Türkiye'de ekonomik olgu ve olayların yorum ve değerlendirmesinde çok eksiğimiz var. DİE verileri yorumlamadan yayınlıyor. Kişi ve kurumların çoğunluğu verileri işine geldiği gibi yorumluyor.
Geçen pazar günü açıklanan enflasyon oranları sonrasında da aynı olay yaşandı. Başta Başbakan olmak üzere para ve sermaye piyasasındaki uzmanların çoğu enflasyon oranlarının artış eğiliminde olduğu yorumunu yaptı. Oysa enflasyon oranları, son bir yıl içinde dünya petrol fiyatlarındaki olağanüstü artış dikkate alındığında çok ılımlı düzeylerde kalmıştı.
ABD ve Avrupa ülkelerinde, ekonomi yönetiminin başarısını ölçmek için normal oranların yanında bir de petrol ve gıda fiyatları dışta tutularak enflasyon oranları hesaplanıyor. Çünkü, tarımsal üretimi genelde yağış durumu, akaryakıt fiyat düzeyini ise dünya fiyatları belirliyor.
Çekirdek enflasyon denen gösterge, ekonomi yönetiminin denetleyemeyeceği değişkenleri dışta tuttuğu için, fiyat trendini daha gerçekçi yansıtabiliyor.
Ekonomideki talep daralması ve firmaların rekabete eskisine göre daha önem vermeleri nedeniyle çekirdek enflasyon gerileme eğilimi gösteriyor. Ancak OPEC'in girişiminin başarılı olması ve varil başına petrol fiyatlarının dolar bazında 10 ayda yüzde 142 artması, enflasyondaki gerileme eğilimini perdeliyor. Petrol ve elektrik fiyatları normal düzeylerde olsaydı, dokuz ayda yüzde 40 olan TEFE yüzde 32.4'e inecek, 12 ayda yüzde 54.4 olan oran ise 10 puan daha düşük düzeyde gerçekleşebilecekti. Petrol ürünlerini girdi olarak kullanan sektörlerdeki fiyat hareketlerini, DİE'nin girdi-çıktı tablosuna göre dikkate aldığımızda daha da düşük enflasyona ulaşmak mümkün olabilecekti.
Hükümetin ve uzmanlarını bu gerçekleri göz ardı edilerek yapılan açıklamaların faturası sabit gelirlilere çıkıyor. Çünkü genel yorum enflasyonun yükseldiği şeklinde olunca, etten süte, kiradan hastane ücretine kadar her mal ve hizmete daha yüksek oranlarda zam yapılıyor.
İhale öncesi para piyasasında yanlış yorum yapan uzmanlar, artan faiz oranı nedeniyle, bankaların ve rantiyenin kazancını artırıyor.
* Eylül ile Ağustos'u karşılaştırmak ve oranlar yükseldi demek doğru değil. Çünkü Eylül enflasyonu son 20 yılın hepsinde, mevsimlik fiyat hareketleri nedeniyle Ağustos'tan hep yüksekti... Bu Eylül'deki TÜFE'de artış yüzde 6 ile geçen yılın aynı ayındaki yüzde 6.7'nin altında kaldı. Yükselme değil düşüş var.
* Aynı yöntemi kullandığımızda, geçen Eylül'de yüzde 5 olan TEFE'nin bu yıl 5.9 olduğunu görüyoruz. İlk bakışta tırmanış varmış gibi. Ancak bu artış ham petrol fiyatlarının tırmanışından kaynaklandı. Petrol normal artsaydı, bu oran da o kadar yüksek olmayacaktı.