Düşünüyorum... Acaba bizim Dışişleri ekibinden Necip Ergüz, Ertuğrul Apakan, Hayati Güven ve Ahmet Bigalı toplansa, Bakanları İsmail Cem'e, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne derler?
Peki onların sözlerine, yine Bakanlığın Müsteşar Yardımcısı, dostum Baki İlkin acaba ne cevap verir?
Onların bu konuda öne sürdükleri tezlere, acaba Washington büyükelçimiz dostum Faruk Loğoğlu katılır mı, katılmaz mı?
Londra büyükelçimiz dostum Korkmaz Haktanır'ın, İngiltere'nin Kıbrıs özel temsilcisi Sir David Henney ile, bağıra çağıra ettiği kavga, kimin işine yaradı acaba?
Cumhurbaşkanı danışmanı dostum Tacan İldem, dış politika deneyimleri sayesinde, acaba Ahmet Necdet Sezer'i, Kıbrıs sorununun çözümünde, kilit isim durumuna getirebilir mi? Getirebilirse, bu şahinlerin mi işine yarar, yoksa güvercinlerin mi?
Düşünüyorum...
Acaba, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da, KKTC'de görev yapmış olan kaç sivil ve asker bürokratın, hatta bakanın, başta Karmi köyü olmak üzere, bu topraklarda sahibi oldukları taşınmaz malları var?
Acaba bu taşınmazları nasıl satın aldılar?
Alırken kendilerine, KKTC yönetimi tarafından kolaylık gösterildi mi?
Böyle bir listenin ortaya çıkması, Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit arasında yeni bir tartışmaya ve bu tartışma da yine kitapların havada uçuşmasıyla, Türkiye'yi yeni bir ekonomik krıze sokar mı?
Ecevit pek hazzetiği söylenemez olan Mümtaz Soysal'ı, Kıbrıs konusunda fikirleri de bilindiği için, neden Denktaş'ın danışmanlığından almaz? Soysal'ın hâlâ, kimbilir kaç yıl oldu, orada olmasından ne fayda umuyor olabilir acaba?
Düşünüyorum...
Bulgaristan, Burgaz-Dedeağaç petrol boru hattının yapımına başlayıp, bu hattı 2007'de hizmete sokmayı planladığına ve de CPC denen Kazak petrolleri de en yüksek üretim hacmine aynı yıl çıkacağına göre, acaba Rusya, Kazak petrolünü, Novorossisk yanında, bu hattan mı götürmeye hazırlanıyor?
Yine Rusya, bu sayede, Türkiye'nin "Boğazlar'ı tanker yolu yaptırmam" diye bağırmasını mı engellemek istiyor?
Sonra Lukoil, ki kendileri Rus petrol şirketidir, acaba neden Bulgarlar'ın Burgaz-Dedeağaç petrol boru hattına para vererek katılıyor?
Ona katılıyorsa, o zaman "Ben iyi çocuğum.. Bakın, Bakü-Ceyhan hattı ile de ilgileniyorum" demesinin altında, ne yatıyor acaba?
Evet düşünüyorum...
Washington'da "The Institute for Advanced Strategic and Political Studies" isimli önemli bir kurum, neden geçenlerde, "African Oil: A Priority for U.S. National Security and African Development" başlıklı bir toplantı yaptı?
Bu toplantı, "ABD, Orta Doğu'ya alternatif petrol bölgeleri arıyor" denilen yorumu yanında, toplantıya katılanların önemi ve aralarında Chevron gibi bir kurumun da bu toplantıyı desteklemesi mi korkuttu Suudi Arabistan'ı ve derhal "Afrika hayır, Ortadoğu evet" lobisine başladılar?
Eğer ABD, petrol ve doğalgaz konularında sorunsuz bölge arıyorsa, o zaman Kafkaslar'ın da bu gelişmeyi dikkate alıp sakinleşmeleri mümkün mü?
Washington insanı gerçekten düşündürüyor..
Acaba Türkiye'de bu enerji işleri, petrol boru hatları ile ilgilenen bir şirketin sahibi, (Adı bizde gizli), telefonda karşısındaki kişiye, "10 milyon dolar rüşvet verdim kardeşim" dedi mi?
Dediyse, bu para kime gitti?
Ne dedik, Washington adamı düşündürüyor..
Bu arada, Türkiye'de meraklıları için açıklayalım:
Bilgisayarınızda ister not, ister e-mail olsun, yazdıklarınızı yepyeni bir teknoloji ile okuyabilen dünyadaki tek ülke, ABD'dir.. Bu teknoloji başka hiçbir ülkede yok.. Bir ışık çaktı mı kafanızda?