kapat
01.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kanlı eller

PKK'nın ardındaki, kan kokusu sinmiş, gizli ellerin tek tek deşifre olması bağlamında birkaç satırÉ

William Graham Sumner, "Folkways" adlı eserinde, "Statü, ırk, fiziki görünüş, cinsiyet, dil, ideoloji, tarih ve türlü tuhaf veya sapık davranışlar, gruplararası gerginliklere, düşmanlıklara, anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu potansiyel düşmanlığı besleyen duyguya etnosantrizm denilir" der.

Sumner, "Etnosantrizm"i insanın kendi grubunu, her şeyin merkezi yapması ve bütün grupları kendi grubuna göre derecelendirmesi diye tarif eder.

Türkiye'de yaşanan sorun da "realite"nin ötesinde, benzer kamplaşmaların içine hapsolmuş, "Etnosantrik" bir hal almıştır. Karşılıklı olarak, potansiyel düşmanlığı besleyici, hamasi bir edebiyat ile yara dağlanmıştır. Labirentlerin hep kapalı olması ve çözümün bir türlü gelememesinin bir nedeni de bu sosyolojik olgunun dikkate alınmamasında yatıyor. Şimdiye kadar uygulanan çifte standartlar da çözümü geciktiriyor.Son olarak gündeme gelen Kürtçe eğitim talebi de bunun bir uzantısı

MASKE DÜŞÜRMEK

Nitekim

Eski Yunan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos da, Mega Tv'ye yaptığı açıklamada, PKK'nın başı Abdullah Öcalan'la ilgili şunları söylüyordu:

"Öcalan, Şam'dan ayrılınca üç seçeneği vardı. Biri, dağlarda yoldaşlarıyla birlikte ölene dek çarpışmak. Ama Öcalan şerefli bir gerilla ruhuna sahip değildi. İkincisi, İtalya'da kalabilirdi. Ama o iltica talebi görüşülürken Atina'ya kaçmayı yeğledi. Öcalan, üçüncü seçeneği kullandı; yani Kürt meselesinde ikinci cephe açmayı. Atina'ya giderse, Türkiye ile Yunanistan'ı savaş noktasına getireceğini biliyordu. Bunu istedi!" Bu sözler, bir dönemin yaşanan kirli ilişkilerini su üstüne çıkarıyor

Diplomasi koridorları, çeşitli Avrupa ülkelerinden arka arkaya gelen açıklamalarla çınlamaya başladı

Herkes sırayla günah çıkarıyor

Yunanistan'da, önce istihbaratın başı bir açıklama yaparak, "Bu işin arkasındaki asıl güç biz değiliz" dedi

İşaret parmağı ile bir başka adresi gösterdiÉ

Kirli oyunda sadece bir piyon olduklarının altını çizdiÉ

KİRLİ OYUN

Şimdi de dönemin Dışişleri Bakanı, "Bizim öyle bir niyetimiz yoktu.

Apo yüreksiz herifin tekiydi" demeye getiriyor

Diğer taraftan da, kendilerinin istediği gerilla mücadelesini Apo veremediği için onu "şerefli bir gerilla ruhuna" sahip olmamakla suçluyor

Görünen o ki, diplomasi jargonundaki tabiriyle, Apo'nun son kullanım tarihi geçtiÉ Onun için şimdi önüne gelen, onu günah keçisi ilan edip tekmeliyor. PKK'nın ardındaki "kanlı eller"ini gizlemeye çalışıyorÉ

Hapishanede, avukatları aracılığı ile yandaşlarına mesaj üstüne mesaj yollayan Apo, acaba şimdi ne tür bir kirli oyuna, alet edildiğinin farkına varabilmiş midir?

Ya da bunu anlayabilecek bir çap, yürek onda var mıdır?

Sanmam!

KAN ÇİZGİSİ

Bu anlamda birkaç satır daha...

Prof. Vamık Volkan'ın "Kan çizgisi" adını taşıyan kitabında, Apo'nun büyüme dönemine dair şu notlar düşülmüş:

"Yöredeki geleneklerin aksine, Öcalanlar'ın evinde sözü daha çok geçen annedir. Bu durum, köy kahvesinde de fısıltı konusudur.

Baba üzgündür. Okuldaki çocukların da, ailelerinden işittiklerini tekrarlamasıyla Öcalan mutsuzdur. Bunaldığı zamanlar köyü bırakır, tek başına dağlara çıkar.

Bir keresinde başını çevirdiğinde yanında babasını görür. O da kendini köyde yalnız hissetmekte ve dağlara çıkmaktadır.

Oğluna, kuvvetli olmasını, kendisini aşağılamaya kalkışanları dövmesini, herkesin ondan korkmasını, söyler.

Çocuk Abdullah eve gider, annesinden de azar işitir. 'Git, seninle alay edenleri döv, eve öyle gel' der.

Bu telkinlerle zaman içinde Abdullah Öcalan, köy çocuklarının içinde en kavgacı ve en korkulanı olur.

Dövmekte...

Sonra dağa çıkmaktadır.

Ondan çekinen çocuklar da Öcalan'la birlikte dağa çıkarlar."

KIRILMA NOKTASI

Prof. Vamık Volkan'ın kitabında, daha sonraki yıllarla ilgili başka psikolojik gözlemler de var.

Evi terk, eğitim, öğrenci gösterileri, dönemin siyasal akımları, o devrin gözde kitapları, sol çevre gibi...

Yaşadığı bu olumsuz koşullar onu, Türkiye üstüne kirli oyunlar tezgahlayanların kucağına düşürmüş, maşası yapmıştır...

Ki...

Bernard Russel'ın "İktidar" kitabında, bu tür hastalıklı kişilikler için yapılan genel tanımlama, hep sorunlu çocukluk dönemidir...

Şiddet dolu büyüme evresidir...

Bu bakımdan, büyüme evresini, bu tür acılar ve komplekslerle geçirmiş

bir zavallı ismin, sağlıklı bir eylem içinde bulunmasını beklemek doğru değildir...

11 Eylül sonrasında, ABD Başkanı Bush "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" demiş ve terörle uluslararası alanda topyekun bir mücadele başlatmıştı...

O halde, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde, istemedik kriter bırakmayanların, şimdi de teröre destek vermenin kriterlerini net bir şekilde ortaya koymaları gerekmez mi?

Yunan tavernalarında şarkıcının söylediği gibi:

"Haydi nerede eller, hadi bakalım, şimdi o elleri görelim!"

Onun için şimdi kimse "kanlı elleri"ni gizlemeye kalkmasın...

Yunanistan, ilk olarak o elleri havaya kaldıran oldu..

Şimdi, sıradaki...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır