Okumanın da bir tiyatrosu olabilir mi? Başka türlü söylenebilirse, bir seyir sanatı olan tiyatro, nasıl okunur?
Sorulara aldanmamak gerek...
Çağımızda sanat, artık kalıplara sığmıyor.
Resim müzikle kardeş, şiir fotoğrafla dayı yeğen, roman tiyatro ile amca oğul...
Hem sanatlar birbiri içine geçmiş durumda, hem kendi başlarına arayışlarını sürdürmekte...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun Goethe Enstitüsü ile işbirliği yaparak bir "Okuma Tiyatrosu" etkinliği düzenlediğini
öğrenince, önce bu sanatlar arası ilişki geldi aklıma...
Doğrusu da heyecanlandım.
Elbette bu tiyatroda da seyirlik bir tat bulunmakta...
Neden olmasın ayrıca?
Önümüzdeki şubat ayında başlayıp mayısa kadar sürecek etkinlikler, Alman tiyatro edebiyatının son dönemde öne çıkan, ödüllü dört genç yazarının ilk kez Türkçeye çevrilen oyunlarını kapsamakta...
Okuma Tiyatrosu kalıpları içinde yapılacak olan dört performans ise Şehir Tiyatrosu sanatçıları tarafından gerçekleştirilecek.
Şehir Tiyatroları, yapılacak etkinliklerin özelliklerini şöyle belirliyor:
"Ortak bir konsept içinde sergilenecek olan performanslar, Alman yazarların farklı dil ve üsluplarda kurdukları dünyalarla tanışmak ve buluşmak için bir ilk adım niteliği taşıyor.
"Okuma Tiyatrosu" performansları, düz bir okuma yerine, ışık, müzik, efekt, dekor, kostüm, koreografi gibi unsurlarla desteklenerek seyircinin imgelemini özgür ve yaratıcı kılmak adına seyir zevki verecek somut imgelerle sunulacak.
Etkinliğin bir diğer özelliği de performansların ardından gerçekleştirecekleri söyleşi için oyun yazarlarının Türkiye'ye gelecek olmaları...
Böylece bir yandan ülkemizde pek yaygın olmayan bu türün tanıtımı ve seyircinin okuma tiyatrosuna alıştırılması hedeflenirken, bir yandan da yazarlarının katılımıyla ülkemizde tanınmayan yeni oyunların Alman tiyatro edebiyatı bağlamında yeni yönelimleri, yazarların tiyatro sanatına yaklaşımları irdelenebilecek.
Şubat ayından başlayarak her ay bir oyunun okuma tiyatrosu formunda sergileneceği etkinlikte, ortak konsept dahilinde sabit bir tasarım ekibi yer alacak."
Konsept tasarımı Mehmet Atak ile Bakırköy Belediye Tiyatroları dramaturgu Sibel Arslan Yeşilay tarafından gerçekleştirilen projede yer alacak oyunlar ise şöyle:
4 Şubat 2002 "Torun İstiyorum" yazan: Thomas Jonigk.
18 Mart 2002 "Uzun Zaman Önce Mayısta" yazan: Roland Schimmelpfennig,
1 Nisan 2002 "Kadınlar Savaş Komedi" yazan: Thomas Brasch.
6 Mayıs 2002 "Ateş Yüzlü" yazan: Marius von Mayenburg.
Performanslar saat 20.30'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi Cep Tiyatrosu'nda ücretsiz olarak sergilenecek...
Yazarlarının katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikler sırasında "Torun İstiyorum", "Uzun Zaman Önce Mayısta", "Kadınlar Savaş Komedi" ve "Ateş Yüzlü" oyunları Mitosboyut Yayınları tarafından kitap olarak satışa sunulacak...
Bu da performanslarının yarına kalıcılığının bir göstergesi...
İşte, önümüzdeki günlerde yaşanacak bir tiyatro şenliği...
Üstelik de bedava...
Sanata zaman ve para ayıramıyorum diyenler için...
İşte bedava bir sanat olayı, zamanı kullanmak ise artık sizin bileceğiniz bir iş...