Çünkü gazetelerde hep aynı resim: Üç tombul kardeş kameralara gülücükler dağıtıyorlar. Günlerdir onların Ceyar'a rahmet okutan alengirli entrikalarını okudukça bağırsaklarımızdaki gaz dayanılmaz boyutlara geldi.
Krizden iyice aç kalan milletin köpekleri ne zaman dişleyeceğini bekleyen haberciler bile işin içinde Brezilya dizilerindeki gibi aşk, kin, entrika, intikam ve para olduğunu görünce köpeklerle sıradan insanları kendi hallerine bırakıp KOLA'ya kaçmaya başladılar. Ah bir de şu kardeşlerin isimlerini doğru yazabilseler...
Bir gazete Selda yazıyor, öbürü Ferda... İsimlerin karışmasını geçtik, biz nerden karıştık bu işin içine... Madem karıştık, o zaman Pepsi'nin kızlarına tavsiyemiz Pepsi'nin sloganı gibi olacak: "Daha fazlasını iste"
Evlerden ırak, ola ki bir gün Telegol programına yorumcu olarak çağırılırsanız ne yaparsınız?
* Olabildiğince sakin olun. Panik yaptığınızı hissederlerse anında kendinizi polemiğin ortasında buluverirsiniz. Sanki her hafta geliyormuşsunuz gibi yapın. Oturur oturmaz " amaan sıkıldım her hafta aynı yerde oturmaktan canım" diyerek hayıflanın.
* Sakın ola ki Ahmet Çakar'ın sözünü kesmeyin. Ama eliyle "bir...iki..." diye saymaya başladığında "üçler yaşasın Türkler... dört beş altı İtalya battı" diye devamını getirin.
* Tuttuğunuz takımı belli etmeyin. Her pozisyonu "valla siz daha iyisini bilirsiniz" diyerek yorumlayın.
* Turgay Şeren zaman zaman ağzından galiz küfürler kaçırabiliyor. O konuşurken sık sık "biip" sesi çıkarın...
* Ali Sami Alkış konuşmaya başladığında ellerinizle başınızı koruyup koltuğunuzun arkasına sinin.
* Ali Sami Alkış ile Ahmet Çakar'ın kavgasını sakın ayırmaya kalkmayın. Arada olan size olur. Hatta bir anda barışırlar siz kötü olursunuz.
* Üstünüze çok gelirlerse yere eğilip "taş yok mu taş" diye bağırın.
* Ne yapın edin, sakın kavgaya girmeyin. Eğer bir kavga ederseniz programın kadrolusu olursunuz ve bu aleme bir düşerseniz bir daha çıkamazsınız.