kapat
15.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Çağ farkı!

40 yıl siyaset yapan, Türkiye'de kişi başına milli gelirin 3 bin doları bulmamasında en büyük günahı olan, "Fırat'ın kenarında kaybolacak bir koyunun hesabını benden sorun" diyen ama memleket götürülürken görmezden gelen, iktidar olmak için "Onlar ne veriyorsa benden 5 fazlası" diyerek oy karşılığında rüşvet öneren ve bu rüşvet sisteminin siyasete egemen olmasını temin eden Süleyman Demirel, hükümete patlamış:

"Sizin memleketin tepesinde oturmaya ne hakkınız var? Niye hala orada oturuyorsunuz? Gideceksiniz, mecbursunuz!..."

Doğru!

Memleketi rezil ettiler gitmeleri lazım... Lazım da; Demirel herhalde onlar gidince yerine kimin geleceğini görmüyor. Kendisinin getirileceğini zannediyor... Veya Güniz Sokak'taki bürosunun penceresinden çevreye baktığında manzara kendisine öyle görünüyor...

Oysa nesiller de, Türkiye de değişti... Artık 1960'lı yıllarda Demirel'e oy verenlerin yerinde çocukları ve hatta torunları var...

Onları, şeker pancarına yüksek fiyat verilmesi, hiçbir şeyin yokluğunun çekilmemesi ilgilendirmiyor... Onlar için Demirel'in fötrü de pek bir önem arzetmiyor...

Bugünün gündemi, değerleri çok farklı... Demirel 1960'ların siyasetçisi, karşısındakiler ise 2000'li yılların seçmeni... Nereden bakarsanız bakın yarım asırlık bir zaman farkı var...

Bugünün seçmeni internette sörf yapıyor, dünyayı izliyor, yılda en az 2 kez yurt dışına seyahate gidiyor... Taban fiyat, GAP, enerji santralleri onu pek enterese etmiyor...

Kısacası; Süleyman Demirel ismi bu seçmene pek bir şey söylemiyor...

Tayyip bildiğimiz Tayyip!
Tayyip Erdoğan, içki konusunu referanduma götüreceğim dedi ya; basın ayaklandı... Manşetler, köşe yazarlarından sert eleştiriler birbirini izliyor...

Peki niye?

Bu tepki neden?

Tayyip'in bu olduğunu yeni mi anladınız? Yoksa siz onun her akşam iki kadeh attığını mı zannediyordunuz ki şimdi değiştiğini gördünüz de şaşırdınız!

Tayyip İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde başta Hidiv Kasrı olmak üzere belediyeye bağlı kasır ve köşklerde içki satışını yasaklamadı mı? Meydanlarda "Benim referansım İslam" diye bağırmadı mı? Minarelerin süngü olduğunu haykırmadı mı?

Tayyip değişmedi... Değişmez!

Zaten değişirse arkasında kimseyi göremez...

O çok kurnaz biri... Tabanı ne isterse onu söylüyor... Ve prangaları çözüldüğü için "Kimseye hesap verecek değilim" diyerek efeleniyor...

İkisi de aklanmalı!
70 Sanıklı Albayrak davasıyla ilgili iddianamede inanılmaz suçlamalara yer veriliyor... Belediye Meclis üyesi olan Nuri Albayrak ile Tayyip Erdoğan arasında okul döneminde başlayan arkadaşlığın devasa bir teşekkül ve organizasyon haline geldiğine dikkat çekilerek, kurulan kumpaslarla tezgahlar tanık ifadeleri ile gözler önüne seriliyor... Ve 8 defa ihaleye fesat karıştırıldığının altı çiziliyor... Bağımsız yargı kararını verecek ve inanıyoruz ki adalet yerine gelecek...

Ancak; neden hedefte yalnız Albayrak kardeşler ve belediye bürokratları var? Neden Tayyip Erdoğan ile Ali Müfit Gürtuna savcıya ifade vermez? Neden hakimin karşısına geçmez? Bence her ikisi de vicdanlarda aklanmak istiyorlarsa gönüllü olarak yargılanmayı talep etmeliler...

1-Eleştiri: Kayıt yenileme!
Üniversitelerde kayıt yenileme neden öğrencilerin tatilde olduğu Şubat ayının ortasında yapılır? Neden memleketine giden onbinlerce öğrenciye tatil haram edilir... Kayıt yenileme Ocak'ta veya Mart'ta yapılsa yer yerinden mi oynar? Dilerim rektörler kendi öğrencilik yıllarını hatırlarlar da tarih değişikliği kararı alıp öğrencileri rahatlatırlar...

1-Öneri: Zırhları sökün!

Bütün seçilmişleri ve seçkinleri zırhlı, korumalı araçlarından inmeye, çekinmeden, ürkmeden halkın arasına girmeye davet ediyorum... Samsunlu okurum Semra Demir'in, gönderdiği şiirde dediği gibi "Zırhlı araç kurşun geçirmez / Belli ki sevgi de geçirmez..."

Fıkra

Ayı aşkı!
Ahmet dertli dertli içiyormuş meyhanede. "Ne bu hal" diye sormuş arkadaşı... "Boşver" demiş Ahmet... Ancak arkadaşı ısrar etmiş: "Biz arkadaş değil miyiz? Anlat rahatlarsın..."

- Hani ben bir zaman Afrika'ya gitmiştim ayı avlamaya...

- Hatırladım, bayağı da dönmemiştin...

- Günler sonra buldum en sonunda avlanacak bir ayı ama tam ateş edecekken tüfek bozuldu... Ben de kaçarken uçurumdan aşağı düştüm...

- Eeeee... Sonra...

- Her tarafım kan revan içinde komaya girmişim. Sonra ayı beni yuvasına götürdü. Yaralarımı yaladı, balla, sütle besledi beni, iyileştikten sonra da bana tecavüz etti aylarca...

- Buna mı üzülüyorsun, takma kafanı bak bu kadar zaman geçti...

- Öyle deme birader bu da hayat mı? O Afrika'da, ben burada...

YUH!
Ölüm döşeğindeki hastaya verilecek kan ile viskiden aynı oranda vergi alan MALİYE BAKANLIĞI'na...

ALKIŞ
"Seçim ve Siyasi Parti Yasaları'nın değişmemesi halinde 30 Kemal Derviş getirseler bu memleket yine batar" diyen işadamı

KADİR HAS'a

Doğru SÖZ
Doğarken sen ağladın çevrendekiler güldü... Öyle bir hayat yaşa ki öldükten sonra çevrendekiler ağlasın, sen gül...

FEMİNİST BULMACASI
Bir kadının erkeği yatağa çekmek için neyi çıkarması gerekiyor?

Cevap: Tevizyonun fişini...

Hay ağzını öpeyim!
Kulüp yöneticilerinin centilmenlik dışı sözleri tribünlere yansıyor... Yöneticilerin görevi sessiz kalmak ve insanları doğruya yöneltmek olmalı... (Spor Bakanı Fikret Ünlü)

Kırmızı kart
4 bin 700 personel arasında sadece sanat danışmanı Yaşar Çallı'yı fazla görüp işten atan Meclis yönetimine...

Devlet, özel okulları soyguncu gibi görüyor...

(Özel Okullar Derneği Başkanı Rüstem Eyüboğlu)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır