kapat
25.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Daha...

"İzlediğiniz o eski filmin pek bir etkisinde kalmışsınız belli. Köşenizin adı da ondan hayat güzeldir. Tabii ki sizin için hayat güzeldir. Resminizde gözlerinizin içi gülüyor.

Oturduğunuz plazalarda zengin ve sorunsuz yaşamınızda hayat size kolay gelir tabii. Yazdığınız o köşe yazılarının da karşılığını yüklüce alıyorsunuzdur. Oysa ben 22 yaşındayım ve bal gibi de farkındayım hayat zalimdir. Yazıyorum, çiziyorum ve bir işe yaramıyor. Babam haklıydı belki de, bunlar boş işlerdi... Size tabii ki hayat güzeldir. Şöhret, para vs..." diyordu genç bir okuyucu. Kendisine kısa bir cevap var aslında. "Yok ya?"

***

Aslında böyle bir şeye niyetim yoktu hiç. Yani okuyucu mektup ve mesajlarına yanıt vermeye bu kadar erken başlamaya. Ancak uzun bir zaman televizyon programlarım sırasında buna benzer düşüncelerle o kadar sık karşılaştım ki. Sanırım bu köşede ilk kez tanıştığımız ve tanışacağımız bazı okuyucularla da aynı durumu yaşayacağız. Çok tarzım ve yazıda kullandığım bir kelime olmamasına karşın affınıza sığınarak şu anda sarf edeceğim ki bu ve buna benzer düşüncelere fena halde "gıcık" oluyorum. 1999 yılında çok sevmiştik o filmi evet. Bu yüzden o tarihteki televizyon programımın adını "hayat güzeldir" koymuştuk. Sonra öyle oturdu ki hepimizin yaşamına, vazgeçemedik. Kendimize yüksek sesle anımsatmaya çalıştığımız şeyler bir dolu kalpte ve zihinde yerini bulmuş olmalı ki, o günlerden notları içeren aynı isimli kitap hala çok satıyor. O kadar doğru bir sloganmış ki "Günaydın" tekrar yayına hazırlanırken köşenin aynı adı taşıması fikir birliği ile onaylandı..

Şimdi bakın;

Canım isterse köşemin adını Pembe Panter Tatilde, Selvi Boylum Al Yazmalım, Harry Potter ve Felsefe Taşı ve hatta Muhammed Ali bile koyabilirim. Kötülüğün bu kadar baskın olduğu bir dünya düzeninde iyi şeylerden söz etmeye çalışan insanların tersine ikna edilmeye gayret edilmesini hiç anlamadım, hiç anlamayacağım. Yüzeysel şeylerden söz eden kim? Yani çıkıp Allah'ın her günü, "Hayat da zaten şöyle berbat, böyle fena" mı diyelim? Yeterince kara haber yok mu? Ya da moral vermek denilen şey sürekli şakır şakır oynamak mı? Sonra oturup kedi kesen çocuklara hak mı verelim? Bu kendini iyi ve güzel şeylere layık görmeme hadisesi neye varacak? 22 yaşında bir insana, kendine bu kadar acımayı kim öğretti? Neden her bitmiş kotarılmış işin ardında abuk sabuk şeyler aranıyor? Basında ya da televizyonda görülen her insanın Akmerkez'de oturduğu ve zenginlik içinde eski Romalılar gibi yaşadığını kim uydurdu? Ne yani fotoğraf çektirirken eh doğal halimiz budur diyerek kılıksız ve suratsız mı poz verelim?

Sevgili Muhittin Sirer bir gün demişti ki "Bu ülke de herkes bir şey olmak istiyor ama hiç kimse bir şey yapmak istemiyor."

Hayat neden güzeldir biliyor musunuz? İnsan yapmak istediği şeyler için ölesiye çalıştıktan sonra olmak istediği yeri buluyor da ondan mesela. Hayat güzel çünkü 55 yaşındaki Hülya Koçyiğit "hayalimdeki rolü henüz oynamadım" diyor. Daha yapacaklarından söz ediyor. Harika görünüyor. Türkan Şoray çok üzülse de şu olup bitene, vazgeçmiyor ve deli gibi çalışarak evine yeniden bedel ödüyor. Daha da çalışırım diyor. Zuhal Olcay yeni tiyatro binası için dehşet verici borçlar altına girmekten ve de birkaç yıl daha bunun için koşturmaktan korkmuyor. Profesör Oktay Sinanoğlu daha yapacaklarım var diyerek her şeye rağmen o görkemli Amerikan bilim dünyasını arkasında bırakıp buraya, bu ülkeye geri dönüyor... 17 Ağustos depreminde evini, birkaç ay sonra da kocasını kaybeden iki küçük çocuğu ile işsiz ve parasız kalan Bursalı Fatma anne daha çocuklar büyüyecek diyerek dişiyle tırnağıyla hayata sıkı sıkı tutunuyor...

***

Hayat ne zaman zalim biliyor musunuz? Amerika'da profesörler profesörü olmuş bir değerli bilim adamının ülkesindeki odasında bir telefonu, internet dediğimiz dünya bağlantısı olmadığında ve bölüm başkanın odasından paralel hat çekildiğini farkeden diğer profesörlerin bu paralel hattı makasla kestiği zaman inanılmaz zalim hayat... Bu ülkenin sultanı olup da yıllarınızı, emeğinizi yatırdığınız kendi evinizi yeniden almak için banka kredisi çektiğinizde zalimdir hayat... Yoksa gencecik bir yaşta daha bir şey görmeden "hayat zalimdir" alimliği yaparken zalim değildir hayat. Aynaya bir bakın bakalım gördüğünüz yüz ve gözler size nasıl bakıyorlar? Sakın zalim olmasınlar?

İCLAL AYDIN



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır