Çelik, şu anda Saadet Partisi'nin başında olan Erbakan ve çevrenin "dini duyarlıklar adına yaptığı siyasetin en başta Müslümanlara zarar verdiğini" düşünüyor ve öncelikle bu harekete oy vermiş kitlenin uyarılması gerektiğini söylüyor. Çünkü "Bunlar Müslümanları kullanmışlardır". Necati Çelik, Türkiye'nin girdiği sıkıntıların, demokrasinin gelişmemesinin ve buna bağlı olarak ekonomik sıkıntıların devam etmesinin en önemli sorumlularından biri olarak Erbakan çevresini gösteriyor. Ve bu kısır döngünün kırılması için bu çevrenin siyasetten uzaklaşması gerekiyor.
"Çocuklarım bana, bu ülkede yaşanmaz, diyorlar." Bu söz Necati Çelik'e ait. Bugünkü koşulların böyle bir umutsuzluğa sürüklediği çocuklar, gençler kuşkusuz sadece onun çocukları değil, ama Çelik gibi siyasi İslam'ın içinden gelen bir politikacının ağzından bunun duyulması başka bir anlam taşıyor.
Necati Çelik, Erbakan hareketine yönelik eleştirilerini, uyarılarını neden partinin üst düzey sorumluluğunu taşırken yapmadı, şimdi konuşmaya başladı? "Genel idare kurulu toplantılarında da konuştuk, Erbakan ile yüz yüze de konuştuk, bunları anlattık. Ama örgüt disiplini nedeniyle bunlar hiç dışarıya yansımadı. Oğuzhan Bey (Asiltürk) hep 'basınla konuşmayın, bunlar sözlerinizi çarpıtırlar' der dışarıyla konuşulmasını engellerdi..
28 Şubat sürecinde genel idare kurulunda şunu söyledik: Biz normalleşmezsek Türkiye normalleşmez. Erbakan'a şunu söyledik: Siz 30 yıl önce 'Şerait gelecek dertler bitecek' dediniz, aynı çizgide devam ettiğiniz sürece partinizi kapatmayacaklar da ne yapacaklar' dedik.
Erbakan'ın çevresindeki 5-6 kişilik grubun cumhuriyete de demokrasiye de inançları yok. Oysa bunlara oy veren insanların esas olarak cumhuriyet ve demokrasi ile sorunları yok."
Necati Çelik, Erbakan hareketinin yolsuzluklara yol açan siyaset kanadıyla birlikte Türkiye'nin önünü tıkadığını ve İslami duyarlık adına yapılan siyasetin sonuna kadar tartışılması gerektiğini söylüyor. "Bu ideolojik siyaset yolsuzluklar kadar zarar veriyor, demokrasiyi geriletiyor. Özgürlükler gerileyince ekonomi de geriliyor. Bu kısır döngü içinde kalıyoruz."
Necati Çelik "içerden" biri olarak konuşunca yanıltılmış, aldatılmış, kullanılmış kitlenin uyarılması konusunda daha etkili olunacağını söylüyor.
Çok yakın döneme kadar Erbakan ve çevresiyle birlikte olan ve bir süre önce "değiştik" diyerek ayrı parti kuran Tayyip Erdoğan konusunda da Necati Çelik'in düşüncesi çok açık:
"İnsan 25-30 yaşında temel konularda, hele dini konularda ne düşünüyorsa değişmesi çok zordur. Değişeceğini sanmıyorum. Tayyip Erdoğan'ın birkaç televizyon programına çıkınca zora düşeceğini söylemiştim. Bir programa çıktı böyle oldu. Konuştukça hırpalanacaktır."
Necati Çelik, siyasi İslam'ın içinden bir "ses" olarak başkalarının "dışardan" söylemeye çalıştıklarını çok açık olarak anlatıyor. Konuşmaya da devam edecektir, artık önemli bir iç tartışma başlatmıştır ve bunun sürmesi şarttır.