kapat
15.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Siyasetçi artık kafasına göre borçlanmayacak...

İç borçlanmaya sınır getiren yasa tasarısı, borçlanma politikalarını hükümetlerin oyuncağı olmaktan çıkarıyor. Planlananın dışında halktan para toplanamayacak
DSP, MHP ve ANAP'ın oluşturduğu koalisyon hükümetinin ekonomik krizden çıkış için yurt dışından ithal ederek ekonominin kaptanlığına getirdiği Kemal Derviş, siyaset yapmayı zevksiz hale getirecek adımları atmaya devam ediyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmekte olan Borçlanma Yasa Tasarısı da, politikacıların yıllardır "alışılmış siyaset yapma" biçimini kökten değiştiren diğer seçkin örneklerin yanında yer almaya hazırlanıyor.

YÜZDE 5 SINIRI
Alt Komisyon'a gönderilerek daha detaylı görüşülmesi benimsenen yasa tasarısı, özünde bütçenin birliğini ve devlet harcamalarının şeffaflığını sağlanmayı amaçlıyor. Buna göre, önceden belirlenmiş iç borçlanma limiti yıl içinde Hazine'den sorumlu bakan tarafından en fazla yüzde 5 oranında artırılabilecek. Hükümet isterse bu oranı en fazla yüzde 5 daha yükseltecek. Ayrıca iç ve dış borç miktarını kontrol edecek bir birim kurulacak.

Tasarı komisyonlarda sulandırılmadan yasalaştığında, hükümetler bütçe disiplinine önem vermek zorunda kalacak. Hükümetler aşırı borçlanma yoluyla popülist yatırımlar yapamayacak. Devletin gelir-gider dengesi yasalarla koruma altına alınacak. "Ne var canım, hükümetler ek bütçe yapmıyor mu? Ek bütçe ile borçlanma limiti artırılır" diyenler yanılıyor. Çünkü tasarıda bunun da önlemi alınmış. Ek bütçe yapılsa bile borçlanma limitinin üzerine çıkılamıyor.

SEZAR'IN HAKKI
Ekonomik çöküntü ile birlikte koalisyon partilerin henüz halka olumlu gelişme olarak yansımasa da attığı birkaç adımın "devrim" niteliğinde değişiklikler yaratacağı söylenebilir.

Bunlardan en önemlisi, hükümetlerin kamu bankalarındaki halkın mevduatını, sanki kamunun malıymış gibi kullanmalarının engellenmesi oluşturuyor. Bunun ne anlama geldiğini ünlü bir siyasetçinin tarihe geçen olayı ile anlatmak mümkün.

DEMİREL'İN ÜNLÜ SÖZÜ
9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1991 yılında DYP'nin başında iktidara yürürken, tütün üreticisinin oyunu alabilmek için "İktidara geldiğimde ANAP'lı hükümetin açıkladığı fiyatın daha fazlasını vereceğim. Ne veriyorlarsa 5 bin lira fazlasını vereceğim" demişti.

Hükümetler uzun yıllar bütçesinde yer almayan kaynakları, kamu bankalarındaki halkın mevduatına el atarak kullandırdı.

2000 yılına kadar sürdürülen uygulama, kamu bankalarının yaklaşık ana para ve faizleri ile birlikte 22 katrilyon liralık "görev zararı" yazmasına yol açtı. Halktan gizlenen ve kamu bankalarının dengesini bozarak piyasa koşullarını alt üst eden yüksek faizlere yol açan bu borç, sonunda Türkiye'nin iç borç stokuna yansıtıldı. Tabloda 2000 ile 2001 yılı arasındaki oransal fark, buradan kaynaklanıyor.

Hükümet, bu çarpık uygulamaya Emlak, Halk ve Ziraat Bankası'nı yeniden yapılandıran yasa ile son verdi. Artık hükümet bir kesime destek verecekse, önce parasını bulacak, bunu kamu bankalarına verecek, kamu bankaları da bu kaynağı istenilen alana, devlet adına kullandıracak. Böylece, seçim meydanlarında rakipleri ile "para saçma" yarışına girerek halkın gönlünde taht kurmayı ülkeyi büyütmek olarak gören siyasetçi tipi son buldu.

İç borçların GSMH'ye oranı
TarihOran(%)
199014.4
199117.3
199217.6
199317.9
199420.6
199517.3
199621.0
199721.4
199821.9
199929.3
200029.0
2001*66.1
2002**46.2
2003**42.7
2004**40.9
*Erken itfa ve IMF'den gelen paranın bir bölümünün aktarılması ile bu oran son olarak yüzde 51'e indi.

**IMF'ye verilen söz.

Not: Türkiye'nin 2001 sonu itibariyle iç borç stoğu 122 katrilyon TL.

Derviş: İç borç sorunu aşıldı
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'nin borçlarını çevirmeden kaynaklanan borç krizini IMF'den gelen kaynak ve faiz dışı fazlayla Kasım-Aralık aylarında atlattığını söyledi.

Derviş, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanun Tasarısının TBMM Plan Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmelerine katıldı. Görüşmelerde ekonomiyle ilgili bilgiler veren Derviş, 2001 yılında meydana gelen krizin geçmiş yıllarda bütçeye yansımayan borçların kamu bankaları ve özel bankalarda birikmesiyle meydana geldiğini söyledi.

Türkiye'nin borçlanma krizini atlattığını belirten Kemal Derviş, şöyle konuştu:

"2001 yılında yaşananların temelinde kamu finansmanının bozulması var. 1990'lı yıllarda oluşan bu bozulmanın bedelini dar gelirli vatandaşlarımız 2001 yılında ödedi. Bütçeye yansımayan borçlanmanın bir kısmını kamu bankaları gerçekleştirdi, bir kısmı da özel bankalarda birikti. 2001 yılındaki borç sıçramasının nedeni bankalardaki gizli borcun birikmesi ve Hazine borcu haline gelmesidir. Borç oranı yüzde 90'lara dayanmıştı. Bütün olumsuzlukları henüz üzerimizden atamadık.

Türkiye bir faiz dışı fazla yarattı. Bu fazlayla güveni tesis edebildi. Pahalı kısa vadeli borç yerine orta vadeli parayı bulabildi. Bu fazla ve dışarıdan gelen kaynakla Kasım-Aralık ayından itibaren borçlanma krizini geride bıraktık. Türkiye'nin borcunu ödemesi tartışması geçirdik. Geçmişteki borçlanma krizini büyük ölçüde atlattık."

Yavuz SEMERCİ - Fatih ATİK



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır