevk alma' nosyonunu ilk duyuyorum. Yaşamda çok çeşitli, çok başka şekillerde de zevk alınabilecek noktaların olduğunu Kuzey Amazon'da yaşayan, 60'lı yıllarda keşfedilen ilkel kabile Yanamamo'nun erkek üyeleri bile bilmekte ve uygulamaktadır. Yazını okuyan her 60 yaş üstü beyin de, iddia ettiğin gibi, 'başka pek yaşam zevki yok', dolayısıyla "bütün yollar Roma'ya çıkar" hesabı, "Aman, elim ayağım henüz tutarken..." diye başlayıp bir çok yapıcı aile düzenini bozmasından endişelenirim.

Ruh bilimciler öyle donanımlı kişilerdir ki, tüm olayları etraflıca öğrendikten sonra, şayet amcanın bahsetmediği ama senin bahsettiğin 'sevgiyle' beğendiği genç bayan ile evlenmesinde fayda görürlerse, bunu önerebilirler, zaten bu ihtimal olduğu için yazımın sonuna 'iyi şanslar' dileklerimi ilave etmiştim, ama bakıyorum sen yazında bu bölümümü de çıkartmışsın.

Bu küçük hilelerin farkına varınca merak ettim. Mehmet Oğlum, neden ve nereden koşuyorsun?

Hele, hele "Güzin Abla" köşesiyle beni hiç karıştırma, Güzin Abla tüm halkımıza yıllardır zarif ve düşünceli bilgileriyle hizmet etmiş bir kişidir, rahatsız olduğu için kızı da bu işi başarıyla götürmektedir. Beni küçük gördüğün gibi bu benzetmenle kendisini de küçük görüyormuşsun gibi bir edan var. Oysa, Mehmet Oğlum, hem ben hem de Güzin Ablan senden çok ama çok yaşlıyız. Bizde laf ne gezeeeer? Bizde fikir ne gezeeeer? Bizlerin saçları uzun ama fikirleri kısadır, özellikle ben ne bilirim. Daha bir hafta yeni doldu, dakika bir... gol bir... Ama kim kime attı sence? Kendini aldatmazsan, ben de seninle aynı fikirdeyim.

(Yazınızda bana karşı gösterdiğiniz laubalilik neticesi size 'sen' deme mecburiyetinde bıraktırdığınız için ve bu üslupla cevap vermek zorunda kaldığım için üzgünüm. Hiç tarzım değildir. Tanışmış olsaydık yapamayacağınızı derhal anlar, ama kasten yapmakta ısrar edecek olursanız ne kadar küçülebileceğinizi ölçebilecektiniz. Bulunduğunuz mevkiinin böyle basitlikler kaldırmayacağını düşünmüştüm. Konuya daha uygar ve akla hakaret etmeyen bir seviyeden girmenizi tercih ederim.)

İGDAŞ siyasi davranma, hizmet ver
(Bahçelievler- İstanbul'dan Kara Şahin Çayır Sokak Sakinleri adına)

Kocasinan Merkez Mahallesi Malazgirt Caddesi, Bahçelievler ile Bağcılar'ı sınır olarak bölen caddedir. Bağcılar tarafında doğalgaz verilmedik sokak kalmadı. İGDAŞ Yönetimine sesleniyorum! Siyasi DAVRANMAYIN! Bahçelievler kısmına da doğalgaz verin! Bahçelievler ANAP'lı diye vermiyorsunuz. Kendi seçim bölgelerinizde insanların ayağına kadar hizmet veriyorsunuz, diğer bölgelere hizmet getirmek için ALTYAPI PARASI istiyorsunuz! Bizlere de getirip aksini ispat edin.

Sayın Çayır Sokak Sakinleri.
İGDAŞ telefonları hep bant kaydı, bir de e-posta adresi veriyorlar. Bunun üzerine Bahçelievler Fen İşleri'nde, teknik müdür yardımcısı Vefa Bey'e mesajınızı okudum. Araştırıp bana geri döndüğünde, "Hiçbir şekilde kasıt olduğunu sanmıyorum. Sanırım Çayır Sokağı'nda henüz az miktarda yerleşim mekanı olduğu için doğalgaz bağlanmamıştır. Herhalde daha kalabalık alanlara doğalgaz hizmeti götürülmektedir. 2003'de döşeme planları olduğunu ümid ediyorum" dedi.

Altyapı denilen yatırım, mahallelerin henüz kalabalıklaşmadan yapılması gereken bir işlem değil midir? Vatandaş alt yapı masrafını neden ödemek zorundadır? Gül fidanları veya İtalya'dan "çabuk büyüyeceği garantili" fideleri (kim bilir kaç dolarlara) ithal ederken (ki bu fidelerin kaçı tutmuş, kaçı kuruyup heba olmuştur?) bizden neden para istemezler de, doğalgaz alt yapısında isterler? Bu kadar gelişmiş dünya belediyesi ile irtibattalar, yeni yerleşim bölgelerinin planlama safhalarıyla hiç ilgilenmezler de yakın mesai arkadaş eşlerinin fidan kataloglarından gül ısmarlarlar? Yani, arkadaşlar, hayret bir şey değil mi? Bizim doğalgaz altyapı paralarıyla fidan alınıyor. Farkında mısınız? Sonra kışın odun, kömür, kül, duman, sobaya talim eden biz oluyoruz. Fidanlar alınmasa diyeceğim ki, "Ne yapalım, fukaralık işte!" Ben olsam utanır, kızarır, yere bakıp, özür diler, hemen alt yapıyı yapmaya başlarım!

AYŞE ÖZGÜN



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır