Meclis'te 'ulan' diye konuşulur mu?..
Meclis'i yöneten kişiye 'ulan' diye hitap edilir mi?..
Edilirse ne olur?..
Eğer bir ülkede koalisyonun uyumu her şeyin önüne geçerse hiçbir şey..
Peki 'ulan' ne demek?..
Bir anlamı yok.. Zaten sözlüklerde yeri de yok..
Ama hakaret, argo bir söz..
Şimdi durup dururken bu da nereden çıktı demeyin..
Meclis Genel Kurulu'ndan çıktı..
Anlatalım..
Görüşmeler sırasında tartışma çıkınca MHP sıralarında Meclis Başkanvekili'ne hitaben 'ulan' diye bağrılır..
Başkanvekili Kamer Genç.. Altında kalır mı?..
"Kime ulan diyorsun.. Meclis Başkanvekili'ne nasıl ulan dersin. Utanmıyor musun?"
MHP'nin diline hakim olamayan milletvekili Cemal Enginyurt da altta kalmaz..
O da bağırır.. Haddini bil..
Kamer Genç cevap verir.. Sen haddini bil..
Tartışmanın düzeyi vahim ama bundan sonrası daha da vahim..
Meclis Başkanvekili kendisine 'ulan' diye hitap eden Enginyurt'a bir birleşim Genel Kurul'a girmeme cezası verilmesini ister..
Oylama yapılır...
İktidar partisi milletvekilleri koalisyonun uyumu dikkate alınarak ceza verdirmez..
Koalisyonun uyumu derken çıkan sonuca bakın..
'Ulan' demek hakaret değil.. Suç hiç değil..
Yarın.. Evde, işte, sokakta, kahvede herkes birbirine ulan diye hitap etse ne olacak?..
Öğrenci,öğretmenine..
Müdür, memuruna..
Doktor hastasına.. Hasta, doktora..
'Ulan' aşağı, 'ulan' yukarı..
'Ulan' deme..
Derim.. Meclis Başkanvekiline bile 'ulan' deniyor..
Deme ayıp..
Derim, ayıp olsa Meclis'te 'ulan' denir mi?..
Durduk yerde yeni bir tartışma..
Ulan denir mi denmez mi?.
İşin işinden çık çıkabilirsen..
Ulan denir desek bize ayıp..
Denmez, ayıptır desek Meclis'e ayıp..
Siyasal İslam'ın kafası iyice karıştı..
Erbakan şemsiyesi kalkınca karnıyarık gibi ortadan ikiye bölünen siyasal islamcılar şaşkın..
Bir tarafta Kutan bir tarafta Erdoğan..
Bir cephede gelenekçiler diğer cephede yenilikçiler..
Buraya kadar normal..
Bundan sonrası biraz karışık..
Bir bakıyorsunuz geleneçiler, yenilikçi olmuş..
Bir bakıyorsunuz yenilikçiler, gelenekçi olmuş..
Tayyip Erdoğan kamusal alana içki yasağı getireceğiz diyor..
Recai Kutan 'olur mu böyle şey' diye karşı çıkıyor; "Demokrasiye aykırıdır."
Erdoğan diyor ki, din eksenli parti değiliz..
Kutan hayret ediyor.. En radikalimiz oydu..
Kim doğru söylüyor, kim takiye yapıyor belli değil..
Peki neden?..
Sıfır kilometre parti olduklarını söyleyen Erdoğan gerçek fikrini söylemiyor da ondan..
Susarak idare etmeye çalışıyor..
Arasıra niyetini ağzından kaçırınca da ortalık birbirine giriyor..
Demokrat maskesi düşüyor, yasakçı yüzü ortaya çıkıyor..
Alın size bir tartışma konusu daha..
Gelenekçiler mi daha bağnaz, yoksa yenilikçiler mi?..