Bizim iyi taraflarımızı güzel kullandık, karşı tarafın zaaflarından faydalandık. Onların iyi taraflarını da köreltmeye çalıştık. Yukarıdaki de bize yardımcı oldu, işi bitirdik. Biz bayram yaptık, Almanlar matem. Bu maçtan sonra bir Alman televizyonunda canlı yayında bizi çok iyi tanıyan Kalli konuşuyordu: "Merak etmeyin, Türkler böyle karşılaşmaları alırlar, sonra giderler hiç umulmadık maçlarda puan kaybederler. Üzülmeyin" diyordu.
Almanya'da yaşayan Türkler'e çok ters geldi, sinirlendiler. Ama adam gerçeği söylüyordu. Biz zaten gerçekleri söyleyen herkese ters geliriz, ters bakarız. Bizi hep allayıp pullayacaklar. "Aslansın, dünyada senden güçlüsü yok. Seni kimse yenemez. En iyi futbolu sen oynarsın, en iyi seksi sen yaparsın" diyenlere bayılırız. Ama kazın ayağının öyle olmadığını yıllar sonra görüyoruz.
Hemen şu arada bir şeyden bahsetmek istiyorum. Futbol Federasyonu'nun görevi nedir? Futbolu sevdirmek ve yaygınlaştırmak. Türkiye'de de tam tersi, futboldan soğutmak. Ben bile oturdum bu hafta Manchester United-Chelsea maçını izledim. Kimileri de Bayern-Schalke maçını izlemişler. Bu gidişle 6 ay sonra Avrupa takımlarını daha iyi tanıyacağız herhalde.
Denizli'nin elindeki kadro kısıtlı. Bu kadar kalitesiz yabancının cirit attığı, topa şut değil de tekme atan ithal oyuncuların mücadele ettiği bir ülkenin milli takımı, Almanya ile oynayacak. Rüştü hatalı gol yedi, morali bozuk. Alternatif yok. Neden, sistemden. Maier televizyonlara beyanat verdi. "Şu kaleci milli takıma aldığınızdan daha iyi" diye. Ribbeck de ona yanıt verdi: "Sen sesini kes." Türkiye'de bu konularda ağzımızı açmaya şansımız yok ki, sesimizi keselim.
Nasıl oynamalıyız? Kontrollu, temkinli, dolmuşa gelmeden ama hiçbir şekilde uyumadan. Gözümüzü dört açarak mücadele etmeliyiz. Sonra da yeri gelince vurup kaçmalıyız. Tabii biz bunları düşünürken, Ricbeck de aynen bizim gibi "Alın da kaçın arkadaş" der mi, iki tokat atıp bizi köşeye oturtturur mu? Almanlar pek maceraya girmeyi sevmezler. Onun için mutlak suretle, yemeden önce atıp sonra işi sağlama bağlamak isteyeceklerdir. Çok kapanırsak, yüklenip kapıyı yıkma yöntemine gireceklerdir. İşte bu noktada fizik gücümüz yeterli olacak mı, yoksa Allah korusun sinirlenip sahada eksik mi kalacağız? Bütün korkum burada.