kapat
15.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Bir de derinlere bakın

Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne kadar ulaşan bilgilerle ve tespitlerle, spor kamuoyu yara aldı. Daha da yara almaya devam edecek. Yıllardır, bu işlerle mücadele ettim. Hatta zaman zaman suçlu hale düştüm. Beni mahkemeye verdiler, teleferik gibi hem karşı taraftan hem benden götürdüler. Olsun, hiç önemli değil. Vatan sağolsun!

İpin ucu bir taraftan yakalandı. Eğer cesaretle çekmeye devam ederlerse arka tarafından neler çıkacağını hep beraber göreceğiz. Bu daha sığ suda görünenler. Derin sularda ne köpekbalıkları, ne lagoslar var.

Bazı maçlar yazılmış. Peki geçtiğimiz yıllar da gözönüne alınarak, o maç listesi büyümeye başlarsa bu operasyon bir yerde durdurulur mu? İşte asıl tehlike burada. İnşallah durdurulmaz. Ve bu soruşturmanın geriye dönük de yapılması gerekir. Çünkü geriye dönük yapılacak soruşturma, futbolumuzun ileriye dönük olarak gitmesine büyük ışık tutacak ve yardımları olacak.

Orduyu yıpratmayın
Yine yıllardır bir şeye parmak bastım. Askerlik şerefli ve kutsal bir meslektir. Ben doktor veya mühendis olabilirim. Yarın okulu bitirdikten sonra doktorluğu veya mühendisliği yapmayabilirim. Böyle bir hakkım var. Ve bunu kullanabilirim. Ama bir Türk vatandaşı olarak "Askerlik yapmayacağım arkadaş" diyemem. Hakkımda soruşturma açarlar, hapse bile atarlar. Yani askerlik ayrıcalıklı bir meslek. İrticanın kol gezdiği şu Türkiye'de bu kurumu mümkün olduğu kadar yıpratmamak gerekir. Ve bu kurumun da bazı şeylerde haliyle kendisini koruması gerekir. Yıllardır "Asker hakemler" dedim. İşte bunun yüzünden. Şu olayda bile ismi geçen arkadaşların bazıları emekli olmuş askerliğe devam eden isimler. Ne gereği var isimlerin böyle bir olayda adı geçmesine.

Herhalde sakalımız yoktu, anlatamadık.

Genelkurmay, asker hakemleri 3 senede eritme kararı aldı. Tahmin ediyorum bu olaydan sonra ek bir karar çıkar.

Düşman kim?
Yıllar önce Sergen'in bugün düştüğü durumu izah ettiğimizde Beşiktaş seyircisi bir türküyü küfürle süsleyip, tarafıma söylemişti. Mesela şimdi bazı yanlışlarından dolayı İlhan'ı ikaz ediyorum. Neden? Daha iyi olsun diye. Ama eskiden Sergen'e "Koçum aslanım, aynen yürü" diyenler, şimdi aynısını İlhan'a yazıyorlar. Futbolu bıraktıktan sonra Sergen de kimin dostu, kimin düşmanı olduğunu anlayacak. Cuma gecesi, aynı besteyi G.Saray seyircisi söyledi. Böyle şeylere alınmam ve kızmam. Hatta Adnan Sezgin'in dediği gibi kulağımın pasını bile alıyorsunuz. Ama özellikle G.Saray seyircisine bir ikazım var. Bu beste Beşiktaş seyircisine ait. Telif hakkı isterlerse kızmayın.

Sen işini yap Ali aydın
Derbi maça Ali Aydın verildi. Hayır, derbi maça Ali Aydın verilmedi. Bu maç gezdi, gezdi, gezdi Ali Aydın'ı buldu. Bu işler böyledir. Bazen sen tayin yaparsın, sonra sıkışırsın bu senin elinden çıkar, o zaman da maç gider hakemini bulur.

Bu genç arkadaşımız (çok da genç değil ya, keşke 10 yaş daha genç olsaydı) gördüğünü çalan bir hakem tipi. Öyle bir maça çıkacak ki, tansiyon çok yüksek. Ama bir şeyi hiç unutmayacak; amatör küme maçıyla F.Bahçe-G.Saray maçı oyun kuralları açısından aynı. Hiçbir şekilde forma etkisinde kalmadan kararlarını verirse Allah da ona yardım eder. Nasıl olsa, maçtan sonra iki taraf da ondan memnun olmayacaklar. İki tarafa da yaranamayacak. Ama o gördüklerini çalarsa, çok koşarsa mutlak surette maçtan sonra da yanında birileri olacaktır.

Ruh hastaları kol geziyor
"Maçlarda, seyirciler bunalıma giriyor, tansiyon yükseliyor" diyoruz. Yine geçen hafta Beyoğlu'nda yürüyorum. Etraf da maç falan da yok, bunalımda yok. Günlerden Pazartesi. Saat 22.30 suları. G.Saray'dan Taksim'e doğru gidiyorum. Vakko'yu biraz geçtim, sağ tarafta lacivert bir Renault araba duruyor. 19-20 yaşlarındaki bir genç, yukardan aşağı gelirken burnu Taksim'e dönük olan bu arabanın önce ön tamponuna bastı, oradan ön kaputa çıktı, ön cama bastı, tavana doğru yürüdü, tavanı boydan boya katetti, arka camdan, bagaj kapısından aşağı atlayarak yoluna devam etti. Sanki Boğaz Köprüsü'nden karşıya geçiyordu. Veya evdeki salondan, antreye geçer gibi.

Ertafa baktım, kimseden çıt yok. Tavır koyan da yok. Her zaman olduğu gibi yine burnumu soktum, "Ne yapıyorsun gel buraya" dedim. "Sanane" diye cevap verdi. İyice çıldırdım, üstüne yürüyünce kaçmaya başladı. O zaman anladım ki, yanında 2 kişi daha var. O sırada elinde telsiz olan birisi belirdi, o da kaçanın peşine düştü ve yakaladı. Yakalayan şahısa kim olduğunu sordum, Beyoğlu Emniyet Müdürü'nün şoförüymüş. O genç çocuğun üzerinde yürüdüğü araba da Beyoğlu Emniyet Amiri'nin arabasıymış. Yani o pervasızca arabanın üzerinde yürüyen şahıs, tam anlamıyla cami duvarına işemiş. Yani insanlar maçı bahane etmesinler. Bu tip ruh hastaları her yerde kol geziyor. Ama halk olarak da biz çok tavırsız ve duyarsız bir hale geldik. Asıl tehlike burada. Otokontrol sistemini iyi yürütsek, polise bile gerek kalmaz.

Sıraselviler aynı tas aynı hamam
İstanbul'da, Taksim, Tepebaşı civarında otursam ve Cuma-Cumartesi akşamları hastam olsa veya ben rahatsızlansam, arabayla veya ambulansla Sıraselviler Caddesi'ne girip, Alman Hastanesi'ne veya Taksim İlkyardım Hastanesi'ne gitmek istemem. Çünkü, ne kadar önce hastaneye gidip kurtulma şansınız varsa, bu caddeye girerek o kadar geç hastaneye ulaşıp ölebilirsiniz.

2 hafta denetimler ciddi yapıldı ve ben de teşekkür etmiştim. Ama bu hafta, özellikle Cumartesi günü yine gördüm ki, cadde yine eski durumuna gelmiş. Hatta bir trafik arabası bile vardı, arada anons yapıp, sağa sola emir yağdıran. Ama aynı polis arabasının karşısında taksiler, yalnız cepleri değil, cepleri birbirine bağlayan kaldırımlara bile sıraya girmişlerdi. O zaman insanın aklına başka şeyler geliyor. Burada görev yapan trafik polisleriyle, taksiciler herhalde arkadaşlar! Belki de çok samimiler! Birbirlerini üzmek istemiyorlar!..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır