Aghhh... Dün gece çok içmişim... Mişim diyorum çünkü hangi noktada kendi üzerimdeki kontrolü kaybettiğimi hatırlamıyorum. Ve şimdi feci bir şekilde başım ağrıyor... Nasıl kendime geleceğim ben?
Bir doktor arkadaşım "Bol bol su iç!" demişti... Aghh... Evde su da kalmamış...
Şarap tanrısı var da neden "akşamdan kalma tanrısı" yok? Bu eski insanların hiç sabahları başları ağrımıyor muydu? Mitolojide akşamdan kalmanın geçmeyişi çok acayip. Grek usulü çareleri merak ediyorum. Sen habire şarap iç, sonra da akşamdan kalma olma! Olacak şey mi?
Biraz daha uyumalıyım....
***
12:00 Yatağımda
Evet şimdi iyiyim. Ama yine de işe gidecek durumda değilim. Aylık açıklamasız izin hakkımı kullanayım. Kadınların öyle ayda bir gün mazeret bildirmek zorunda olmadan izin yapma günleri var. Ne kadar ince düşünmüşler. Esasında muayyen gün izni ama kadınların bunu söylemeye utanacaklarını düşünüp "mazaretsiz izin" demişler. Çok komik. Öyle deyince sanki müdürün anlamayacak neden gelmediğini. Hele bir de manyak bir adamsa senin her ay gelmediğin günü işaretler takvime... Ondan sonraki ay hangi gün gelemeyeceğini de tahmin eder. Bu ay gecikmiş falan da der... Ve takvim dışı bir gün gelmiyorsan nedenini yine anlar... Ve de aynı zamanda sıkı bir avans da istemişsen... Patronun bütün özel hayatını "günü gününe" takip ediyor...
***
Evet bu kahve iyi geldi. Şimdi ufak ufak hatırlıyorum dün gece sapıtmaya hangi noktada başladığımı. Ceyda ve nişanlısı geldi. Yanlarında da şapkalı eşek, Tolga vardı. Tolga habire göz kırpıp durdu, sinirimi daha da bozdu... Belli bir saate kadar ordan burdan konuştuk. Sonra Ceyda birden "Tolga şapkanı getirsene" dedi.
Tolga, montunun cebinden şapkasını almak için koridora çıktı. Ve salona kafasında soyguncu maskesiyle girdi. "İşte olay buydu"...
Şapkasını seviştikten hemen sonra istemesinin nedeni buymuş. Şapkanın üzerindeki fermuarı açınca şapka büyüyormuş ve kar maskesine dönüşüyormuş. Eğlenelim diye istemiş şapkasını... Onu geceyarısı çırılçıplak sokağa atmam için hiç bir neden yokmuş.
***
Evet koptuğum nokta tam buydu. Çünkü bütün bunları anlatan Tolga değil Ceyda'ydı!
Ceyda ve sevimsiz nişanlısı ne haltlar yediğimizi en ince ayrıntısına kadar biliyordu!.. Hem de daha ilk günden!
Çünkü Tolga'yı zaten biz tanışalım diye özellikle getirmişlermiş. Her şey bir tezgahmış. Bir tek benim haberim yokmuş. Tolga'ya önceden resmimi bile göstermişler.
***
Bu kadar korkunç bir kumpasa daha önce alet olmamıştım. Daha çok soru sormaya cesaret edemedim. Aldığım her cevaptan sonra bildiğim bir doğru daha yanlışa dönüşüyordu. Ceyda saf bir kız değilmiş. Ceyda benim fingirdek olduğumu zaten biliyormuş. Ceyda bundan rahatsız olmuyormuş. Tolga'yı çok sevdiği için belki aradığımı bulurum diye tanıştırmış.
***
Bu konuşmaların yapıldığı vakit ben bir şişeyi çoktan devirmiş, ikincisinin tıpasını açıyordum. Fena halde sinirlenmiştim. Özel hayatıma düpedüz müdahale vardı. Yok düzgün adamlarla takılmıyormuşum da, aradığımı bu yüzden bulamıyormuşum da...
İşte ben buna adilik derim. Evime gel, anlattıklarımı dinle, gül eğlen, herşey normalmiş gibi davran sonra arkadan "ne feci bir hayatı var" diye çık çık çık yap. Ve de aklınca düzeltmeye çalış.
Dakikasında kavga çıkarttım. "İyi niyetliydik", "yanlış anladın", "sakin ol", "kahve var", "Tolga elinden şarabı al" lafları kaç kere edildi acaba...
Olayı en son insan haklarına bağlayıp post modern ahlağa getirince kavga iyice çığrından çıktı. O noktada susmam gerekiyordu. Hatta o noktadan çok evvel susmam gerekiyordu. Ama ne mümkün. Allah bir çene ve münazara hırsı vermiş... Sonuna kadar gidilecek.
Gidildi nitekim.
Son hatırladığım Ceyda ve nişanlısnın sinirle eve terk ettikleri. Tolga tabii ne yapacağını şaşırdı. Çünkü ne sevgilim ne de arkadaşım... Ama bir kere sevişmişliği de var. Bu durumda ona "seksdaş" diyebilir miyim? Evet arkadaş değil sevgili değil olsa olsa "seksdaş"ım olur.
Koridorda manasızca birbirimize baktık.
Ve kendimizi yatağa attık.
Ve bütün geceki kavgayı manasız çıkartmak için uğraştık durduk.
Eh be Tuğçe. Madem yine yatacaktın neden o zaman Ceyda ile kavga edip durdun gece boyunca. Allah razı olsun, iyi ki getirmişiniz, hadi siz de evinize gidin...
Hep bu şarabı kaçırmak yüzünden. İki hafta şarap içmeme cezası veriyorum kendime...
Bir kahve daha yapacağım.
TUĞÇE BARAN