kapat
15.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Politikada megalomanyak bir demegogluğun son dönemi

Akıl pencerelerinin kepenkleri, çeşitli hipnozlarla demirlenmiş insan yığınlarının tepesine, bir kez taht kurdun mu, gerisi kolaydır.

Kendin sağlığında ferah fuhur yaşarken; yönettiğin kitlelere de hep aynı telkinde bulunursun:

- Sizler sağlığınızda, -henüz dünyadayken değil- öldükten sonra iyi yaşamak için uğraşın. Başkalarını da buna zorunlu kılın.

Yahut:

- Kendinizi unutup, varlığınızı şanlı tarihinizin yücelttiği bayrağınıza adayın v.s...

Sokrates de, bu tür hipnozları arıtıp, insanoğlunun akıl pencerelerini açmaya çalıştığı için, idama mahkum olmuş; 16. Yüzyıl'da Campanella da, Kilise'nin dogmaları üstüne gittiği ve yine insanoğlunun akıl pencerelerini açmaya çalıştığı için 27 yıl hapis yatmıştı. 18. Yüzyılda Jean-Jacques Rousseau'lar, Voltaire'ler, Diderot'lar, Montesquieu'ler de; ortaçağ koşullanmalarını süpürüp, insanoğlunun akıl pencerelerini açmaya uğraştıkları için; hem kendileri olmadık baskılara uğramış, hem de eserleri -yüzyıllar boyu- bir çok yerde yasaklanmıştı.

Siyasal egemenler, yönettikleri kitlelerin akıl pencerelerini açmaya kalkan yazı ve düşünce adamlarından nefret ederler. Onları ezer, bitirir ve hayatlarını yok ederler.

Türkiye'nin siyasal egemenleri; İttihatçılar'dan bu yana, yaşanmış olayların analizlerinde "eksisi artısıyla analitik bir düşüncenin" gelişimi yerine; "Türk'e Türk propagandası yapma" hipnozunu yeğlediler.

Türkler tarihte hiç hata yapmamışlardı. Onların hatalarını ortaya koyan; örneğin II. Mahmut'un, Mora başkaldırısını kaba kuvvetle bastırmaya kalkmasını eleştiren yabancı tarihçi, yazar ve ozanların hepsi, Türk düşmanıydı.

Türkler'in siyasal egemenleri, kullarını diledikleri gibi yönetmekte ve onları asıp kesmekte özerktiler.

Bu özerkliğe dışardan karışmak; Türkler'in iç işlerine ve bağımsızlığına müdahale etmek olurdu.

Türkler'in siyasal egemenleri; kullarını yönetirlerken, hukukun evrensel ilkelerine ister uyarlar, ister uymazlardı. Kimsenin bunu denetleme hakkı yoktu.

Türk devleti büyük devletti.

Türk devleti dünya devletiydi.

Türk devleti lider devletti.

Ancak işte "yaşam kalitesi" açısından Türkiye, uluslar arası sıralamada 82. basamaktaydı; Yunanistan'ın bile 57 basamak altındaydı.

Türkiye'de, yılda adam başına düşen kitaba para harcama birimi, 500 dolar olması yerine, 2 dolardı.

Türkiye'deki yapılar, genel olarak 4.6 şiddetinden yüksek bir depreme dayanacak sağlamlıkta değildi.

Yalnız İstanbul'daki resmi hastane yapılarından 51 tanesinin çürüklüğü resmen belgelenmiş ve açıklanmıştı.

Nüfusun hala daha yüzde 46'sı köylüydü.

Adam başına eğitimden geçmişlik süresi ortalama 4 yıldı. Bu oran kadınlarda 2.5 yıla düşüyordu.

Kışın kar yağdığında en az 15 bin köyün yolları kapanıyordu.

Adalet Bakanlığı'nın bütçeden aldığı pay, sadece binde 8'di.

Cumhuriyet döneminde de siyasal egemenler, asla istememişlerdi ne Türkiye gerçeklerinin ortaya çıkmasını, ne Türkiye'nin kendi tarihiyle yüzleşmesini.

Sonuç 20. Yüzyıl'ı da rezalet bir fiyaskoyla ıskalamak oldu.

"Çağdaş uygarlık düzeyine" erişmekte olduğumuz iddia edile dursun, Avrupa Birliği'ne üye dahi olunamadı.

Ve 1950'lerden sonra başlayan bir taşra patlamasıyla; talanlar, yolsuzluklar, rüşvetler, üçkağıtçılıklar büyüdükçe büyüdü, çığlaştı ve sonunda geldi duvara dayandı.

Türk'e Türk propagandası yapmanın da miyadı, bir İstanbul depremiyle dolacağa benzer...

Ve yine görünen o ki, 20 yıl daha bir yığın beklenmedik çalkantıdan geçecek Türkiye... Ta ki, global sermaye yatırımları, yılda 20 milyar doları aşmaya başlasın...

Kozmos diyalektiği, "politika" etiketi altında da olsa; ne demagogluğu affeder, ne megalomanyaklığı, ne de sinsi talanlarla insan yığınlarını kazıklayıp durmayı...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır