Bu güzel kış gününü ne bozabilir? Şehrin her yanını berrak bir su gibi yıkayan güzelim güneş ışığının parıltısını ne söndürebilir?
Öğleye kadar Pamuk'un Kar'ı, Duras'nın Cebelitarık Denizcisi'yle idare ettim. Gazetelere bakmadım hiç.
Çalışma masamın üstünde duran, iki yıl önce Juan le Pin'de bir dükkandan aldığım uykulu kediler, asma çardaklar, ahşap masalarla süslü kartpostallara baktım bir süre.
Sonra... E, olmaz ki! Açtım gazeteleri ve...
Yine satanist bulamaçlı haber ve yazılar çıktı karşıma.
Baba cinnet geçirip kızını delik deşik etmiş. Ama haberi okuyunca kafanız karışıyor. Hani neredeyse baba suçsuz çıkartılacak!
Neden? Çünkü talihsiz kız son zamanlarda "ilginç kıyafetler" giyer olmuş; üstelik sevgilisinin de "satanist" olduğu iddia ediliyor. (Bu arada lafın bir yerinde babanın son olarak çalıştığı iş yerinden çıkartıldığı öğreniliyor ama ne önemi var? Arkadaşlar belli ki, bir cinnetin oluşumunda işşiz kalmanın etkisi olamaz diye düşünmüşler!)
Derken bir başka gazeteye bakınca, orada da satanist liderler olduklarını iddia edenlerin inanılmaz cahillik, apaçık "delilik" belirtileri göstererek ve iki lafı bir araya getiremeyerek söylediklerinin manşete çıkarıldığını gördüm.
Hey Allah'ım!
Bütün "izm"leri bitirdik ve sıra "satanizm" paranoyalarına geldi sanki...
Sanki böyle gizemli ve korkunç düşmanlar üretmezse kendi dirliğini düzenini koruyamayan bir toplumuz!
Oysa yapılacak iki şey var:
Bir... Hem ruhen hem de maddeten kazanç sağlamaya çalışan ve bunun için "kayıp ruhların" iyi malzeme olduğunu bilen birkaç 'Batılı'nın uydurduğu satanizmi tehlike olarak ciddiye alıyorsak eğer, önce şu magazin yaklaşımından uzaklaşalım. En ciddi hukuk metinlerimizde bile yalap şap "şeytan" tanımları görmek üzücü. (Yok öyle değil de, birileri gençleri korkutarak onlara muhafazakar bir çeki düzen vermek istiyorsa, buna ihtiyaç yok elbette! )
İki... Düşman üretme şehvetine kapılmadan da zararlı akımlarla savaşılabileceğini öğrenmeliyiz. Korku ve dehşet üretimi çare değildir. Üstelik korku bin kişiyi kaçırtırken on kişiyi de meraklandırıp çağırır.
Çare her zaman, en kesin olarak bilginin ve düşüncenin aydınlığıdır.
Gençlerimizi İslamın ve Hıristiyanlığın "Şeytan"ı konusunda; aralarındaki fark hakkında bilgilendirmekten çekindik hep. Şimdi satanizm diye ambalajlanan "Pagan inançlarının" ne olduğunu öğretmekten çekindik. İnançların ezberlenecek değil, öğrenilecek derinlikler içerdiğini söyleyip anlatmaktan kaçındık hep. (Ama genç onlar! Merakları çok ve üç beş bilgi kırıntısından "artık her şeyi biliyorum" sonucu çıkartacak kadar da hızlılar!)
Gelin, bilginin güneşini seçelim.
Hatırlıyorum, Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar hayatının sonlarına doğru kamuoyunu "bu kış komünizm gelecek" diyerek korkutmaya çalışır olmuştu.
Ne yani, bu kez de önümüzdeki bahar satanizmin geleceğine inanmamızı mı istiyorsunuz?..