kapat
15.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Tilkilerin kuyruğu

Bundan bir süre önceydi...

Recep Tayyip Erdoğan'ın gizliden gizliye siyasi parti kurma çalışmalarını yürüttüğü günlerdi...

İstanbul'un, crem de la creminin, bir dönem sıkça gittiği Paper Moon'da, bir hanım arkadaşımla birlikte yemekteydik...

Yemekte, Erdoğan'ın hazırlığını yaptığı yeni siyasi partiden bahsedip, "Beni de istiyorlar" dedi...

Sonra da "Özal tarzı bir parti kurma hazırlıkları var. Dini bir parti olmayacak. Her eğilim içinde yer alacak. Onun için katılmakta bir sakınca görmüyorum, sen ne dersin?" diye sordu...

Vücut dilinden kararsız olduğu anlaşılıyordu...

Bu soruya cevabım şöyle oldu:

YILDIZLARA BAKMAK

"Karar senin.

Ama, unutma ki, bu ülkede Recep Tayyip'in siyasi geleceği yok. Siyasi parti genel başkanı olacak bir adamın, öncelikle bazı temel şeyleri bilmesi gerekir.

En azından gökyüzüne baktığında, yalnızca yıldızlar ve mehtabı görmemeli. Aynı zamanda, uçak kullanan bir pilot gibi oradan geçen birçok hava yolunu da görebilmeli.

İç içe geçmiş güvenlik hattını, işdünyasının, medyanın kullandığı koridoru ve dış ilişkileri bilmesi gerekir. Erdoğan'ın bende bıraktığı izlenim, bunların pek farkında olmadığı yönünde..."

Hanım arkadaşım bunun üzerine sordu, "Bunları bilince ne fark edecek ki?" diye...

İsmet Paşa'nın o ünlü benzetmesine atıf yaparak, şunu söyledim:

"Kafanda 40 tilki dolaşacak, ama kırkının da kuyruğu birbirine değmeyecek! Ama Erdoğan bırak 40 tilkiyi, zihninde iki tilkiyi dahi yanyana taşıyacak durumda değil!"

Bu sözlerim üzerine gülüştük...

Habertürk'te Hakan Aygün'ün sunduğu "Basın Kulübü" programında, Tayyip Erdoğan'ı izlerken, hanım arkadaşımla o gece yediğimiz yemekte aramızda geçen bu konuşmayı hatırladım...

Yine tilkilerin kuyruklarını birbirine değdirmekle meşguldü...

Akım derken, ben buyum diyenlerdendi...

REFERANDUM HAKKI

Ortaya koyduğu ve manşetlere tırmanan içkiyle ilgili argümanına gelince...

Bir cümle içinde, bu kadar hata yapmak için, insanın illa bir partinin genel başkanı mı olması gerekiyor Yarabbi!

Kurduğu cümlenin elle tutulur yanı yok!

Birincisi; Türkiye üniter bir devlettir...

Mevcut Anayasa'ya göre, Cumhurbaşkanı'ndan başkasının ülkeyi referanduma götürme yetkisi yok. Bu da Cumhurbaşkanı'na Anayasa'da istisnai olarak tanınmış bir haktır. 1987 yılında Kenan Evren, bu hakkını kullanarak, siyasi yasakların kaldırılması için ülkeyi referanduma götürdü...

İkincisi, her konuda referandum olmaz. Anayasa Mahkemesi'nin de bu referandum kararını uygun görmesi gerekiyor...

Üçüncüsü; Erdoğan'ın kastettiği anlamda referandum hakkı İsviçre gibi konfederal ülkelerde var. Türkiye ise üniter bir devlet...

Bu bakımdan...

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın alkol yasağını halkoylamasına götürebileceği açıklamasının mevcut hukuki ve Anayasal süreçle uzaktan yakından bir alakası yok!

Tam anlamıyla akım derken, yine ben buyum demiş...

Tilkilerin kuyruklarını birbirine değdirmiş...

GÜNAH DEFTERİ

Bir başka açıdan...

Peygamberimiz Hazret-i Muhammed, "Günah işleyenleri küfürle suçlamayın" der ve uyarır:

"Allah bağışlar ayıplamaz, insanlar ise ayıplar, ama bağışlamaz!"

(Bk. İbn Abdrabbih, 3/179)

Ki...

Allah, hiç kimseye, kendi adına bir başkasının günah defterini elinde tutma iznini de vermemiş ki!

İslamiyet'te ruhban sınıfı yoktur...

Bununla beraber zorlama da yoktur...

Ve her daim gelişme kapısı açıktır...

Görünen o ki, yine kendini Ğtövbe estağfirullah- Allah'ın yerine koymaya kalkan bazı türediler, O'nun adına insanlığa yasaklar koymaya kalkıyor...

Hz Muhammed dahi, son nefesini verdiği ana kadar... Kendisiyle ilgili kararın ne olduğunu bilmediğini söylerken... Benim, onun ya da bunun cehenneme gideceğini söyleyenler bunu nereden biliyorlar anlamış değilim...

Hz Muhammed bu noktada diyor ki; "Sizden herhangi biriniz cennetteki davranışları sergiler, sergiler de cennetler arasında bir kol boyu mesafe kaldığı bir sırada, ilahi karar devreye girer ve cehennemlik hareketlere koyulur ve ateşe giriverir." (Heytemi)

Bir başka hadiste ise Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

"Ben bile emin olma hakkına sahip değilim, ey Aişe. Kulların kalpleri Rahman olan Allah'ın iki parmağı arasındadır. Allah istediği anda kulunun kalbini başka bir hale sokuverir." (Heytemi)

Demek oluyor ki...

"Ben cennetliğim" diye böbürlenmeye kimsenin hakkı yok. Nefs sınavından kimin geçip, kimin kalacağını yalnızca O bilir. O da burada herhangi birisi değil, Allah'tır. Bunu birileri Tayyip'in takımına anlatması gerekiyor...

"Ben cennetliğim" diyenlere, ayrıca İblis'in de meleklerle namaz kıldığını hatırlatmak isterim...

GÜNAHKAR & TÖVBEKAR

Ve bu anlamda birkaç satır daha...

Hz Muhammed, bazı türedi niyeti bozuklar için şunları söyler:

"Eğer günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder ve yerinize günah işleyip ondan af dileyen bir başka kavim gönderirdi."

Yani, biz faniler yaradılış olarak, hem günahkar, hem de tövbekar olarak yaratılmışız...

Nitekim...

Melekler günah işlemezler. Allah isteseydi bizi de öyle yaratmaz mıydı!

Onun için kimse, kendini Allah'ın yerine koyup, oturduğu yerden "Şu cennetliktir, bu cehennemliktir" diye fetva vermeye kalkmasın...

Bu bakımdan, görüldüğü gibi Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu argüman, ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasası'na ve işleyiş düzenine ne de Allah'ın kurduğu düzenin işleyiş mantığına uyuyor...

Birilerinin bunları AK Parti'nin yönetim kademesine anlatması gerekiyor... Allah'ın yeryüzünde işlerini takip etsin diye Tayyip ve takımını vekil kılmadığı aşikar...

Ve son bir not:

Erdoğan'ın mantığını doğru kabul edersek, burada saygıdeğer eşlerini tenzih ederek söylüyorum, o zaman şöylesi bir referandum da kaçınılmaz olmaz mı:

Recep Tayyip'in türbanlı eşi başını açsın mı açmasın mı?

Böylesi bir referandumun mantığı olabilir mi!

İsmet Paşa'nın ünlü deyişiyle:

Hadi canım sende!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır