94 krizinde 13 aracı kurum batmış, yatırımcıların 200 milyon dolar civarında kaybı olmuştu. Buna karşılık 94'de sadece üç bankanın kapatılmasıyla banka krizi önlenmişti. Bu kriz sonrasında SPK, aracı kurumlara yönelik önlemler aldı. Sermayelerini artırdı, denetimi sıklaştırdı, bankaların hisse senedi işlemlerini ayırdı. Sonuçta bu önlemler başarılı oldu ki, 2001 krizinde batan 19 bankaya karşı henüz kapısına kilit vurulan bir aracı kurum yok.
Ancak bu borsanın krizden etkilenmediği anlamına gelmiyor. Bu kez de şirketlerin batması borsayı vurdu. 32 şirkette 400 bin yatırımcının parası aylarca kilitli kaldı, bazılarında kalmaya devam ediyor. İşlem görmeye başlayanlarda ise ciddi kayıplar söz konusu.
Fon'a el konulan bankalardan halka açık olanlar ise bilanço hileleriyle küçük hissedarlarını aldattı. Fon bu hisselere bedelsiz el koydu. Kısaca kamu, para piyasasındaki sorununu çözerken sermaye piyasası yatırımcısını ezdi.
* Borsanın yarısı- Bankaların eğer varsa sermaye eksiğinin devlet tarafından sağlanmasını öngören kanun yürürlükte. Bu kanun sermaye piyasasının temel kuralını by pass yapmış, bankaların sermaye güçlendirme operasyonunu Sermaye Piyasası Kanunu'ndan muaf tutmuş. Bir kereye mahsus olmak üzere bankaların 2001 sonu bilançoları ve 2002 ilk çeyrek bilançolarının açıklanması aylarca gecikecek.
Borsada halka açık 13 bankada 600 bin 672 yatırımcı var. Yani borsadaki toplam yatırımcıların yarısını oluşturuyor. Şimdi bu yatırımcılar bilanço açıklamadığı için yatırım yaptıkları hisse senedi hakkında bilgi sahibi olamayacaklar. Üstelik temettüleri olacaksa, bunu da gecikmeli alacaklar. Her şeyden öte, denetim sonucunda bankaların şüpheli alacakları belirlenecek ve bu alacaklara karşılık ayrılacak. Bu da sermaye gereksinimini artıracak. Bu nedenle bankaların küçük hissedarları temettü alamadıkları gibi, şirkete ceplerinden yeni para koymak durumunda kalacaklar. Bankacılık operasyonu bitene kadar ya hisse senetlerinin işlemi durdurulacak ve bu durumda yatırımcıların likiditeleri kaybolacak, ya da herhangi bir bilgiye sahip olmadan ellerindeki hisseleri tutmaya veya satmaya karar verecekler. Tam bir kör uçuşu yapılacak ve büyük spekülasyonlara iyi bir altyapı hazırlanmış olacak.
* Herkese aynı uygulama- Kamu çıkardığı kanunla 600 bin yatırımcıyı bir kez daha bankacılık sektörünü kurtarma adına eziyor. Üstelik devletten yardım almayı veya sermaye artırmayı gerektirmeyecek bankalar ve bu bankaların küçük hissedarları da aynı uygulamaya tabii.
Bankacılık operasyonunun gerekliliği ortada. Ancak bu operasyon hazırlanırken sermaye piyasasına yapılan haksızlık hiçbir şekilde açıklanamaz. Alınan son kararlarda ilgili kamu otoritesinin payı olsa da, SPK kurum olarak bilanço açıklattıramadığı ve denetleyemediği şirketlerin sermaye piyasasına girmesine geçmişte izin vererek büyük bir hata yapmıştır. Sermaye piyasası yatırımcılarının en doğal hakları olan bilgilenme ve eşitlik hakları korunamamıştır.
Bu durumda yeni bir kurtarma operasyonu da, sermaye piyasası için yapmak zorunda kalınabilir.
* Sonuç- "Önünde anlamayan sonunda anlar" Türk Atasözü