

Alevi İslam anlayışında 12 İmam ve Hanefilik
Alevilerin İslam anlayışında 12 İmam inancı önemli bir anlam taşır. Diğer Şii mezheplerinde olduğu gibi, Alevilerde de peygamberimizden sonra, Müslümanların 12 tane İmam'ı yani önderi bulunduğuna inanmak, temel esaslardan sayılır. Burada imam kavramının anlamı çok önemlidir. Özetlersek; biri manevi önderlik, ikincisi maddi önderlik olmak üzere 2 anlamı bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu 12 İmam'dan her bir yaşadığı dönemin manevi lideriydi. İlim, irfan ve İslamiyet'i temsil yönünden Müslümanların öncüsü ve en üstün kişisiydi. 12 İmam'ın her birinin kendi dönemlerinde maddi olarak da halkın önderi ve yöneticisi, iktidar sahibi olması gerekirdi. Bu onların haklarıydı; ancak zamanlarındaki insanlar, onların bu haklarını vermediler hatta gasp ettiler.
12 İmam'ın birincisi Hz. Ali'dir, diğer 11 İmam ise Hz. Ali'nin soyundan gelen, daha doğrusu Hz. Ali'nin torunları olan kimselerdir.
Yazı dizimiz kitap halinde yayınlanırken 12 İmam'ın kişilikleri ve hayatları hakkında ayrı ayrı, yeterli bilgi verilecektir. Gazete sütunlarının müsait olmadığını sayın okuyucularımız da takdir ederler.
Burada sadece 12 İmam'ın sırayla isimlerini yazmakla yetineceğiz. Şöyle:
Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ali Zeynel Abidin, Hz. Muhammed Bakır, Hz. Cafer Sadık, Hz. Musa Kazım, Hz. Ali Rıza, Hz. Muhammed Bin Ali Rıza el Cevad, Hz. Ali el Hadi, Hz. Hasan el Askeri, Hz. Muhammed Bin Hasan el Mehmed. Allah hepsinden razı olsun...
Müslümanlardan saygı
Adlarını yazdığımız yüksek şahsiyetli 12 İmam'a yalnız Aleviler değil bütün Müslümanlar sevgi ve saygı gösterirler. Sünnilerden bir tek kişinin çıkıp da bu muhterem ve mübarek insanlara saygısızlık etmesi düşünülemez. Ancak, Sünnilerimiz de, Alevilerimiz de birçok tarihi değerlerimizi genç nesillerimize yeteri kadar aktarmamış, anlatıp öğretememişizdir. Bu da hepimizin kusurudur.
12 İmam'dan her biri kendi yaşadıkları dönemde Müslümanların derin sevgi ve saygısına muhatap olmuşlardır. Onlar halkın içinde daima bir yıldız gibi parlamışlar ve herkes onlara yakın olmak için gayret göstermişlerdir. Küçük yaşta kaybolan 12. İmam hariç, diğerlerinin tamamı alim, arif ve âbid kimselerdi. Yani yüksek bilgin, yüksek maneviyat sahibi ve üstün birer dindar olan kimselerdi. Halk, dini konularda hep onların görüşlerine başvurur, onlardan aldıkları bilgilere göre hareket ederlerdi.
Cafer Sadık ve Hanefilik
Türk halkının çoğunlukla bağlı olduğu Hanefi mezhebinin imamı Numan B. Sabit Ebu Hanife'dir. Yani Sabit oğlu ve Hanife'nin babası Numan'dır. Ama kısaca Ebu Hanife veya İmam-ı Azam denir.
Cafer Sadık ise 12 İmam'ın 6.'sı ve zamanın en büyük alimidir.
Ebu Hanife, Cafer Sadık'ın 2 yıl öğrencisi olmuştur. Ondan çok önemli bilgiler öğrenmiştir. Hatta Ebu Hanife'nin şöyle söylediği rivayet edilir:
"Lev la senetan, leheleke Numan" yani "O 2 sene olmasaydı, Numan (kendisi) helak olurdu (gerçeği bulamazdı)" demiştir.
Bu konu çok önemlidir. Demek; bugünkü Hanefi mezhebinin imamı yani önderi ve kurucusu, Cafer Sadık'tan çok önemli bilgiler öğrenmiş, o kadar önemli bilgiler almıştır ki, "Eğer onları öğrenmeseydim, helak olurdum, mahvolurdum, gerçeği bulamazdım" demiştir.
Ebu Hanife de ehlibeyt yanlısıdır
Hanefi mezhebinin imamı, Cafer Sadık'ın öğrencisi Ebu Hanife de hayatı boyunca ehlibeyt taraftarı olmuştur. Hz. Ali'yi ve onun davasını benimsemiş, Emevilere karşı çıkmıştır. Hz. Ali'nin evlatlarına yapılan zulmü kınamış ve daima mazlumlardan yana tavır koymuştur. Haksızlığa boyun eğmemiş ve onlara taraftar olmamıştır. Emeviler döneminde yaşamasına rağmen onların emrine girmemiş, yüksek görevler teklif edilmesine rağmen hiçbirini kabul etmemiş, böylece Emevi yönetimine yardımcı olmamıştır. Aksine halk içinde Emevilerin aleyhine fetvalar vermiş, konuşmalar yapmıştır. Bu yüzden de ağır işkencelere maruz kalmıştır....
Kısacası Hanefi mezbebinin imamı Ebu Hanife, hem Cafer Sadık'ın öğrencisi olmuş, hemde Emevilere karşı mücadele vermiş ve böylece bizzat kendisi ehlibeyt yanlısı olmuştur.
Hanefiler de ehlibeyt yanlısıdır
Ebu Hanife'nin Emevilere karşı mücadele vermesi, Cafer Sadık'ın öğrencisi olması ve tam bir ehlibeyt yanlısı bulunması, onun mezhebine de yansımıştır. Yani Hanefi mezhebine bağlanan kimseler de ehlibeyt yanlısı olmuşlardır. Konuyu ayrıntıya götürmeden ve bilgisi yeterli olmayan kimseleri hesaba katmadan düşündüğümüz zaman, bütün Hanefilerin ehlibeyte saygı ve sevgi gösterdiklerini söylemek gerçeğin ifadesi olacaktır.
Anadolu Ali dolu
İşte Anadolu halkı, işte bütün Türk dünyası tamamı ehlibeyti sever ve sayar. Anadolu'da ve bütün Türk ülkelerinde 3 evden birinde ya Ali var, ya Hasan vve Hüseyin var veya Fatma vardır. Bu isimler ehlibeytin omurgasıdır. Kısacası Anadolu Ali doludur, Hasan ve Hüseyin doludur. Fatıma ve Zeynep doludur...
Ama Türkler de bir tane olsun Muaviye adına, Yezit adına rastlanmaz. Çünkü Türkler onları ehlibeyte zulüm yapan kimseler olarak bilirler.
Buna rağmen Alevilere nasıl birçok iftiralar atıldığı gibi, Hanefilere de Yezitler diye iftiralar yapılmıştır. Bunlar yanlış ve zararlı sözlerdir, yalan ve iftiralardır. Allah Yezide de onun yardımcılarına da lanet eylesin..
Alevi-Sünni kardeştir, ayrım yapan kalleştir.
Bir süre süre önce Sayın Prof. Dr. İzzettin Doğan bey, bizi Cem Vakfı'nın kuruluş yıldönümü kutlamaları için verilen yemekli toplantıya davet ettiler. Gittik, güzel bir toplantı oldu, konuşmalar yapıldı, türküler söylendi. Bir ara masada otururken yanıma bir kamera ile bir muhabir yaklaştı ve "Bir televizyon için ropörtaj yapıyorum. Aleviler için ne diyorsunuz?" dedi. "Bütün Anadolu Alevidir, 3 even birinde ya Ali, ya Hasan, ya Hüseyin ya da Fatma vardır demek bütün Anadolu Alevidir" dedim.
Bu defa muhabir: "Öyleyse bu Alevi-Sünni ayrılığı nedir" diye sordu.
Bu soruya da şu cevabı verdim: "Alevi-Sünni kardeştir, ayrım yapan kalleştir" dedim. Muhabir teşekkür etti ve uzaklaştı.
Bir süre sonra beni kısa bir konuşma yapmak üzere kürsüye davet ettiler. Ben de muhabirle yaptığımız konuşmayı aynen anlattım. Tabii salonda büyük bir alkış sesi yükseldi.. Burada kalleş sözü biraz kaba ve argo oldu ama, kafiye güzel olduğu için sayın okuyucularımızdan özür diliyorum.
Yarın: Alevilerde İslam'ı yaşama yolları
|