Levent GÜRSES
Çİn, bu ay başından itibaren komünist devrimin 50 yılını kutluyor. Komünist Parti 1949'da iktidara geldiğinde dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Çin, son 20 yılda yaptığı atakla dünyanın 7. büyük ekonomisi durumuna geldi. Yılda ortalama yüzde 10 büyüme ile 1 trilyon dolar seviyesine yaklaşan ekonomisi, büyüklük açısından İngiltere ve İtalya ile rekabet ediyor. Birçok Batılı ekonomist, Çin'in bu yüzyılın başında ABD ve Japonya'nın önüne geçerek dünyanın en büyük ekonomisini olacağını savunuyor.
Çin ekonomisinin uzun yürüyüşü, 1978'de Mao'nun ölümü ve Deng Şiaoping'in iktidara gelmesinin ardından piyasa ekonomisinin kabul edilmesiyle başladı. 20 yıl boyunca yüz milyonlarca kişi yoksulluktan kurtuldu, Çin dünya ticaretinin en büyük oyuncularından biri oldu.
Ancak şimdi büyüme ve uygulanan strateji tehdit altında. Tüm gelişmekte olan ülkeleri imrendiren yabancı yatırımlar yavaşlıyor. UNCTAD'ın raporuna göre, Çin'e geçen yıl 46 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım gitti. Bu rakamın 1999'da 35 milyar dolara inmesi bekleniyor.
Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların raporlarına göre, yatırımlardaki ve büyümedeki hızlı artış Çin'de yoksulluğun azalmasına beklenildiği kadar yardımcı olmadı. Çünkü, yatırımlar Şanghay, Hong Kong yakınlarındaki İnci Irmağı Deltası ve Tayvan'ın tam karşısındaki Fuijan gibi bölgelerde yoğunlaştı. Böylece bölgeler arasındaki uçurum artarken, nüfusun yüzde 13.5'i yoksulluk sınırının oldukça altında yaşamaktan kurtulamadı. .
Kamuya ait ve zarar eden fabrikaların olası bir yeniden yapılandırılma programı çerçevesinde işsiz kalacak 100 milyon kişinin de bu eşitsizliğe önemli etkide bulunması bekleniyor. Yeni yüzyılın ilk 10 yılı Çin ekonomisi için oldukça zor geçecek. En büyük sorun, aşırı istihdam ve verimsizlik gibi sorunlarla boğuşan dev kamu endüstrilerinde reform olacak.