Türkiye'de rüşvet ve yolsuzluk araştırmasının soruna iş dünyasının penceresinden bakan ikinci ayağı sonuçlandı.
Çıkan tablo hiç iç açıcı değil.
Yozlaşma, eski Doğu Bloku ülkelerinden daha derin ve yaygın hale gelmiş!
TESEV'in öncülüğünde gerçekleştirilen ve Dünya Bankası'nın da desteklediği araştırmanın sonuçları bugün Cumhurbaşkanı Sezer, iki Devlet Bakanı Derviş ve Keçeciler ile Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn'in de katılacakları bir toplantıda kamuoyuna açıklanacak.
Araştırmayı yürüten akademisyenler, iki gün önce, bir grup medya temsilcisine, çalışma ile ilgili bir sunuş yaptılar.
Araştırmanın birinci ayağı, yolsuzluk ve rüşvet konusunda halkın nabzını tutmuştu. Bu defaki iş dünyasının bakışını saptıyor.
Çalışma, bürokrasi kanadına yönelik araştırma ile tamamlanacak.
Tırmanan yozlaşma
"İş Dünyası Gözünde Türkiye'de Yozlaşma" 1250 şirketi içine alan kapsamlı bir anketle ve 35 üst düzey yönetici ile yapılan görüşmelerle araştırıldı.
Zehirli ürünleri rüşvet ve yolsuzluk olan ahlâki yozlaşma, Türkiye'nin en önemli ikinci sorunu olarak ortaya çıktı.
Birinci sırada enflasyon, üçüncü sırada işsizlik yer alıyor.
Burada önemli nokta şu:
Yozlaşmanın iş dünyasında yarattığı bıktırıcı etkisi sürekli artıyor. Rüşvet ve yolsuzluk, ülkenin en önemli sorunlar listesinde on yıl içinde 8'inci sıradan 2'nci sıraya yükseldi.
İş dünyasının hedef gösterdiği kurumlar, birinci araştırmada halkın işaret ettiği kurumlarla neredeyse bire bir buluşuyor:
Gümrük, trafik polisi, tapu daireleri, belediyeler, polis, vergi daireleri, tapu, kamu hastaneleri, mahkemeler (icra dahil), elektrik hizmetleri..
"2 yılda, işinizin düştüğü kurumlara kural dışı ödeme yaptınız mı?"
Bu soruya "evet" diyenlerin oranları, rüşvetin ürküntü verecek bir yaygınlığa ulaşmış olduğunu gösteriyor. İşte şirketlerin yüzde kaçı nereye rüşvet vermiş:
Rüşvetin adresi ve tarifesi..
Trafik Polisi'ne yüzde 53, Gümrük'e yüzde 49, Tapu'ya yüzde 38, Polis'e yüzde 33, belediyelere yüzde 23, devlet hastanelerine yüzde 16, vergi dairelerine yüzde 16, elektrik hizmetlerine yüzde 14, mahkemelere yüzde 11..
Verenlerin yüzde kaçı rüşveti "istendiği için", yüzde kaçı "istenmeden" ödemiş?
Bu oranlar sırasıyla Trafik Polisi'nde yüzde 55-35, Polis'te yüzde 62-34, elektrik hizmetlerinde yüzde 59-33, vergi dairelerinde yüzde 56-30, belediyelerde yüzde 55-32, Gümrük'te yüzde 53-24, devlet hastanelerinde yüzde 52-41 olarak dağılıyor.
Son iki yıl iş dünyasında her 100 kişiden 46'sı, sözü geçen kurumlardan en az birine kural dışı bir ödemede bulunmuş.
Peki rüşvetin kurumlara göre ortalama miktarları ne? Bu soruya verilen cevaplar bir "rüşvet tarifesi" çıkarıyor.
İşte rüşvetin tarifesi:
Gümrük 1 milyar 420 milyon,
Belediyeler 855 milyon,
Mahkemeler 783 milyon,
Vergi daireleri 308 milyon,
Trafik Polisi 187 milyon,
Tapu daireleri 183 milyon,
Elektrik işleri 140 milyon,
Devlet ve sigorta hastaneleri 140 milyon lira..
Araştırmayı yapanlar, ortalamanın son iki yılı baz aldığından yola çıkarak rüşvet tarifesini güncelleştirmek için yukardaki rakamları iki ile çarpmak gerektiğini söylüyorlar.
Partilere peşin ödenen rüşvet
İş dünyasının parasal yardım konusunda siyasi partilerle olan ilişkisi ne durumda?
Şirketlerin yüzde 6'sı bir partiye, yüzde 7'si partiye yakın bir derneğe, yüzde 15'i bir belediye vakfına bağış yaptıklarını bildiriyor.
Şüphesiz bu yardımlar, şirketlerin kamuda bitecek işlerinde parti etkisiyle elde edilecek avantajları hedef alıyor. Bir anlamda rüşvetin peşin ödenmesi.. Büyük firmalar rüşveti bu şekilde, küçükler ise "perakende" ödüyor.
Araştırmacılar, deşifre olma korkusuyla bazı firmaların gerçeği gizlemiş olabileceğini, oranların muhtemelen daha yüksek seviyede seyredebileceğini düşünüyorlar.
Çalışmada, şirketlerin dörtte birinin kamu ihalelerine katıldıkları ortaya çıktı. İhale kazanan şirketlerin yüzde 55'i "rüşvet yok" derken, yüzde 36'sı "var" diyor.
İhale kazanamayan şirketlerde "rüşvet dönüyor" diyenlerin oranı yüzde 48'e çıkıyor.
İş dünyasının bankalarla kredi ilişkilerine gelince..
Kredi verirken kamu bankalarının yanlı davrandıklarını düşünenler yüzde 52'ye dayanırken, özel bankaların eşitsiz davrandıklarını söyleyenler yüzde 27'ye iniyor.
Temizlik için büyük ittifak
Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele Türkiye'nin acil gündemine girmiştir artık.
Çünkü bu ahlâki çürüme, yalnız kamu düzenini bozmuyor, kaynakların adaletsiz dağılmasına ve kanunsuz ödeme yapanların haksız olarak rekabet üstünlüğü kazanmasına sebep oluyor.
Böyle bir moralle, temiz ve güvenli bir devlet-toplum ilişkisi, toplumsal barış, istikrarlı, dışa açılan bir ekonomi kurulamaz.
TESEV'in araştırması, temiz bir toplum hedefine yönelik çabaları kolaylaştıracak ipuçlarını vermekle kalmıyor, sorunun önemini ve ivediliğini de vurguluyor.
Umutlanmak için sebep var: Temizlik, sadece Dünya Bankası'nın talebi değil, ondan önce toplumun özlemi ve hedefidir.
Cumhurbaşkanı ile hükümet üyelerinin araştırmaya verdikleri destek, kangrene dönüşen bu yaranın ameliyat edilmesine devletin de karar verdiğini gösteriyor.
İnşallah yanılmayız..